Ekonomi

ORTA VADELİ PROGRAM (2027-2029)

2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP), Türkiye ekonomisinin önümüzdeki
üç yıllık dönemine ilişkin yol haritasını ortaya koyacak şekilde Cumhurbaşkanlığı
Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından
müştereken hazırlanmıştır. Program makroekonomik hedef ve tahminleri, gelir-gider
ve borçlanma görünümünü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını ve reform
gündemini ortaya koyarken merkezi yönetim bütçe sürecinin de temel çerçevesini
oluşturmaktadır.
Küresel, bölgesel ve ulusal gelişmeler dikkate alınarak hazırlanan OVP ile kamu
kesimi ve özel kesim için öngörülebilirliğin artırılması amaçlanmaktadır. Program
döneminde kamu kurum ve kuruluşlarının bütçe hazırlıkları, yasal ve idari düzenlemeleri
ile diğer karar alma ve uygulama süreçlerinde OVP (2027-2029)'de belirlenen
amaç ve öncelikler belirleyici olacaktır. Programın ilk yılında uygulanacak
politika ve somut tedbirler 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında
ayrıntılandırılacaktır.
HAZIRLIK SÜRECİ: ORTAK AKIL VE KATILIMCI ANLAYIŞ
Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını belirleyen OVP, Strateji
ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının müşterek çalışması ve ilgili
kamu kurum ve kuruluşlarının katkılarıyla hazırlanmıştır. Hazırlık sürecinde
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında özel sektör ve meslek kuruluşlarının
görüş ve değerlendirmeleri alınmış, ilgili taraflarla yürütülen istişareler
Programın politika ve tedbirlerine yansıtılmıştır.
EKONOMİ PROGRAMINDA KAYDEDİLEN MESAFE VE DIŞ ŞOKLARA KARŞI ARTAN DAYANIKLILIK
Son dönemde dünya ekonomisi, jeopolitik gerilimlerin, savaşın, yeni nesil korumacılık
eğilimlerinin ve ticaret politikalarındaki belirsizliklerin arttığı, enerji
ve emtia fiyatlarında dalgalanmaların yaşandığı zorlu bir süreçten geçmektedir.
Başlıca ticaret ortaklarımızdaki büyümenin zayıflaması ve enerji maliyetlerindeki
artış, 2026 yılına ilişkin küresel varsayımları ve Türkiye ekonomisine yönelik
tahminleri de etkilemiştir.
Buna karşın, 2023 yılından bu yana kararlılıkla uygulanan ekonomi programı kapsamında
makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, ekonomide dengelenmenin sağlanması,
enflasyon oranının düşürülmesi, dış dengenin iyileştirilmesi ve finansal dayanıklılığın
artırılması yönünde önemli mesafe kaydedilmiştir.
Büyümenin kompozisyonunda yatırımların tüketimin üzerinde seyrettiği daha dengeli
ve üretken bir yapı öne çıkarken Türk lirasına güven güçlenmiş ve önemli koşullu
yükümlülüklerden olan Kur Korumalı Mevduat uygulamasından çıkış süreci kur
baskısı oluşturmadan tamamlanmıştır. TL mevduatın toplam mevduat içindeki payı
28 Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 61,5'e yükselmiştir.
Uluslararası rezervler güçlenmeye devam etmiş, brüt rezervler 28 Ağustos 2026 itibarıyla
188,2 milyar dolara ulaşmıştır. Ülke risk primi ise 700'lü seviyelerden
220 seviyesinin altına gerilemiştir. Bu gelişmeler, ekonominin dış şoklara karşı
dayanıklılığının güçlendiğini göstermektedir.
Zorlu dış talep koşullarına rağmen yıllıklandırılmış mal ihracatı Ağustos 2026 itibarıyla
280 milyar dolar seviyesine ulaşırken orta ve yüksek teknolojili ürünlerin
toplam ihracat içindeki payı yüzde 44,1'e yükselmiştir. Böylece ihracatın
yalnızca miktar olarak değil, teknoloji ve katma değer kompozisyonu bakımından
da güçlenmesi sürmüştür.
2026 yılında enerji ve diğer ithal girdi fiyatlarındaki yükseliş cari işlemler dengesi
üzerinde geçici bir baskı oluşturmuş, manşet enflasyondaki düşüş de savaşın
doğrudan etkilediği gıda, enerji ve ulaştırma kalemleri kaynaklı arz yönlü
baskılar nedeniyle geçici olarak yataylaşmıştır. Bununla birlikte, enflasyon oranının
ana eğilimindeki olumluluk korunmuş ve dış dengedeki mevcut seviyeler uzun
dönem ortalamalarının altında kalmaya devam etmiştir.
Geçtiğimiz OVP döneminde 2025 yılı için bütçe açığının milli gelire oranı, yüzde
0,8 seviyesindeki deprem harcamalarına rağmen 2025 yılsonunda yüzde 2,9 oranında
gerçekleşmiştir. Deprem kaynaklı harcamalar sürerken diğer harcamalar üzerinde
alınan ilave tedbirler etkili olmuştur.
Bu kapsamda, Tasarruf Genelgesi uygulamalarla harcama disiplini güçlendirilmiştir.
2024 yılında hayata geçirilen tasarruf tedbirleri izleme, denetleme, raporlama
ve yaptırım modeli güçlü ve kararlı bir şekilde uygulanmaktadır. Tasarruf Tedbirleri
Bilgi Sistemi ile 260 kamu idaresi yakından takip edilmekte olup tedbirlerin
uygulanmasına yönelik denetimler aralıksız sürdürülmektedir. Bugüne kadar
2.016 harcama biriminde denetim gerçekleştirilmiş, denetim raporları Cumhurbaşkanlığı
ve ilgili idarelerle paylaşılmıştır. Genelge kapsamındaki harcamaların
bütçe içindeki payı uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan, 2024 yılında 3,1'e
2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine gerilemiştir.
Vergi politikalarında temel öncelik yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı teşvik
etmektir. Bu bağlamda, Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı
ile vergi mimarisinde küresel ölçekte düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Yapılan
düzenlemeler ile uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, uluslararası
rekabetçi bir transit ticaret merkezinin oluşturulması, küresel yeteneklerin,
girişimcilerin, teknoloji şirketlerinin ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarının
ülkemize çekilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda kurumlar vergisi imalatçı
firmalar ile zirai üretim faaliyeti yapan firmalarda 12,5 puan indirilmiştir.
İstanbul Finans Merkezi (İFM) başta olmak üzere, transit ticaret ve yurt dışı
alım-satım faaliyetleri kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Bu teşvik ilk
defa İFM dışına da yayılmıştır. Nitelikli Hizmet Merkezi modeli ile Türkiye'nin
küresel ölçekte yönetim, danışmanlık ve yüksek katma değerli hizmet ihracatının
merkezi haline gelmesi hedeflenmiştir. Ayrıca bu merkezlerde çalışan nitelikli
personele de ücret istisnası öngörülmüştür. Ayrıca, vergiye uyumu güçlendirmek
için ve yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye'ye getirilerek milli ekonomiye
kazandırılması teşvik edilmiştir.
2026 yılı itibarıyla Türkiye'nin gelir seviyesinde de önemli eşikleri aşması beklenmektedir.
Millî gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşması,
yüksek gelirli ülkeler grubu eşiğini aşan Türkiye'nin kişi başına milli gelirinin
yine ilk kez 20 bin doların üzerine çıkması öngörülmektedir. Bu gelişmeler,
yalnızca niceliksel eşikler olarak değil, nitelik olarak da üretim kapasitesi,
girişimcilik gücü ve ekonomik potansiyelin ulaştığı seviyenin önemli bir göstergesidir.
MAKROEKONOMİK POLİTİKA ÇERÇEVESİ VE TEMEL AMAÇLAR
Geçmiş Program döneminde güçlenen makroekonomik temeller ülkemizin dış şoklara karşı
dayanıklılığını artırmıştır. Bununla beraber, küresel ekonomik ve jeopolitik
konjonktürde yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin uzun vadeli kalkınma hedefleri
doğrultusunda yapısal dönüşüm adımlarının hızlandırılmasını gerekli kılmaktadır.
Bu çerçevede OVP (2027-2029)'nin temel öncelikleri, On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028)
hedefleri ışığında, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışıyla ülkemizin
büyüme potansiyelinin güçlendirilmesi, fiyat istikrarının sağlanması, mali disiplinin
sürdürülmesi ve kalıcı refah artışının temin edilmesi olarak belirlenmiştir.
Programda fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması ve dengeli büyümenin sürdürülmesi
temel hedefler olmaya devam ederken verimlilik artışının desteklenmesi,
Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin
hızlandırılması, beşerî sermayenin güçlendirilmesi, işgücü piyasasının
etkinliğinin artırılması, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, ekonomik
dayanıklılığın artırılması ve kayıt dışılığın azaltılmasına yönelik yapısal dönüşüm
adımları önceliklendirilmiştir.
Program döneminde bu öncelikler doğrultusunda gerekli politika ve tedbirler hayata
geçirilecek, uygulamalar öngörülen takvim çerçevesinde yakından takip edilecektir.
VERİMLİLİK VE ÜRETİM KAPASİTESİYLE GÜÇLENEN SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME
Yeni Program döneminde büyüme politikasının temelini, makroekonomik istikrarla uyumlu,
üretim kapasitesini ve verimliliği artıran sürdürülebilir bir büyüme anlayışı
oluşturmaktadır. 2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesi beklenen büyümenin,
2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028 yılında yüzde 4,6'ya ve 2029 yılında yüzde
5'e ulaşması öngörülmektedir.
Hedeflenen büyüme patikası talep kaynaklı bir yapıya değil verimlilik, yatırım,
üretim kapasitesi ve rekabet gücü artışına dayanmaktadır. Tarımda teknoloji ve
verimlilik artışı, sanayide üretim kapasitesi ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesi,
hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin
güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
2,1 MİLYON İLAVE İSTİHDAMLA YÜZDE 8'İN ALTINDA İŞSİZLİK ORANI
Program döneminde büyümenin istihdam oluşturma kapasitesinin güçlendirilmesi ve
işgücüne katılımın artırılması hedeflenmektedir. Bu dönemde yaklaşık 2,1 milyon
ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının Program dönemi sonunda yüzde
8'in altına gerilemesi öngörülmektedir.
İstihdam politikalarında işgücünün becerileri ile ekonominin ihtiyaç duyduğu yetkinlikler
arasındaki uyumun güçlendirilmesine, kadınlar ve gençler başta olmak
üzere işgücüne katılımın artırılmasına, yeni nesil çalışma biçimlerine uyum sağlanmasına
ve nitelikli işgücünün geliştirilmesine öncelik verilecektir.
PROGRAM DÖNEMİ SONUNDA TEK HANELİ ENFLASYON
Program döneminde enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülecek ve yeniden tek
haneli enflasyon oranları sağlanacaktır. 2026 yılı sonunda yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesi
öngörülen enflasyonun, 2027 yılında yüzde 21'e, 2028 yılında yüzde
13,5'e ve 2029 yılında yüzde 9'a gerileyerek yeniden tek haneli seviyelere inmesi
hedeflenmektedir
Bu hedef doğrultusunda para, maliye ve gelirler politikalarındaki güçlü eşgüdüm
sürdürülecek, üretim kapasitesini artıran ve maliyetleri azaltan arz yönlü politikalarla
enflasyon oranındaki düşüş desteklenecektir. Gıda ve konut başta olmak
üzere arz koşullarından kaynaklanan fiyat baskılarının azaltılmasına, ürün piyasalarında
rekabetin güçlendirilmesine ve fiyatlama davranışlarının enflasyon
hedefleriyle uyumunun artırılmasına yönelik yapısal adımlar hayata geçirilecektir.
CARİ İŞLEMLER AÇIĞINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR SEVİYELER
2026 yılında enerji fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu geçici etkinin azalmasıyla
cari işlemler açığının Program döneminde kademeli olarak gerilemesi, milli
gelire oranının 2027 yılında yüzde 1,9'a, 2028 yılında yüzde 1,8'e ve 2029 yılında
yüzde 1,6'ya düşmesi öngörülmektedir.
Dış dengedeki kazanımların kalıcı hale getirilmesi amacıyla ihracat pazarlarının
çeşitlendirilmesi, ihracat finansmanının güçlendirilmesi, yüksek ve orta-yüksek
teknolojili üretimin artırılması, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması
ve enerji ithalatına bağımlılığın azaltılması temel politika alanları olacaktır.
MALİ DİSİPLİN VE AFET SONRASI MALİ KONSOLİDASYON
2027-2029 döneminde, deprem sonrası kalan ihtiyaçlar karşılanmaya devam edilirken
bütçe açığının kademeli olarak azaltılması ve mali duruşun güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Kamu borcunun milli gelire oranı, son yıllardaki olağanüstü afet
harcamalarına rağmen tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunmakta ve uluslararası
karşılaştırmalarda güçlü görünümünü korumaktadır.
Kamu maliyesinde harcamaların verimlilik ve tasarruf bilinciyle rasyonelleştirilmesi,
kayıt dışı ekonomiyle kararlı mücadele, sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğinin
güçlendirilmesi, KİT'lerde yönetişim reformunun hayata geçirilmesi
ve vergi sisteminde adalet ile etkinliğin artırılması öncelikli alanlar
olacaktır.
PROGRAM DÖNEMİ SONUNDA DAHA YÜKSEK VE KALICI REFAH
Programın kararlılıkla uygulanmasıyla dönem sonunda daha fazla istihdam üreten,
ekonomik ölçeğini büyüten ve oluşturduğu refahı toplumun geneline daha güçlü biçimde
yansıtan bir Türkiye hedeflenmektedir.
Yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının yüzde 8'in
altına gerilemesi,
Milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine çıkması,
o Mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara ulaşması,
o Kişi başına milli gelirin 25 bin dolar seviyesine yükselmesi,
o Enflasyonun yüzde 9 ile yeniden tek haneli seviyelere gerilemesi hedeflenmektedir.
PROGRAM HEDEFLERİ İÇİN ÖNCELİKLİ REFORM ALANLARI VE POLİTİKA-TEDBİRLER
Program döneminde makroekonomik istikrarın kalıcı hale getirilmesinin yanı sıra
ekonominin üretim kapasitesini, verimliliğini, rekabet gücünü ve dayanıklılığını
artıracak yapısal reformlara odaklanılacaktır.
Sürdürülebilir büyüme kapsamında,
verimlilik artışları büyümenin temel itici güçlerinden biri haline getirilecek,
Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesi geliştirilecek, yeşil ve dijital dönüşüm hızlandırılacak,
beşerî ve fiziki altyapı güçlendirilecektir. Yapay zekâ, yarı iletkenler,
robotik, biyoteknoloji, ileri malzemeler, enerji depolama ve yeni nesil
ulaşım teknolojileri gibi stratejik alanlarda Ar-Ge'den ölçekli üretime uzanan
bütünleşik bir ekosistem oluşturulacaktır.
Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanımını sağlamak amacıyla su tüketiminin
ve kirliliğin azaltılması, arıtılmış atık suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılması
ve döngüsel ekonomi uygulamalarının geliştirilmesine yönelik yeni bir
su yönetimi anlayışına geçilecektir.
İmalat sanayiinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunması ve güçlendirilmesi kapsamında,
Özel sektörle yapılan istişareler doğrultusunda kapsamlı bir politika çerçevesi
oluşturulmuştur.
Dış talep koşullarının zayıfladığı, jeopolitik risklerin arttığı, ticarette yeni
nesil korumacı eğilimlerin güçlendiği ve finansal koşulların sıkılaştığı mevcut
küresel konjonktürde, sanayinin finansman, talep ve maliyet baskılarının kalıcı
kapasite kayıplarına dönüşmesinin önlenmesi amacıyla imalat sanayiinde bütüncül
politika yaklaşımı ortaya konularak imalat sanayii güçlendirilecektir.
Üretim kapasitesinin korunması, yatırımların sürdürülmesi, istihdamın desteklenmesi
ve ihracatın güçlendirilmesi hedefleri doğrultusunda kamu kurumları, özel sektör,
finans kesimi ve ilgili tüm paydaşlar arasında güçlü bir işbirliği tesis
edilecektir.
Sektörün performansı yakından takip edilecek, veriye dayalı analizler doğrultusunda
ihtiyaç duyulan alanlarda hedef odaklı politika araçları devreye sokulacaktır.
Üretim faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin desteklenmesi amacıyla, üretim ve ihracatla
doğrudan bağlantılı finansman mekanizmalarının etkinliğinin artırılması,
işletmelerin krediye erişim imkânlarının güçlendirilmesi ve teminat kaynaklı
darboğazların hafifletilmesine yönelik uygulamalar hayata geçirilecektir.
Özellikle emek yoğun sektörlerde üretim kapasitesinin ve istihdamın korunmasına
yönelik seçici destek mekanizmaları geliştirilecek, KOBİ'lerin faaliyetlerini kesintisiz
sürdürebilmelerine yönelik araçların kapsamı genişletilecektir.
Organize sanayi bölgelerinin teknoloji geliştirme, test, sertifikasyon ve ortak
lojistik altyapılarının güçlendirilmesi suretiyle üretim ekosistemlerinin rekabetçilik
düzeyi yükseltilecektir. Enerji verimliliği, dijitalleşme ve kaynak etkinliği
yatırımlarının yaygınlaştırılmasıyla işletmelerin maliyet yapılarının iyileştirilmesi
sağlanacaktır.
Sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli ve ara kademe işgücünün yetiştirilmesine yönelik
olarak eğitim kurumları ile üretim sektörleri arasındaki işbirliği mekanizmaları
güçlendirilecek, beceri uyumunun artırılmasına yönelik programlar uygulanacaktır.
İhracatın sürdürülebilir şekilde artırılması amacıyla yeni pazarlara erişim imkânları
geliştirilecek, ticaret diplomasisi faaliyetleri güçlendirilecek, ihracat
finansmanı ve ihracat sigortası araçlarının etkinliği artırılacaktır. Yerli üreticiler
üzerinde haksız rekabet oluşturan uygulamalara karşı gerekli tedbirler
ivedi bir şekilde uluslararası yükümlülükler çerçevesinde kararlılıkla uygulanacaktır.
Kamu alımları üretim kapasitesinin korunması ve stratejik sektörlerde ölçek oluşturulması
amacıyla daha etkin şekilde kullanılacaktır. Uzun vadeli ve öngörülebilir
talep oluşturulmasına yönelik mekanizmalar geliştirilerek yerli üretim ekosisteminin
güçlendirilmesi sağlanacaktır.
Türkiye, güçlü üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi ve ihracat kabiliyetiyle
küresel ekonomideki dönüşüm sürecini fırsata dönüştürme kararlılığını sürdürmektedir.
İmalat sanayiinin rekabet gücünün korunması ve yüksek katma değerli üretime
dayalı dönüşümünün hızlandırılması amacıyla gerekli tüm politika araçları
eşgüdüm içerisinde uygulanmaya devam edilecektir.
İstihdam ve beşerî sermaye politikalarında,
Mesleki ve teknik eğitimin işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla uyumu güçlendirilecek,
dijital ve yeşil dönüşümün gerektirdiği yeni beceriler geliştirilecek, işgücüne
katılımda güçlük yaşayan kesimlerin istihdamı desteklenecek ve işgücü piyasasının
esnekliği ile etkinliği artırılacaktır.
Fiyat ve finansal istikrar alanında,
Orta Vadeli Program (2027-2029) döneminde tek haneli rakamlara ulaşılacak şekilde
dezenflasyon sürecinin devam etmesi ve fiyat istikrarının sağlanması temel amaç
olacaktır.
Bu dönemde toplam talep koşullarının enflasyondaki düşüşe sağladığı katkı daha elverişli
maliyet koşullarıyla desteklenecektir. Ürün piyasalarında rekabet güçlendirilecek
ve gıda, konut ve eğitim başta olmak üzere ilgili alanlarda arz yönlü
destekleyici politikalar uygulanacaktır.
Fiyatlama davranışının daha sağlıklı bir zemine oturmasını desteklemek amacıyla
tüketici farkındalığı artırılacak ve ekonomik aktörlerin enflasyon beklentileri
bütüncül bir yaklaşımla iyileştirilecektir.
Enflasyon oranındaki düşüşle birlikte gelir dağılımında daha dengeli bir yapı tesis
edilerek kalıcı refah artışına katkı sunulacaktır.
Finansal piyasaların sağlıklı işleyişi, tasarrufların artırılması ve sermaye piyasalarının
derinleştirilmesi gözetilecektir. Üretken yatırımların finansmanını
destekleyen, finansal teknolojileri ve sürdürülebilir finansı geliştiren bir finansal
yapı güçlendirilecektir.
Dış ticarette rekabetçilik kapsamında,
İhracatta ürün ve pazar çeşitliliği artırılacak, ihracat finansmanı ve sigorta imkânları
güçlendirilecek, ticaret diplomasisi etkinleştirilecek, yeşil ve dijital
dönüşüme uyum desteklenecek ve ithalata bağımlılığı azaltacak yerli üretim kapasitesi
geliştirilecektir.
Küresel ticaretteki yeni dinamikler doğrultusunda ve özel sektörle istişare hâlinde,
sanayi kuruluşlarının ve yurt içi üreticilerin ihtiyaçları gözetilerek ithalatın
yerli üretim üzerinde neden olduğu zarar ve tehditlere karşı uluslararası
yükümlülükler çerçevesinde yerli üretimin korunması sağlanacaktır.
Uzak Ülkeler Stratejisi, İslam İşbirliği Teşkilatı Üyeleri ile İhracatı Geliştirme
Stratejisi ve Afrika ülkeleri ile derinleştirilen stratejik ortaklık dâhil
olmak üzere pazar çeşitliliğini sağlamaya yönelik politikalar uygulanmaya devam
edilecek, komşu, yakın ve dost ülkelerle bölgesel ve ikili işbirlikleri geliştirilecektir.
OVP döneminde, Türkiye'nin uluslararası ulaştırma koridorlarının merkezindeki konumu
güçlendirilerek, Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve bunları tamamlayan stratejik
bağlantılar bütünleşik bir yaklaşımla geliştirilecek, ülkemizin Asya, Avrupa,
Orta Doğu ve Afrika arasındaki ticaret akışlarını yönlendiren, alternatif ve
kesintisiz güzergâhlar sunan, yüksek kapasiteli ve çok modlu bağlantılara sahip
küresel bir lojistik merkez haline gelmesine yönelik yatırımlara ve düzenlemelere
öncelik verilecektir
İş ve yatırım ortamında,
İdari yükler azaltılacak, mevzuat sadeleştirilecek, kamu hizmetleri daha hızlı ve
bütünleşik dijital bir yapıya kavuşturulacak ve yatırım süreçlerinde öngörülebilirlik
güçlendirilecektir. Teknoloji ve bilgi transferi sağlayan, nitelikli istihdam
oluşturan, verimliliği ve ihracat kapasitesini artıran doğrudan yatırımlara
öncelik verilecek, İstanbul Finans Merkezi'nin küresel ve bölgesel cazibesi
artırılacaktır.
Ekonomik güvenlik ve dayanıklılık kapsamında,
Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliği güçlendirilecek, kritik girdiler ve teknolojilerde
yerli üretim kapasitesi artırılacak, gıda arz güvenliği ve tarımsal
dayanıklılık geliştirilecektir. Savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay
zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yenilik kabiliyeti
güçlendirilecek, şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığı artırılacak ve demografik
yapıyı destekleyen politikalar sürdürülecektir. İstanbul'da başlatılan
kiralık sosyal konut projesinin ülke sathına yaygınlaştırılması sağlanacaktır.
Kamu maliyesinde,
Harcama etkinliği ve tasarruf güçlendirilecek, büyük veri ve yapay zekâ destekli
dijital denetim mekanizmalarıyla kayıt dışılıkla mücadele etkinleştirilecek, sosyal
güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliği desteklenecek, KİT yönetişimi
geliştirilecek ve vergilemede adalet ile etkinlik artırılacaktır. Programda yer
verilen reform ve tedbirlerin hayata geçirilme süreci ilgili kurum ve kuruluşlar
nezdinde öngörülen takvim çerçevesinde titizlikle takip edilecektir.

-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -