NPPES İstanbul’da nükleer enerji sektörünü bir araya getirdi
Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Balkanların en kapsamlı nükleer enerji etkinliği
olan 12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul'da başladı. Zirve'nin
açılışında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü
Salih Sarı: Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi
hedefliyoruz. Akkuyu'ya ek olarak Sinop ve Trakya'da planlanan iki
konvansiyonel nükleer santral projemiz ile küçük modüler reaktör projelerimize
yönelik çalışmalarımız devam ediyor dedi.
12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel
Kültür Merkezi'nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği
(NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın destekleriyle düzenlenen
Zirve, bu yıl Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini
Güçlendirmek temasıyla hayata geçiriliyor.
İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini,
karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir
araya getiriyor.
NPPES'in açılışında, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel
Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal,
ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada'nın Türkiye Maslahatgüzarı
Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği
Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko,
SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear
Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya
Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO'su Emil Macovei konuşma yaptı.
Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı
NPPES'in açılışında şunları aktardı: NPPES'i yalnızca bir sektör toplantısı olarak
değil, ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji
geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz
stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz, 2035 yılına kadar
7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır.
Bizim için nükleer enerji bir tercih değil, enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara
olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi,
güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından
bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini
gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu'ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri
Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata
geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme
alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu'da 300'den
fazla yerli firmamız, inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon
ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları
iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını
ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı
hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR'lar da ülkemizin
enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel
hedefimiz, 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak, bu SMR'ları
da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.
Türkiye'nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ'de kurulacak
İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: NPPES'in İTÜ'de yapılması,
Türkiye'nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil,
aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem
oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.
Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile
getiren Prof. Dr. Mandal, Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da
fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ'nün insan kaynağıyla sınırlı
kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli dedi. Prof. Dr.
Mandal, Türkiye'nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer
Teknoloji Araştırma Merkezi'nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne
de değindi.
İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin
yeni sütunlarından biri haline getirelim
ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: Yapay zeka ve veri
merkezi altyapılarının Türkiye'de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin
yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin
büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR'ların devreye alınmasını mümkün kılacak
kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar
kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur
duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar
yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD-Türkiye akademik ve araştırma değişim
programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri
bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.
Lally sözlerine şöyle devam etti: Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona
sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye'deki
teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını
güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir, çünkü nitelikli
bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm
Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin
100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni
ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.
Kanada'nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: Kanada,
yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır.
Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden
güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin
neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer
rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş
fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye'nin sanayi altyapısının,
mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri
de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister
tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri,
yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla
olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler
olduğuna inanmaktadır.
ASO Başkanı: Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026'daki konuşmasında şunları paylaştı:
Nükleer enerji, enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini
teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle
sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur.
Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı
bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü
ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir.
ABD'den Çin'e, Fransa'dan Güney Kore'ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken,
Türkiye de Akkuyu'nun ardından Sinop ve Trakya'da planlanan santraller
ve SMR'ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050'ye
kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW'ını küçük modüler
reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop
ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu'da yerlilik oranı yüzde 55'e
yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir,
bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir.
ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır, hedefimiz
Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine
dahil olmasını sağlamaktır. 12'nci Nükleer Santraller Zirvesi'nin de bu kapsamda
yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine
güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.
Türkiye'yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz
Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi Nükleer enerji, sanayi, dijitalleşme,
yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları
ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen, ekonomik kalkınma,
teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline
geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye'yi yalnızca enerji tüketen
bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat
gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız
nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya'daki yeni yatırımlar ve
SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin, ileri imalat, modüler
üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı
olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak
nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin
uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum
diye konuştu.
Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti:
2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz.
1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş
yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin
sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama
işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün
1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı
yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına
başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla
sürdüğünü gösteriyor.
Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil,
aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik
bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: Son yıllarda
nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı
hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin
halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli
ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.
Türkiye'de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz
AtkinsRéalis'in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis
& Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary
Rose şunları söyledi:Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa
girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti'ne ait CANDU teknolojisi, başarıyla
inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen
bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU'yu farklı kılan en önemli unsurlardan
biri yerelleştirme kabiliyetidir, yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi
değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca
elektrik satın almak değildir. Asıl mesele, yerli sanayiyi geliştirerek,
nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek
ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır.
Türkiye'nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye'deki
paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir
nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz.
Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon
faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak
yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri
yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada'da bir CANDU reaktörünün
ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85'inden fazlası yerli üreticiler tarafından
sağlanabilmektedir. Bu model, 250'den fazla şirketten oluşan bir tedarik
zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye'de
de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz.
Çinli SNPTC'den Türkiye'ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı
Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini
ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya
hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji
Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları
paylaştı: Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin
ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz.
Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye'de güçlü bir yerel nükleer
tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi,
nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler
ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir
iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye'nin kendi nükleer yetkinliklerini
geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu
teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız.
Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO'su Emil Macovei ise şunlara dikkat
çekti Romanya'da Cernavod? Nükleer Santrali'nde CANDU teknolojisi otuz yılı
aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla
işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir.
Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır.
Romanya'da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir.
Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği,
güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli
yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans
gerektirir.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -