Ekonomi

Motor Aşin CEO'su Aşçı Yatırım rekabeti artık fabrika kurmaktan ibaret değil

BYD'nin Türkiye yatırımını takvimsiz şekilde askıya alması, Hyundai'nin İzmit'te
batarya montaj yatırımıyla elektrikli araç üretim planını güçlendirmesi ve Renault'nun
Bursa merkezli yeni model yatırımlarına devam etmesini değerlendiren İTO
52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO'su Saim Aşçı, Türkiye otomotiv ekosisteminin
yeni bir eşiğe geldiğini belirtti. Aşçı, Türkiye için mesele yalnızca yeni
fabrika yatırımı çekmek değil, gelen yatırımı yüksek yerli katma değere, güçlü
tedarik zincirine, ihracat kabiliyetine ve sağlıklı satış sonrası ekosistemine
dönüştürmektir dedi.

Türkiye otomotiv sanayisi, son günlerde üç önemli gelişmeyi aynı anda tartışıyor.
Çinli otomotiv üreticisi BYD'nin Manisa yatırımını takvimsiz şekilde askıya alması,
Hyundai'nin İzmit'te batarya montaj yatırımıyla elektrikli araç üretim planını
güçlendirmesi ve Renault'nun Bursa merkezli yeni model yatırımlarını kararlılıkla
sürdürmesi, sektörün geleceğine ilişkin farklı başlıkları aynı anda gündeme
taşıdı.

İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO'su Saim Aşçı, söz konusu gelişmelerin ilk
bakışta birbirine zıt haberler gibi okunabileceğini, ancak daha geniş çerçeveden
değerlendirildiğinde Türkiye otomotiv ekosisteminin yeni bir yol ayrımında
olduğunu gösterdiğini söyledi.

Aşçı, Bugün tartıştığımız konu yalnızca bir markanın yatırım kararından ibaret
değil. Avrupa ile Çin arasındaki elektrikli araç rekabeti, yerli katkı oranı, üretim
lokasyonu, tedarik zinciri güvenliği, satış sonrası hizmetler ve yedek parça
ekosistemi aynı anda yeniden şekilleniyor. Türkiye otomotivde bir kayıp hikâyesiyle
değil, yeni rekabet şartlarına uyum zorunluluğuyla karşı karşıya dedi.

BYD'nin bekleme kararı tek başına Türkiye'nin üretim kabiliyetine olumsuz hüküm
anlamına gelmez
BYD'nin Türkiye yatırımını askıya almasının, Türkiye'nin otomotiv üretim kabiliyetine
dair tek başına olumsuz bir hüküm olarak değerlendirilmemesi gerektiğini
vurgulayan Saim Aşçı, yeni nesil otomotiv yatırımlarında karar mekanizmalarının
geçmişe kıyasla çok daha karmaşık hale geldiğini ifade etti.

Aşçı, Yeni dönemde otomotiv yatırımları yalnızca üretim maliyetiyle açıklanamaz.
Avrupa pazarına erişim, yerli içerik kuralları, batarya tedariki, teşviklerin
bağlayıcılığı, lojistik avantaj, regülasyonlara uyum ve stratejik konumlanma yatırım
kararlarında birlikte değerlendiriliyor. Çinli üreticiler açısından Avrupa
içinde üretim yapmanın önemi artarken, Türkiye'nin Gümrük Birliği avantajı değerli
olmakla birlikte tek başına yeterli görülmeyebilir. Avrupa Birliği'nin Çin
menşeli elektrikli araçlara yönelik ek vergi uygulamaları ve yerli katkı tartışmaları,
yatırım kararlarını daha hassas ve çok katmanlı hale getiriyor diye
konuştu.

Hyundai ve Renault'nun mesajları Türkiye için dengeleyici gelişmeler
Hyundai ve Renault'nun Türkiye'ye yönelik yatırım mesajlarının, otomotiv sanayisi
açısından kritik bir denge unsuru oluşturduğunu belirten Aşçı, Türkiye'nin yalnızca
klasik içten yanmalı araç üretiminde değil, elektrikli mobilite zincirinde
de daha güçlü rol üstlenmek istediğini söyledi.

Aşçı, Hyundai'nin İzmit'te batarya montaj yatırımıyla elektrikli araç üretim planını
desteklemesi, Türkiye'nin elektrikli mobilite değer zincirinde daha fazla
yer alma iradesini gösteriyor. Renault'nun Bursa'da yeni modeller ve esnek platform
yatırımlarıyla ilerlemesi ise Türkiye'nin çoklu güç aktarma teknolojilerine
açık, ihracat odaklı ve mühendislik kabiliyeti güçlü bir üretim merkezi olarak
konumunu koruduğunu ortaya koyuyor. BYD'nin bekleme kararı Türkiye için bir
uyarıdır, Hyundai ve Renault'nun yatırım mesajları ise Türkiye'nin hâlâ güçlü bir üretim
zemini sunduğunu gösteren dengeleyici gelişmelerdir ifadelerini kullandı.

Yatırım rekabeti artık fabrika kurmaktan ibaret değil
Otomotivde yatırım rekabetinin artık yalnızca fabrika kurmak başlığı altında
değerlendirilemeyeceğini dile getiren Saim Aşçı, sektörün teknoloji, tedarik zinciri,
pazar erişimi ve yerli katkı oranı üzerinden yeniden tanımlandığını belirtti.

Aşçı, OEM tarafında en önemli değişim şu: Rekabet artık 'kim fabrika kuracak?'
sorusundan 'hangi teknolojiyle, hangi tedarik zinciriyle, hangi pazara ve hangi
yerli katkı oranıyla üretim yapılacak?' sorusuna taşındı. Türkiye için fırsat
hâlâ güçlü, ancak bu fırsat klasik montaj yatırımlarından daha fazlasını gerektiriyor.
Batarya paketleme, güç elektroniği, termal yönetim, yazılım, ADAS sistemleri,
bağlantılı araç teknolojileri ve yüksek voltaj güvenliği gibi alanlarda
yerli kabiliyet geliştirmek artık tercih değil, stratejik zorunluluk dedi.

Tedarik sanayisi tek bir yatırım haberine bağlı kalmadan yeni parça ailelerine
hazırlanmalı
Türkiye tedarik sanayisinin son gelişmeleri iki yönlü okuması gerektiğini belirten
Aşçı, BYD yatırımındaki gecikmenin kısa vadede Manisa çevresinde oluşması beklenen
yeni tedarik hacmini ve lokalizasyon beklentilerini yavaşlatabileceğini
söyledi. Buna karşılık Hyundai ve Renault gibi Türkiye'de yerleşik üreticilerin
yeni model yatırımlarının tedarik sanayisi için istikrar sağlayan önemli bir karşı
ağırlık oluşturduğunu vurguladı.

Aşçı, Tedarikçiler için ana mesaj çok net: Tek bir yatırım haberine bağlı kalmadan
elektrikli ve hibrit araçların ihtiyaç duyduğu yeni parça ailelerine hazırlanmak
gerekiyor. Türkiye'nin tedarik sanayisi çok güçlü bir birikime sahip. Ancak
yeni dönem yalnızca metal, plastik veya mekanik parça üretiminden ibaret değil.
Elektronik, yazılım, batarya dışı elektrikli araç komponentleri, sensör teknolojileri,
termal yönetim ve yüksek voltaj güvenliği gibi alanlara yatırım yapan
tedarikçiler önümüzdeki dönemde daha rekabetçi olacak değerlendirmesinde bulundu.
Satış sonrası pazarda dönüşüm sessiz ama çok daha derin ilerliyor
Elektrikli ve hibrit araçların yaygınlaşmasının satış sonrası hizmetler ve yedek
parça sektöründe de köklü bir dönüşüm oluşturduğunu belirten Saim Aşçı, bazı klasik
bakım kalemlerinin azalmasına karşın yeni nesil parça ve hizmet alanlarının
hızla büyüyeceğini ifade etti.

Aşçı, Elektrikli araçlarda yağ, filtre ve bazı mekanik bakım kalemleri azalıyor
olabilir, ancak bu, satış sonrası pazarın küçüleceği anlamına gelmiyor. Aksine
pazarın niteliği değişiyor. Batarya soğutma sistemleri, elektronik kontrol üniteleri,
sensörler, kamera ve radar sistemleri, fren rejenerasyonuna bağlı farklı
aşınma profilleri, lastik tüketimi, süspansiyon yükleri, gövde parçaları, yüksek
voltaj güvenliği ve yazılımsal teşhis sistemleri satış sonrası sektörün yeni
gündemleri olacak dedi.

Çinli markalar üretim yatırımı gecikse bile satış sonrası tarafında etkisini sürdürecek
Çinli otomotiv markalarının Türkiye pazarındaki varlığının yalnızca üretim yatırımları
üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Aşçı, araç parkına giren
her yeni markanın bağımsız yedek parça kanalı için hem fırsat hem de risk oluşturduğunu
söyledi.

Aşçı, Çinli markaların Türkiye'deki varlığı üretim yatırımı gecikse bile satış
sonrası tarafında etkisini sürdürecek. Araç parkına giren her yeni marka, bağımsız
yedek parça kanalı için yeni ürün grupları, yeni tedarik ilişkileri ve yeni
servis ihtiyaçları anlamına geliyor. Ancak bu sürecin riskleri de var. Parça erişimi,
teknik veri, teşhis cihazları, garanti süreçleri ve marka kontrollü satış
sonrası kanalların bağımsız pazarı daraltma ihtimali dikkatle takip edilmeli
ifadelerini kullandı.
Geleceğin yedek parça pazarı teknik bilgiye, veriye ve hızlı tedarik kabiliyetine
sahip olanların pazarı olacak
Türkiye yedek parça sektörünün elektrikli ve hibrit araçlara yönelik hazırlıklarını
hızlandırması gerektiğini vurgulayan Aşçı, sektörün yalnızca ürün bulundurma
kabiliyetiyle değil, teknik bilgi ve veri yönetimiyle de rekabet edeceğini söyledi.
Aşçı, Türkiye yedek parça sektörü bugünden elektrikli ve hibrit araç eğitimlerine,
yüksek voltaj güvenliği sertifikasyonuna, teknik veri erişimine, batarya
dışı elektrikli araç komponentlerine, termal yönetim parçalarına, elektronik
arıza teşhisine,

ADAS kalibrasyonuna ve Çin menşeli araçların parça standardizasyonuna hazırlanmalı.
Geleceğin yedek parça pazarı sadece rafında ürün bulunduranların değil, teknik
bilgiye, veriye, doğru teşhis kabiliyetine ve hızlı tedarik gücüne sahip olanların
pazarı olacak dedi.

Yeni dönemde hız kadar hazırlık, üretim kadar teknoloji, satış kadar satış sonrası
yetkinlik belirleyici olacak
Türkiye'nin otomotivdeki başarısının önümüzdeki dönemde yalnızca yatırım çekme
kapasitesiyle ölçülemeyeceğini ifade eden Saim Aşçı, asıl belirleyici unsurun yatırımın
ülke içinde oluşturduğu katma değer olacağını söyledi.

Aşçı, sözlerini şöyle tamamladı:
Türkiye otomotiv sanayisi güçlü bir üretim geçmişine, ihracat deneyimine, nitelikli
insan kaynağına ve gelişmiş bir tedarik altyapısına sahip. Ancak yeni dönem
farklı bir hazırlık seviyesi gerektiriyor. Başarı artık yalnızca yatırım çekmekle
değil, gelen yatırımı yüksek yerli katma değere, güçlü tedarik zincirine,
ihracat kabiliyetine ve sağlıklı satış sonrası ekosistemine dönüştürme becerisiyle
ölçülecek. Bugün yaşanan gelişmeler sektörün tüm oyuncularına aynı mesajı veriyor:
Otomotivde yeni dönem başladı. Bu dönemde hız kadar hazırlık, üretim kadar
teknoloji, satış kadar satış sonrası yetkinlik belirleyici olacak.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -