OSS Ağır ticari araçlar satış sonrası pazarı 2,7 milyar dolara ulaştı
Türkiye otomotiv satış sonrası sektörüne ilişkin kapsamlı stratejik analiz çalışmalarıyla
sektöre yön veren OSS Derneği, raporun ağır ticari araçlar bölümünü açıkladı.
3,5 ton üzeri kamyon, çekici, otobüs ve römork gruplarında Türkiye satış
sonrası pazarının mevcut büyüklüğünü, büyüme dinamiklerini, araç parkındaki
yaşlanmayı, servis ve dağıtım kanallarındaki değişimi, ürün gruplarına göre pazar
yapısını, filo davranışlarını, elektrifikasyonun etkisini ve sektörü şekillendiren
temel trendleri kapsamlı biçimde ortaya koyan rapora göre Türkiye'de ağır
ticari araçlar satış sonrası pazarı 2025 yılında 2 milyar 660,8 milyon dolarlık
büyüklüğe ulaştı. 2023 yılında 2 milyar 381,6 milyon dolar seviyesinde olan
pazar büyüklüğü, 2025'e kadar yıllık bileşik yüzde 5,7 büyüme kaydetti. Ağır ticari
araçların satış sonrası pazarı açısından stratejik önemine dikkat çeken OSS
Derneği Başkanı Ali Özçete, OSS Derneği olarak Türkiye otomotiv satış sonrası
pazarına ilişkin veri temelli çalışmalarımızla sektörümüz için güvenilir bir
referans zemini oluşturmayı sürdürüyoruz. 2025 itibarıyla ağır ticari araçlar satış
sonrası pazarının 2,7 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması, bu alanın sektörümüz
açısından taşıdığı ekonomik değeri açıkça gösteriyor. Bu pazarda büyümeyi
belirleyen en temel unsur, elektrikli araç penetrasyonundan çok yaşlanan filo,
artan onarım karmaşıklığı ve operasyonel süreklilik ihtiyacı olarak öne çıkıyor
dedi.
Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği OSS, Türkiye otomotiv satış sonrası
sektörüne ilişkin kapsamlı stratejik analiz çalışmalarının ağır ticari araçlar
bölümünü açıkladı. Frost & Sullivan tarafından OSS Derneği için hazırlanan
2025 Yılı Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Pazarının Stratejik Analizi raporunun
ağır ticari araçlar bölümü, 3,5 ton üzeri kamyon, çekici, otobüs ve römork
gruplarında Türkiye satış sonrası pazarının mevcut büyüklüğünü, büyüme dinamiklerini,
araç parkındaki yaşlanmayı, servis ve dağıtım kanallarındaki değişimi, ürün
gruplarına göre pazar yapısını, filo davranışlarını, elektrifikasyonun etkisini
ve sektörü şekillendiren temel trendleri kapsamlı biçimde ortaya koydu.
Ağır ticaride yüzde 5,7 büyüme yaşandı!
Rapora göre, Türkiye'de ağır ticari araçlar satış sonrası pazarı 2025 yılında 2
milyar 660,8 milyon dolarlık büyüklüğe ulaştı. 2023 yılında 2 milyar 381,6 milyon
dolar seviyesinde olan pazar büyüklüğü, 2025'e kadar yıllık bileşik yüzde 5,7
büyüme kaydetti. Aynı dönemde ağır ticari araç parkı 1 milyon 170 bin 533 adetten
1 milyon 249 bin 511 adede yükselirken, araç parkındaki yıllık bileşik büyüme
yüzde 1,3 seviyesinde gerçekleşti. Böylece ağır ticari araçlarda da satış sonrası
gelirinin, araç parkındaki büyümeden daha hızlı arttığı görüldü. Raporda,
ağır ticari araçlar satış sonrası pazarındaki büyümenin binek ve hafif ticari
araçlardan farklı bir karakter taşıdığına dikkat çekildi. Binek ve hafif ticari
araç tarafında elektrikli araç, ADAS ve dijitalleşme daha belirgin dönüşüm başlıkları
olarak öne çıkarken, ağır ticari araçlarda satış sonrası pazarını asıl
şekillendiren unsurun yaşlanan filo, artan onarım karmaşıklığı, yüksek değerli
mekanik onarımlar, Euro VI emisyon sistemleri, otomatik ve elektronik kontrollü
şanzımanlar, filo işletmecilerinin maliyet baskısı ve operasyonel süreklilik
ihtiyacı olduğu belirtildi.
Bakım ve onarım sürekliliği kritik rol oynuyor!
Türkiye otomotiv satış sonrası pazarı, binek ve hafif ticari araçların yanı sıra
ağır ticari araçlar tarafında da stratejik önemini artırıyor. Yük ve yolcu taşımacılığının
kesintisiz sürmesi, lojistik sektörünün rekabet gücü, ihracat operasyonları,
şehir içi toplu taşıma, inşaat ve filo yönetimi gibi alanlar için ağır
ticari araçların bakım ve onarım sürekliliği kritik rol oynuyor. Frost & Sullivan
tarafından OSS Derneği için hazırlanan güncel analiz, ağır ticari araç satış
sonrası pazarının yalnızca parça değişiminden ibaret olmadığını, araç duruş
süresini azaltma, teknik uzmanlık, hızlı parça erişimi, dijital tanılama, filo
anlaşmaları, mobil servis, uzatılmış garanti ve operasyonel süreklilik gibi başlıklarla
yeniden şekillendiğini ortaya koydu. Raporda, ağır ticari araç satış
sonrası pazarının kısa ve orta vadede elektrifikasyondan çok yaşlanan filo tarafından
yönlendirileceği vurgulandı. Elektrikli araç satışları 2023 yılında 33 adet
iken 2025 yılında 131 adede yükselmiş olsa da, elektrikli araçların toplam
ağır ticari araç parkındaki penetrasyonunun yalnızca yüzde 0,02 seviyesinde kalması,
pazarın hâlen büyük ölçüde geleneksel dizel güç aktarma organları, mekanik
onarım, emisyon sistemleri, yağ, filtre, fren, lastik, şanzıman ve motor bileşenleri
gibi klasik ancak giderek daha yüksek değerli kategorilere bağlı olduğunu
gösteriyor.
Araç parkı 1,25 milyon adedi aştı!
Rapora göre Türkiye'de ağır ticari araç parkı 2025 yılında 1 milyon 249 bin 511
adede ulaştı. 2023 yılında 1 milyon 170 bin 533 adet olan araç parkı, 2025'e kadar
yüzde 1,3 yıllık bileşik büyüme kaydetti. Aynı dönemde yeni araç satışları
ise 50 bin 859 adetten 49 bin 477 adede gerileyerek yüzde 1,4 yıllık bileşik düşüş
gösterdi. Bu tablo, satış sonrası pazarındaki büyümenin yeni araç satışlarından
çok, mevcut araç parkının yaşlanması ve bakım-onarım ihtiyacının artmasından
beslendiğini ortaya koyuyor. Raporda, ağır ticari araç satış sonrası pazarında
filo genişlemesinden ziyade filo yaşlanmasının etkisinin daha belirgin olduğu
ifade ediliyor. 2025 sonu itibarıyla kamyonlar, çekiciler, damperli kamyonlar,
tankerler, çöp kamyonları ve otobüslerden oluşan parkın yaklaşık 1,3 milyon adede
ulaştığı belirtilirken, 2025-2030 döneminde kamyon parkının yıllık bileşik
yüzde 3,2, otobüs parkının ise yüzde 1,0 büyümesinin beklendiği kaydediliyor.
Ortalama araç yaşı 18,1 yıla yükseldi!
Ağır ticari araçlar satış sonrası pazarının en önemli yapısal dinamiği araç parkındaki
yaşlanma oldu. Rapora göre, ağır ticari araç parkının ortalama yaşı 2023
yılında 17,4 iken, 2025 yılında 18,1'e yükseldi. Otobüslerde ortalama yaş 15,4'ten
16,5'e, kamyonlarda ise 17,8'den 18,4'e çıktı. 2025 itibarıyla ağır ticari
araç parkının yüzde 80,5'i 5 yaşın üzerinde bulunuyor. Araç parkının yüzde 19,5'i
0-5 yaş, yüzde 12'si 6-10 yaş, yüzde 17,3'ü 11-15 yaş, yüzde 15,6'sı 16-20
yaş, yüzde 35,6'sı ise 21 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. Bu yapı, garanti dışı
araçlara hizmet veren bağımsız servisler, uzman atölyeler ve parça distribütörleri
için güçlü bir talep potansiyeli yaratıyor. Yaşlanan araç parkı, bakım
harcamalarının yalnızca rutin periyodik işlemlerle sınırlı kalmamasına, motor,
şanzıman, süspansiyon, direksiyon, fren, elektrik sistemleri ve emisyon sistemleri
gibi daha yüksek değerli onarım alanlarına yönelmesine neden oluyor.
Satış sonrası geliri araç parkından daha hızlı büyüdü!
Ağır ticari araçlar satış sonrası pazarı, 2025 yılında 2 milyar 660,8 milyon dolarlık
büyüklüğe ulaştı. 2023 yılında 2 milyar 381,6 milyon dolar seviyesinde olan
pazarın 2030 yılında 3 milyar 337,7 milyon dolara yükselmesi bekleniyor. Böylece
2025-2030 döneminde pazarın yüzde 4,6 yıllık bileşik büyüme kaydetmesi öngörülüyor.
Rapora göre, 2025 yılında pazarın en büyük ürün grubu 706 milyon dolar
ile lastikler oldu. Lastikleri 332 milyon dolar ile yağ, 328,4 milyon dolar ile
diğer ürün grupları, 191 milyon dolar ile filtreler, 176,8 milyon dolar ile
çarpışma elemanları, 167,9 milyon dolar ile direksiyon ve süspansiyon, 167,7 milyon
dolar ile fren parçaları izledi. Motor parçaları pazarı 140,7 milyon dolar,
akü pazarı 125,1 milyon dolar, şanzıman pazarı ise 92,7 milyon dolar büyüklüğe
ulaştı. 2030 yılında lastik pazarının 910,5 milyon dolara, yağ pazarının 388,4
milyon dolara, filtrelerin 224,7 milyon dolara, çarpışma elemanlarının 231,6
milyon dolara, direksiyon ve süspansiyonun 221 milyon dolara, fren parçalarının
214,6 milyon dolara, motor parçalarının 172,6 milyon dolara ve şanzıman pazarının
118,7 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Raporda, lastiklerin pazarın yaklaşık
yüzde 26'sını oluşturduğu, yağ ve diğer ürün gruplarının ise yüzde 12'şer payla
pazarda öne çıktığı belirtiliyor. Bununla birlikte aydınlatma, direksiyon-süspansiyon,
çarpışma elemanları, fren parçaları ve şanzıman gibi kategorilerde
daha yüksek büyüme beklentisi, pazarın teknoloji ve yüksek değerli onarımlar etrafında
geliştiğini gösteriyor.
Pazarın büyümesi döngüsel değil, yapısal!
Rapora göre ağır ticari araçlar satış sonrası pazarının 2025-2030 arasında yaklaşık
677 milyon dolar büyümesi bekleniyor. Bu büyümenin döngüsel olmaktan çok yapısal
nitelikte olduğu, genişleyen araç parkı, yaşlanan filo, artan araç karmaşıklığı
ve gelişen parça teknolojileri tarafından desteklendiği ifade ediliyor.
Kamyon parkının 2030'a kadar büyümesini sürdürmesi, otobüs parkının ise daha muhafazakâr
bir artış göstermesi beklenirken, frenler, lastikler, kazayla ilgili
çarpışma elemanları, aydınlatma ve şanzıman gibi kategorilerde gelişen teknolojiler
ve fiyat etkisi pazar değerini yukarı taşıyor. Buna karşılık, araç başına
yıllık kullanım kilometrelerinde gerileme bazı mesafeye duyarlı kategorilerde yenileme
sıklığını sınırlıyor. Rapora göre 2023-2025 döneminde ortalama yıllık kilometre
otobüslerde 23 bin 704 kilometreden 22 bin 712 kilometreye, kamyonlarda
35 bin 808 kilometreden 35 bin 204 kilometreye, çekicilerde ise 68 bin 785 kilometreden
67 bin 452 kilometreye geriledi. Bu durum özellikle yağ, filtre ve bazı
güç aktarma organı bileşenlerinde yenileme döngüsünü yavaşlatırken, yaşlanan
araçların daha pahalı ve kapsamlı onarım ihtiyacı pazar değerini desteklemeye
devam ediyor.
Elektrifikasyonun etkisi henüz sınırlı!
Ağır ticari araçlarda elektrifikasyon, binek ve hafif ticari araç pazarına kıyasla
çok daha sınırlı bir etkiye sahip. Rapora göre elektrikli araç satışları 2023
yılında 33 adet iken, 2025 yılında 131 adede yükseldi. Ancak elektrikli araçların
ağır ticari araç parkındaki penetrasyonu 2025 itibarıyla yalnızca yüzde 0,02
seviyesinde bulunuyor. Bu nedenle raporda, ağır ticari araç satış sonrası pazarında
elektrifikasyonun 2030'a kadar sınırlı bir doğrudan etki yaratacağı, geleneksel
bakım, mekanik onarım, dizel güç aktarma sistemleri, Euro VI emisyon sistemleri
ve ağır hizmet tipi parçaların pazarın ana omurgasını oluşturmaya devam
edeceği ifade ediliyor. Bununla birlikte, elektrikli ve alternatif yakıtlı otobüslerin
özellikle belediye filolarında yaygınlaşması, orta vadede termal yönetim,
elektrik sistemleri, batarya servisleri, yazılım tabanlı bakım ve filo optimizasyonu
gibi yeni alanlarda fırsatlar yaratacak.
Euro VI, emisyon sistemleri ve yüksek teknoloji değer havuzunu büyütüyor!
Rapora göre ağır ticari araçlarda değer büyümesini destekleyen en önemli unsurlardan
biri de artan araç teknolojisi. Euro VI emisyon sistemleri, DPF, SCR, AdBlue
bileşenleri, EGR sistemleri, sensörler, elektronik kontrollü fren sistemleri,
otomatikleştirilmiş şanzımanlar, LED aydınlatma, telematik ve dijital tanılama
gereksinimleri, satış sonrası pazarında daha yüksek teknik uzmanlık ve daha yüksek
birim değer yaratıyor. Özellikle şanzıman bileşenlerinde otomatik ve elektronik
kontrollü sistemlerin artan penetrasyonu, motor bileşenlerinde Euro VI emisyon
teknolojilerinin bakım ve onarım ihtiyacı, fren parçalarında elektronik
kontrollü sistemlerin yaygınlaşması, aydınlatma ve elektrik sistemlerinde LED ve
gelişmiş elektronik mimarilere geçiş satış sonrası değer havuzunu büyüten başlıca
alanlar olarak öne çıkıyor. Bu dönüşüm, satış sonrası pazarında yalnızca parça
bulunabilirliğini değil, doğru teşhis, teknik servis kabiliyeti, yazılım güncellemesi,
kalibrasyon, eğitim ve ekipman yatırımını da rekabetin merkezine taşıyor.
Kaza kaynaklı onarım talebi artıyor!
Ağır ticari araçlar tarafında kaza kaynaklı hasar onarımları da satış sonrası pazarını
destekleyen önemli başlıklar arasında yer alıyor. Rapora göre ATA kaza sayıları
2023 yılında 53 bin 522 adet iken 2025 yılında 57 bin 25 adede yükseldi.
Bu alanda 2023-2025 döneminde yüzde 3,2 yıllık bileşik büyüme kaydedildi. Kaza
onarımlarının önemli bölümü bağımsız kanal ve sigorta onaylı onarım ağları üzerinden
gerçekleşirken, çarpışma elemanları, kaporta parçaları, aydınlatma, elektronik
sistemler ve modern araçlarda kalibrasyon gerektiren onarımlar pazar değerini
yukarı taşıyor.
Bağımsız servisler pazarın omurgası olmayı sürdürüyor!
Rapora göre bağımsız garajlar, Türkiye ağır ticari araç satış sonrası sektörünün
omurgasını oluşturmaya devam ediyor. Bağımsız atölyeler, onarım noktalarının yüzde
80'inden fazlasını oluştururken, yaşlanan ticari araç filosu ve işletmecilerin
fiyat duyarlılığı bu kanalın güçlü konumunu destekliyor. 2025 itibarıyla ağır
ticari araçlar tarafında yaklaşık 426 yetkili servis, 4 bin 900 bireysel servis
merkezi ve 872 yetkili hasar onarım merkezi bulunuyor. 2030 yılında yetkili
servis sayısının yaklaşık 488'e, bireysel servis merkezlerinin 5 bin 120'ye,
hasar onarım merkezlerinin ise 908'e ulaşması bekleniyor. Bununla birlikte artan
araç karmaşıklığı, dijital tanılama gereksinimleri, garanti uyumlu servis talebi
ve yüksek değerli onarımlar, onarım faaliyetlerinin giderek daha büyük, daha
iyi donanımlı, teknik kapasitesi daha yüksek yetkili ve uzman servis ağlarına
kaymasına neden oluyor.
3-5 yaş araçlar en yoğun rekabet alanı!
Servis kanalında araç yaşı belirleyici rol oynuyor. Rapora göre, 0-3 yaş aralığındaki
ağır ticari araçların yüzde 98'i OES kanalında servise alınırken, 3-5 yaş
aralığında bu oran yüzde 68'e geriliyor. 6-10 yaş aralığında OES payı yüzde 12'ye
düşerken, 11 yaş ve üzeri araçlarda bakım ve onarım ihtiyacının neredeyse tamamı
bağımsız servisler tarafından karşılanıyor. Bu tablo, garanti döneminde yetkili
servislerin güçlü konumunu koruduğunu, garanti sonrası dönemde ise toplam
sahip olma maliyetini düşürmek isteyen işletmecilerin hızla bağımsız kanala yöneldiğini
gösteriyor. 3-5 yaş aralığı ise OES ve bağımsız kanal arasındaki rekabetin
en yoğun yaşandığı dönem olarak öne çıkıyor.
Filolar kendi servis merkezlerini güçlendiriyor!
Ağır ticari araçlar satış sonrası pazarında filo davranışları da pazar yapısını
önemli ölçüde etkiliyor. Rapora göre büyük filo işletmecileri, operasyonel maliyetlerini
kontrol altında tutmak ve araç duruş sürelerini azaltmak amacıyla kendi
servis merkezlerini işletiyor veya bağımsız atölyelerle sabit fiyatlı bakım-onarım
anlaşmaları yapıyor. Ekol, Mars ve Omsan gibi büyük filoların kendi servis
merkezlerini işletmesi ya da rutin bakım ve onarımlar için bağımsız atölyelerle
anlaşmalar yapması, satış sonrası talebin bir bölümünün şirket içi yapılara
kaymasına neden oluyor. Araçlar genellikle 10 yıla kadar şirket içi servis merkezlerinde
bakıma alınırken, daha sonra yerel taşıma pazarına satılarak satış sonrası
talebin daha küçük bağımsız operatörlere kaydığı belirtiliyor. Araç takip
ve telematik sistemlerinin yaygınlaşması da önleyici bakım uygulamalarını destekliyor.
Bu durum, plansız arızaları azaltırken, servis sağlayıcılar açısından
bakım anlaşmaları, dijital takip, filo optimizasyonu ve hızlı müdahale kabiliyetini
daha önemli hale getiriyor.
Operasyonel süreklilik yeni rekabet alanı oldu!
Rapora göre ağır ticari araçlar satış sonrası pazarında rekabetin odağı artık yalnızca
parça bulunabilirliği değil, araçların kesintisiz çalışmasını sağlamak.
Lojistik ve taşımacılık operasyonlarında bir aracın serviste geçirdiği her süre,
doğrudan gelir kaybı ve operasyonel aksama anlamına geliyor. Bu nedenle OEM'ler,
distribütörler ve servis sağlayıcılar, filo işletmecilerinin araç erişilebilirliği,
toplam sahip olma maliyeti ve duruş süresine verdiği önemin artmasıyla
birlikte lojistik ağlarını, servis kapsama alanlarını, mobil servis hizmetlerini,
uzatılmış garanti programlarını ve hızlı parça tedarik kabiliyetlerini geliştirmeye
odaklanıyor. Özellikle büyük satış sonrası distribütörleri, geleneksel
parça tedarikinin ötesine geçerek teknik destek, atölye ortaklıkları, eğitim,
filo hizmetleri ve dijital sipariş platformları gibi alanlarda rekabet ediyor.
Dijital kataloglar, VIN tabanlı parça tanımlama, B2B sipariş sistemleri ve stok
görünürlüğü artık rekabet avantajı olmaktan çıkıp standart gereksinim haline geliyor.
Dağıtım kanalı daha konsolide ve teknik hale geliyor!
Rapora göre ağır ticari araç satış sonrası dağıtım kanalı, binek ve hafif ticari
araç segmentine kıyasla daha konsolide bir yapı sergiliyor. Yedek parçalar global
ve yerel distribütörler, uluslararası ticaret grubu ortaklıkları, toptancılar,
perakendeciler, bağımsız servisler, şirket içi filo servisleri, OE distribütörleri
ve yetkili servisler üzerinden pazara ulaşıyor. Yağ, lastik ve akü kategorileri
kendi özel dağıtım kanallarına sahip olmayı sürdürürken, büyük filolar
genellikle farklı lokasyonlarda özel servis ekipleri bulunduruyor veya Oto Sanayi
bölgelerindeki bireysel servis merkezleriyle anlaşmalı çalışıyor. E-ticaretin
ağır ticari taraftaki kullanıcısı ise ağırlıklı olarak usta ve teknisyenlerden
oluşuyor. Dağıtım kanalındaki rekabet, yalnızca ürün mevcudiyetinden lojistik
hızına, dijital entegrasyona, teknik uzmanlığa ve ülke çapında hızlı parça erişimine
doğru kayıyor. Genişleyen depo ağları, araç duruş sürelerini azaltmak ve
ulusal ölçekte parça bulunabilirliğini güçlendirmek açısından kritik hale geliyor.
Sürdürülebilirlik ticari zorunluluğa dönüşüyor!
Ağır ticari araç satış sonrası pazarında sürdürülebilirlik de yeni dönem başlıkları
arasında yer alıyor. 2026'dan itibaren büyük Avrupalı üreticilerin CO? dengeleme
verilerini raporlamasının zorunlu hale gelmesi, AB müşterilerine hizmet veren
Türk lojistik operatörleri üzerinde doğrudan baskı yaratacak. Bu durum, tedarik
tercihlerini yalnızca teslimat hızı ve maliyet üzerinden değil, düşük emisyonlu
taşımacılık, karbon raporlama, filo optimizasyonu ve sürdürülebilir bakım
çözümleri üzerinden de şekillendirecek. Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi,
planlanan Emisyon Ticaret Sistemi, Euro VII'ye uyum beklentisi ve ağır ticari
araçlara yönelik CO? hedefleri, satış sonrası pazarında emisyon sistemleri,
yakıt verimliliği teknolojileri, alternatif yakıtlar, batarya servisleri, termal
yönetim ve yeniden üretim faaliyetleri için yeni fırsatlar yaratacak.
Mevzuatlar satış sonrası talebini destekliyor!
Rapora göre Türkiye'nin ağır ticari araçlara ilişkin regülasyon çerçevesi, satış
sonrası pazarında düzenli ve yinelenen talebi desteklemeye devam ediyor. Kış lastiği
zorunluluğu, yıllık periyodik araç muayenesi, zorunlu trafik sigortası,
takograf ve sürücü izleme sistemleri, hız sınırlayıcılar, güvenlik ekipmanları,
egzoz emisyon muayenesi, Euro VI uyumu ve gelecekte Euro VII'ye geçiş, satış sonrası
pazarında farklı ürün ve hizmet grupları için talep yaratıyor. Özellikle
yıllık muayene zorunluluğu, fren, aydınlatma, direksiyon, süspansiyon, lastik
ve emisyon sistemlerine yönelik bakım ve onarımları desteklerken, egzoz emisyon
muayeneleri sensörler, enjektörler, EGR, DPF, SCR ve AdBlue sistemlerine olan
talebi artırıyor. Dijital takograf ve telematik sistemleri ise elektronik sistemlerin
bakımı, kalibrasyon hizmetleri ve bağlantılı araç çözümleri için yeni bir
alan oluşturuyor.
Nitelikli teknisyen ihtiyacı ağır ticari tarafta daha kritik hale geliyor!
Ağır ticari araç satış sonrası pazarında nitelikli iş gücü ihtiyacı, sektörün en
önemli yapısal sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Araçların giderek daha
karmaşık hale gelmesi, Euro VI emisyon sistemleri, otomatik şanzımanlar, elektronik
fren sistemleri, telematik, dijital tanılama ve yazılım tabanlı bileşenler
konusunda daha yüksek teknik uzmanlık gerektiriyor. Rapora göre, dalgalı ekonomik
koşullar ve operasyonel giderlerdeki artış, işletmelerin kârlılığını ve değerli
servis çalışanlarını elde tutma kapasitesini etkiliyor. Nitelikli teknisyenler,
daha yüksek ücret sunan farklı sektörlerle rekabet içinde bulunuyor. Bu durum,
servis kapasitesi, onarım kalitesi, araç duruş süreleri ve müşteri memnuniyeti
açısından sektörün önündeki en kritik konulardan biri olarak değerlendiriliyor.
Ağır ticari satış sonrası pazarı, operasyonel sürekliliğin stratejik unsuru oldu!
Raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, ağır ticari
araçların satış sonrası pazarı açısından stratejik önemine dikkat çekerek
şunları söyledi: OSS Derneği olarak Türkiye otomotiv satış sonrası pazarına ilişkin
veri temelli çalışmalarımızla sektörümüz için güvenilir bir referans zemini
oluşturmayı sürdürüyoruz. Binek ve hafif ticari araçların ardından, ağır ticari
araçlar tarafındaki güncel analizimiz de pazarın yapısını, büyüklüğünü ve
dönüşüm dinamiklerini net biçimde ortaya koyuyor. 2025 itibarıyla ağır ticari araçlar
satış sonrası pazarının 2,7 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması, bu alanın
sektörümüz açısından taşıdığı ekonomik değeri açıkça gösteriyor. Bu pazarda büyümeyi
belirleyen en temel unsur, elektrikli araç penetrasyonundan çok yaşlanan
filo, artan onarım karmaşıklığı ve operasyonel süreklilik ihtiyacı olarak öne
çıkıyor. Türkiye'de ağır ticari araç parkının 1,25 milyon adedi aştığını, ortalama
araç yaşının ise 18,1 yıla yükseldiğini hatırlatan Ali Özçete, şöyle devam
etti: Ağır ticari araç parkının yüzde 80,5'inin 5 yaşın üzerinde olması, satış
sonrası ürün ve hizmetlere yönelik talebin güçlü biçimde süreceğini gösteriyor.
Ancak bu talep artık yalnızca klasik bakım ve parça değişimi ile sınırlı değil.
Euro VI emisyon sistemleri, otomatik ve elektronik kontrollü şanzımanlar,
gelişmiş fren sistemleri, telematik, dijital tanılama ve yüksek değerli mekanik
onarımlar, pazarı daha uzmanlık gerektiren bir yapıya taşıyor. Bu nedenle ağır
ticari satış sonrası pazarında rekabet, yalnızca parça bulunabilirliğiyle değil,
aracı en kısa sürede tekrar yola çıkarma kabiliyeti, teknik uzmanlık, doğru
teşhis, hızlı tedarik ve servis kalitesiyle belirleniyor.
Sektör için önemli bir yol haritası!
Ağır ticari tarafta operasyonel sürekliliğin önemine dikkat çeken Ali Özçete, Lojistik,
yolcu taşımacılığı, inşaat ve filo operasyonlarında bir aracın serviste
geçirdiği her süre, doğrudan operasyonel kayıp anlamına geliyor. Bu nedenle satış
sonrası sektörü, ağır ticari araçlar tarafında işletmelerin toplam sahip olma
maliyetini ve araç duruş süresini azaltan stratejik bir iş ortağı haline geliyor.
Yetkili servisler garanti ve yüksek teknolojili onarımlarda güçlü konumunu
korurken, bağımsız servisler ve uzman atölyeler yaşlanan araç parkında bakım
ve mekanik onarım ihtiyacının ana taşıyıcısı olmayı sürdürüyor dedi. Sektörün
önündeki risk ve ihtiyaçlara da değinen OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, Enflasyon,
finansman koşulları, artan parça fiyatları, nitelikli teknisyen ihtiyacı,
filo müşterilerinin maliyet baskısı ve sürdürülebilirlik beklentileri, ağır ticari
satış sonrası pazarının önündeki en önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Bu süreçte teknik eğitim, dijital tanılama, stok yönetimi, hızlı lojistik, yeniden
üretim, emisyon sistemleri, mevzuat uyumu ve sürdürülebilirlik yatırımları
sektörümüzün rekabet gücü açısından kritik hale geliyor diye konuştu. OSS Derneği'nin
sektör adına veri üretmeye ve pazarın gelişimine katkı sağlamaya devam
edeceğini vurgulayan Ali Özçete, sözlerini şöyle tamamladı: Türkiye otomotiv satış
sonrası sektörü, üretim, dağıtım, servis, ihracat ve insan kaynağı potansiyeliyle
çok güçlü bir konuma sahip. OSS Derneği olarak amacımız, sektörümüzün bu
potansiyelini güvenilir verilerle desteklemek, ulusal ve uluslararası platformlarda
daha görünür kılmak ve yatırımcıların, filo işletmecilerinin, distribütörlerin,
servis sağlayıcıların ve tüm paydaşlarımızın karar süreçlerine katkı sağlamaktır.
Ağır ticari araçlar satış sonrası pazarındaki bu güncel analizimizin
de sektörümüz için önemli bir yol haritası olacağına inanıyoruz.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -