Ekonomi

Neo Portföy/Nalbantoğlu Risk yönetimi yatırım kararlarının daha fazla içinde olacak

SPK'nın Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'de yaptığı değişikliklerle fon yönetiminde
sorumluluk, risk yönetimi ve yatırımcı bilgilendirmesi yeniden şekilleniyor.
2029'dan itibaren bir portföy yöneticisi en fazla 10, 2031'den itibaren ise 7
fon yönetebilecek. Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür
Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, yeni dönemin fon sektöründe niceliksel büyümeden
nitelikli büyümeye geçişi hızlandıracağını belirtti.

Türkiye'de yatırım fonlarına yönelik ilgi artarken, sektörün büyümesiyle birlikte
fon yönetiminde uzmanlık, risk kontrolü ve yatırımcı iletişiminin önemi de giderek
yükseliyor. Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28 Ağustos 2026 tarihinde Yatırım
Fonlarına İlişkin Rehber'de yaptığı değişiklikler ise bu dönüşümün önemli adımlarından
biri olarak öne çıkıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte fon sektöründe yalnızca
yönetilen varlık büyüklüğünün değil, fonların nasıl yönetildiğinin, yatırım
kararlarının hangi analizlere dayandığının ve yatırımcıya sunulan bilginin niteliğinin
daha fazla önem kazanması bekleniyor.

Bir Yönetici En Fazla 10 Fonda Görev Alabilecek
Yeni dönemin dikkat çeken başlıklarından biri portföy yöneticilerinin sorumluluk
alanlarının yeniden düzenlenmesi oldu. Her fon için biri sorumlu olmak üzere en
az iki portföy yöneticisinin görevlendirilmesi öngörülürken, bir portföy yöneticisinin
yönetebileceği fon sayısına da kademeli sınır getiriliyor. Buna göre
1 Ocak 2029 itibarıyla bir portföy yöneticisi en fazla 10 fonun, 1 Ocak 2031 itibarıyla
ise en fazla 7 fonun yönetiminde görev alabilecek. Özel fonlar dahil serbest
fonlarda ise şirket bünyesinde istihdam edilen portföy yöneticisi sayısı,
şirketin kurucusu olduğu serbest fon sayısının altında olamayacak. Mevcut fonlar
için bu kurala uyum süresi 30 Haziran 2029'a kadar devam edecek.

Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu,
düzenlemenin fon sektöründe büyümenin niteliğini de gündeme taşıdığını belirterek,
Fon sektöründe artık yalnızca kaç fon bulunduğu ya da ne kadar büyüklüğe
ulaşıldığı değil, her bir fonun arkasındaki uzmanlık ve yönetim kapasitesi daha
fazla önem taşıyacak. Yatırımcı açısından fonun geçmiş performansı kadar, bu
performansın hangi strateji ve risk yaklaşımıyla ortaya çıktığını bilmek de kritik dedi.

Risk Yönetimi Yatırım Kararlarının Daha Fazla İçinde Olacak
Düzenlemenin öne çıkan bir diğer başlığı ise risk yönetiminin yatırım kararlarıyla
daha güçlü biçimde ilişkilendirilmesi. Stres testleri, riske maruz değer hesaplamaları
ve diğer risk ölçüm sonuçlarının yatırım kararlarında dikkate alınması
zorunlu hale geliyor. Ayrıca bir sermaye piyasası aracının geçmiş 30 günlük
ortalama değerinin, aynı dönemdeki ortalama fon portföy değerinin yüzde 5'ine ulaşması
veya bu oranı aşması halinde, ilgili yatırım kararlarının dayandığı araştırma
ve analizlerin genel müdür onayına sunulması gerekecek. Onay sonrasında
yatırımın değeri, karşı taraf riski ve portföy yoğunlaşmasına ilişkin en fazla
15 günlük aralıklarla raporlama yapılması ve ilgili kayıtların en az 5 yıl saklanması
öngörülüyor.

Nalbantoğlu, bu yaklaşımın yatırım kararlarının arkasındaki gerekçeleri daha görünür
hale getireceğini ifade ederek, Risk yönetiminin yatırım kararından sonra
devreye giren bir kontrol mekanizması olmaktan çıkıp karar sürecinin bir parçası
haline gelmesi, fon yönetiminde önemli bir kalite standardı yaratabilir. Yatırımcı
açısından asıl değer, yalnızca getiriyi değil, o getirinin hangi riskler
alınarak elde edildiğini de anlayabilmektir diye konuştu.

Serbest Fonlarda Ölçek ve Yatırımcı Tabanı Daha Önemli Hale Geliyor
Yeni düzenlemeyle serbest fonlara yönelik yatırımcı sayısı ve ölçek kriterleri de
öne çıkıyor. Unvanında özel ibaresi bulunmayan ve TEFAS'ta işlem görmeyen serbest
fonlarda yatırımcı sayısı aylık olarak izlenecek. Yatırımcı sayısının bir
ay içerisinde 15 gün veya daha uzun süreyle 50 veya altında kalması halinde Kurula
bildirim yapılması ve fonun özel fona dönüştürülmesi, başka bir fonla birleştirilmesi,
TEFAS'ta işlem görmeye başlaması veya tasfiye edilmesi seçeneklerinden
biri için başvurulması gerekecek.

Bu gelişmenin, satış ve pazarlama anlayışında da yeni bir yaklaşımı beraberinde
getireceğini belirten Nalbantoğlu, Yeni dönemde satış ve pazarlamanın temel görevi
yalnızca fon büyüklüğünü artırmak olmayacak. Doğru ürünün doğru yatırımcıyla
buluşturulması, risklerin açık biçimde anlatılması ve yatırımcının kendi hedeflerine
uygun seçim yapabilmesinin desteklenmesi çok daha önemli hale gelecek dedi.

Şeffaflık, Daha Fazla Veri Değil Daha Anlaşılır Bilgi Demek
Yeni dönemin en önemli başlıklarından birinin yatırımcı iletişimi olacağını vurgulayan
Nalbantoğlu, fon sektöründe şeffaflığın yalnızca daha fazla veri paylaşmak
anlamına gelmediğini söyleyerek, Yatırımcı fonun stratejisini, risklerini,
likidite koşullarını ve hangi yatırım profiline uygun olduğunu anlayabilmeli. Teknik
bilgiyi artırmak tek başına yeterli değil, o bilginin yatırımcının karar
vermesine yardımcı olması gerekiyor. Portföy yönetimi, risk yönetimi, satış ve
pazarlama ekiplerinin aynı dili konuşması, yatırımcı güveninin sürdürülebilirliği
açısından belirleyici olacak ifadelerini kullandı.

Fon Sektöründe Yeni Rekabet: Nitelikli İnsan Kaynağı
Çiğdem Nalbantoğlu, sektörün yalnızca deneyimli portföy yöneticilerini transfer
ederek büyümesinin yeterli olmayacağına dikkat çekerek, analistlerin yetiştirilmesi
ve yeni nesil portföy yöneticilerinin deneyim kazanmasına yönelik yatırımların
önem kazanacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

Türkiye'de fon sektörünün ulaştığı büyüklüğü kalıcı hale getirmenin yolu, güçlü
insan kaynağı ve kurumsal yapıdan geçiyor. Önümüzdeki dönemde yatırımcı güvenini
artıran temel unsur yalnızca performans olmayacak, bu performansın nasıl üretildiğini,
hangi risklerin alındığını ve yatırımcıya ne kadar açık anlatıldığını
gösterebilmek olacak


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -