Ekonomi

Otomotiv satış sonrası pazarı 10.2 milyar dolara ulaştı

Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği OSS, Türkiye otomotiv satış sonrası
sektörüne ilişkin bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı stratejik analizlerden
biri olan 2025 Yılı Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Pazarının Stratejik Analizi
raporunu yayımladı. Frost & Sullivan tarafından OSS Derneği için hazırlanan
rapor, binek otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan hafif araç parkı kapsamında
Türkiye satış sonrası pazarının mevcut büyüklüğünü, büyüme dinamiklerini,
ürün gruplarına göre pazar yapısını, servis ve dağıtım kanallarındaki değişimi,
elektrikli araç dönüşümünü, e-ticaretin etkisini ve pazarı şekillendiren temel
trendleri kapsamlı biçimde ortaya koydu.

Raporu değerlendiren OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, OSS Derneği olarak, Türkiye
otomotiv satış sonrası pazarına ilişkin veri temelli çalışmaları sektörümüzün
gelişimi açısından son derece değerli görüyoruz. Daha önce satış sonrası yenileme
pazarının büyüklüğünü ortaya koyan çalışmamızla sektörümüz adına önemli bir
eşiği aşmıştık. Bugün ise güncel analizimiz, pazarın yalnızca büyümediğini, aynı
zamanda nitelik değiştirdiğini de açık biçimde gösteriyor. Türkiye'de hafif
araç parkı 22,8 milyon adedi aşarken, araçların yüzde 74'ünün 5 yaşın üzerinde
olması satış sonrası ürün ve hizmetlere yönelik güçlü talebin süreceğine işaret
ediyor. Bununla birlikte elektrikli araçlar, ADAS sistemleri, dijitalleşme, e-ticaret
ve yüksek teknolojili parçalar, sektörümüzün önündeki yeni büyüme alanlarını
tanımlıyor dedi.

Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS), Türkiye otomotiv satış
sonrası pazarına yönelik güncel stratejik analiz çalışmasını paylaştı. Frost &
Sullivan tarafından OSS Derneği için hazırlanan 2025 Yılı Türkiye Otomotiv Satış
Sonrası Pazarının Stratejik Analizi başlıklı nihai rapor, binek otomobil ve
hafif ticari araçlardan oluşan hafif araç parkı kapsamında Türkiye satış sonrası
pazarının mevcut büyüklüğünü, büyüme dinamiklerini, ürün gruplarına göre pazar
yapısını, servis ve dağıtım kanallarındaki değişimi, elektrikli araç dönüşümünü,
e-ticaretin etkisini ve pazarı şekillendiren temel trendleri kapsamlı biçimde
ortaya koydu.

Satış sonrası gelirindeki artış araç parkını solladı!
Rapora göre, Türkiye'de binek otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan toplam
hafif araç parkı 2025 itibarıyla 22 milyon 826 bin 24 adede ulaştı. Aynı dönemde
satış sonrası pazarının hafif araçlar kapsamındaki geliri ise 7 milyar 567 milyon
dolar olarak gerçekleşti. Orta ve ağır ticari araçlar da eklendiğinde bu rakam
10.2 milyar dolara ulaştı. Böylece satış sonrası gelir, 2023-2025 döneminde
araç parkındaki büyümeden daha hızlı artış gösterdi. 2023 yılında 6 milyar 466
milyon dolar seviyesinde olan satış sonrası gelir, 2025 yılında 7 milyar 567
milyon dolara yükselirken, aynı dönemde satış sonrası gelirde yıllık bileşik büyüme
oranı yüzde 8,2 oldu. Araç parkı ise aynı dönemde yüzde 6,3 yıllık bileşik
büyüme ile 20 milyon 211 bin 6 adetten 22 milyon 826 bin 24 adede ulaştı.

Raporda, Türkiye satış sonrası pazarının artık yalnızca araç parkındaki büyüme ile
değil, araç teknolojilerindeki karmaşıklık, elektrikli araçların yaygınlaşması,
ADAS (sürücünün güvenliğini artıran ve kazaları önlemeye yardımcı olan kamera,
radar, ultrasonik sensör ve yazılımlardan oluşan sistemler), yüksek değerli
parça ve sistemlerin artan payı, dijital kanalların güçlenmesi ve değişen tüketici
davranışlarıyla şekillendiğine dikkat çekildi. Bu kapsamda Türkiye otomotiv
satış sonrası pazarının yeni büyüme döneminde, klasik bakım ve onarım ihtiyacının
yanında, teknoloji odaklı parça ve servis çözümlerinin de belirleyici hale
geldiği vurgulandı.

Türkiye satış sonrası pazarı yeni bir büyüme evresine girdi!
Türkiye otomotiv sektörü, üretim, ihracat, iç pazar, yan sanayi ve satış sonrası
hizmetleriyle ekonominin en stratejik alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Ana
sanayinin tamamlayıcısı konumundaki otomotiv satış sonrası sektörü ise, artan
araç parkı, yükselen ortalama araç yaşı, büyüyen ikinci el pazarı, değişen mobilite
alışkanlıkları ve araç teknolojilerindeki dönüşümle birlikte daha kritik bir
yapıya kavuşuyor. Frost & Sullivan tarafından OSS Derneği için hazırlanan güncel
analiz, Türkiye satış sonrası pazarının hem güçlü talep potansiyeline hem
de yeni dönem risklerine işaret ediyor. Rapora göre, Türkiye'de otomotiv satış
sonrası pazarı, geniş ve yaşlanan araç parkı sayesinde yapısal olarak güçlü bir
talep potansiyeli taşımaya devam ederken, oyuncuların bu potansiyeli yakalayabilmesi
için kâr marjları, işletme sermayesi, nitelikli iş gücü, stok yönetimi,
e-ticaret, elektrikli araç servis kabiliyeti ve teknoloji yatırımları gibi alanlarda
daha çevik hareket etmesi gerekiyor. Raporda, satış sonrası pazarını etkileyen
başlıca trendler arasında rekor hafif araç satışları, büyüyen ve yaşlanan
araç parkı, kâr marjı baskısı, sıkılaşan ticari koşullar, nitelikli teknisyen
sorunu, e-ticaret büyümesi, elektrikli araç adaptasyonu, araç parkındaki marka
çeşitliliği ve Asya menşeli parça teminindeki artış öne çıkıyor.

Araç parkı büyüyor, yaşlanıyor ve satış sonrası talebi destekliyor!
Türkiye'de hafif araç parkının büyümeye devam etmesi, satış sonrası pazarının en
önemli yapısal desteklerinden biri olmaya devam ediyor. Rapora göre, 2025 itibarıyla
Türkiye'de binek otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan hafif araç parkı
22 milyon 826 bin 24 adede ulaştı. 2023 yılında 20 milyon 211 bin 6 adet olan
hafif araç parkı, 2025'e kadar yüzde 6,3 yıllık bileşik büyüme kaydetti. Araç
parkındaki büyümenin yanında, araçların yaş yapısı da satış sonrası talebi doğrudan
etkiliyor. Türkiye'de hafif araç parkının ortalama yaşı 2022 yılında 13,9
iken, 2025 yılında 14,3'e yükseldi. Rapora göre Türkiye'deki hafif araçların
yüzde 74'ü 5 yaşın üzerinde bulunuyor. Araç parkının yüzde 26'sı 0-5 yaş, yüzde
17'si 6-10 yaş, yüzde 19'u 11-15 yaş, yüzde 13'ü 16-20 yaş, yüzde 25'i ise 21
yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. Bu tablo, özellikle garanti dışı araçların bakım
ve onarım ihtiyacına hizmet veren bağımsız satış sonrası kanalı açısından
güçlü bir talep potansiyeline işaret ediyor. Araç yaşının yükselmesi, bakım, onarım,
aşınma-yıpranma kaynaklı parça değişimi ve hasar onarım ihtiyacını artırırken,
ekonomik koşullar nedeniyle tüketicilerin daha uygun maliyetli onarım alternatiflerine
yönelmesi de bağımsız servis ve yedek parça kanalının önemini artırıyor.

Hafif araç satışları 2025'te 1,4 milyon adede yaklaştı!
Rapora göre Türkiye'de hafif araç satışları, son yıllarda güçlü bir büyüme performansı
sergiledi. 2023 yılında 1 milyon 232 bin 635 adet olan hafif araç satışları,
2025 yılında 1 milyon 368 bin 400 adede ulaştı. Böylece 2023-2025 döneminde
hafif araç satışlarında yüzde 5,4 yıllık bileşik büyüme kaydedildi. Yeni araç
satışlarındaki artış, orta ve uzun vadede satış sonrası pazarına yeni bir araç
havuzu kazandırırken, mevcut parkın yaşlı yapısı kısa vadede bakım ve onarım talebini
desteklemeyi sürdürüyor. Raporda, yeni araç satışlarındaki yüksek seviyeye
rağmen Türkiye satış sonrası pazarının temel dinamiğinin yalnızca yeni araçlardan
değil, büyük ölçüde yaşlanan araç parkı, artan kilometre kullanımı ve hasar
onarım ihtiyacından beslendiği ifade ediliyor.

Araç başına yıllık kilometre artıyor!
Türkiye'de araç kullanım yoğunluğu da satış sonrası pazarının büyümesini destekleyen
bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Rapora göre, araç başına ortalama yıllık
kilometre 2023 yılında 14 bin 72 kilometre iken, 2025 yılında 14 bin 590 kilometreye
yükseldi. Bu artış, lastik, fren, filtre, yağ, süspansiyon, rulman ve
soğutma sistemi gibi temel yedek parça kategorilerinde aşınma kaynaklı değişim
ihtiyacını artırıyor. Binek otomobillerde yıllık ortalama kilometre kullanımının
2020 sonrasında toparlanma eğilimine girdiği, pikap/van ve minibüslerde ise kullanımın
dalgalı seyretmesine rağmen 2030'a kadar büyüme beklendiği belirtiliyor.
Özellikle e-ticaret, son kilometre teslimatları, şehir içi mobilite, filo kullanımı
ve ikinci el araçların aktif kullanımı, parça değişim döngülerini doğrudan
etkiliyor.

Binek ve hafif ticari satış sonrası büyüklüğü 7,6 milyar dolara ulaştı!
OSS Derneğinin güncel raporuna göre, Türkiye otomotiv satış sonrası pazarının binek
otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan hafif araçlar kapsamındaki büyüklüğü
2025 yılında 7 milyar 567 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2023 yılında 6
milyar 466 milyon dolar seviyesinde olan pazar büyüklüğü, 2025'e kadar yıllık bileşik
yüzde 8,2 büyüme kaydetti. Bu büyümenin yarısını lastikler, yağ, çarpışma
elemanları ve fren parçalarının oluşturduğu görülüyor. Bu veri, satış sonrası
pazarında büyümenin artık yalnızca araç sayısındaki artıştan kaynaklanmadığını
gösteriyor. Rapora göre, onarım işlemleri giderek daha yüksek değerli parça ve
sistemleri içeriyor. ADAS, radar modülleri, kamera entegrasyonu, kalibrasyon
ihtiyaçları, LED ve matris aydınlatma sistemleri, AGM/EFB aküler, elektrikli araç
batarya ve termal yönetim bileşenleri, elektronik direksiyon sistemleri, adaptif
amortisman çözümleri ve sensör donanımlı parçalar, satış sonrası pazarında
değer havuzunu yukarı taşıyan yeni teknolojiler arasında yer alıyor. Bu kapsamda
Türkiye satış sonrası pazarı, klasik yedek parça değişim pazarından daha teknoloji
yoğun, daha yüksek birim fiyatlı ve daha uzmanlaşmış hizmet gerektiren bir
yapıya doğru dönüşüyor.

Elektrikli araçlar satış sonrası pazarının yönünü değiştiriyor!
Raporda elektrikli araç dönüşümü, satış sonrası pazarını yeniden şekillendiren en
önemli trendlerden biri olarak değerlendiriliyor. 2023 yılında 104 bin 606 adet
olan toplam elektrikli araç satışları, 2025 yılında 393 bin 579 adede ulaştı.
Böylece toplam elektrikli araç satışlarında 2023-2025 döneminde yüzde 94 yıllık
bileşik büyüme gerçekleşti. Elektrikli araçların toplam hafif araç satışları
içindeki payı ise 2023'te yüzde 8,5 iken 2025'te yüzde 28,8'e yükseldi. Bataryalı
elektrikli araç satışları da aynı dönemde güçlü artış gösterdi. 2023 yılında
65 bin 604 adet olan bataryalı elektrikli araç satışları, 2025 yılında 189 bin
968 adede ulaştı. Bataryalı elektrikli araçların toplam satışlar içindeki payı
ise 2023'te yüzde 5,3 iken 2025'te yüzde 13,9'a çıktı. Elektrikli araç parkı
ise henüz toplam park içinde sınırlı paya sahip olmakla birlikte hızlı büyümesini
sürdürüyor. Toplam elektrikli araç parkı 2023 yılında 303 bin 200 adet iken
2025 yılında 1 milyon 70 bin 658 adede ulaştı. Böylece elektrikli araçların parktaki
payı yüzde 1,5'ten yüzde 4,7'ye yükseldi. Bataryalı elektrikli araç parkı
ise 2023'te 80 bin 636 adetten 2025'te 373 bin 389 adede çıkarak parktaki payını
yüzde 0,4'ten yüzde 1,6'ya taşıdı.

Rapora göre elektrikli araçların yaygınlaşması, satış sonrası pazarında bazı kategorileri
desteklerken bazı klasik kategorilerde uzun vadeli büyümeyi sınırlayacak.
Elektrikli araçların daha ağır yapısı ve yüksek tork üretimi, lastik, direksiyon-süspansiyon,
tekerlek rulmanı, soğutma sistemi ve batarya bağlantılı parça
gruplarında talebi artırırken, rejeneratif frenleme fren aşınmasını yavaşlatıyor.
İçten yanmalı motorlara özgü yağ, filtre, motor parçaları, marş motoru ve
alternatör gibi kategoriler ise büyümeye devam etmekle birlikte uzun vadede genel
park büyümesine kıyasla daha sınırlı bir ivme gösterecek.

ADAS ve yüksek teknolojili parçalar değer havuzunu büyütüyor!
Elektrifikasyonun yanı sıra ADAS, bağlantılı araç teknolojileri, gelişmiş aydınlatma
sistemleri ve elektronik kontrollü mekanik sistemler de satış sonrası pazarının
değer yapısını değiştiriyor. Raporda, çarpışma ve kaporta onarımlarında ADAS,
radar modülleri, kamera entegrasyonu ve kalibrasyon gereksinimlerinin parça
ve işlem değerini artırdığı belirtiliyor. Aydınlatma tarafında LED, adaptif LED
ve matris aydınlatma sistemlerinin yaygınlaşması, geleneksel halojen ürünlere
kıyasla daha yüksek birim fiyatlı ürünlerin satış sonrası pazarında daha fazla
yer bulmasına neden oluyor. Benzer şekilde elektronik direksiyon, adaptif amortisman,
sensör donanımlı süspansiyon parçaları, elektronik park freni ve brake-by-wire
teknolojileri de bakım ve onarım süreçlerini daha uzmanlık gerektiren
bir noktaya taşıyor. Bu dönüşüm, satış sonrası pazarında yalnızca parça tedarikini
değil, servislerin teknik kabiliyetini, ekipman yatırımını ve çalışan eğitimini
de stratejik hale getiriyor.

Kaza kaynaklı hasar onarımı satış sonrası pazarını destekliyor!
Türkiye satış sonrası pazarında hasar onarım ihtiyacı da büyümenin önemli bileşenleri
arasında yer alıyor. Rapora göre araç hasarlı kazalar 2023 yılında 1 milyon
232 bin 957 adet iken, 2025 yılında 1 milyon 444 bin 26 adede yükseldi. Bu alanda
2023-2025 döneminde yüzde 8,2 yıllık bileşik büyüme kaydedildi. Kaza sayılarındaki
artış, özellikle çarpışma elemanları, kaporta parçaları, aydınlatma sistemleri,
sensörlü parçalar, kamera ve radar bileşenleri ile kalibrasyon işlemlerine
yönelik ihtiyacı artırıyor. Modern araçlarda hasar onarımının yalnızca mekanik
ve kaporta işlemlerinden ibaret olmaması, satış sonrası pazarında teknoloji
ve servis yetkinliği ihtiyacını daha da belirgin hale getiriyor.

Bağımsız servis kanalı güçleniyor!
Rapora göre Türkiye'de yetkili servis ağı konsolidasyon eğilimi gösterirken, bağımsız
servis kanalları ve franchise/zincir servis yapıları güçleniyor. 2025 yılında
yetkili servis sayısı yüzde 2 oranında azalırken, operasyonel maliyetleri
azaltma ve konsolidasyon ihtiyacının 2030'a kadar bu kanalda baskı yaratmaya devam
etmesi bekleniyor. Yetkili servislerde işçilik ücretleri ve parça marjları
üzerindeki enflasyon baskısı, maliyet hassasiyeti artan tüketicileri alternatif
kanallara yönlendiriyor. Bu durum, özellikle lastik, fren balatası, aydınlatma
ve yağ değişimi gibi hızlı sonuç veren kategorilerde bağımsız servis merkezlerinin
pazar payını artırıyor. Bununla birlikte araç elektroniği, ADAS ve elektrikli
araç teknolojilerinin karmaşıklaşması, geleneksel genel onarım atölyelerinin
yanında teknoloji konusunda uzmanlaşmış yeni bir bağımsız servis katmanının ortaya
çıkmasına zemin hazırlıyor. Raporda, yüksek voltajlı batarya bakımı ve elektrikli
araçlara özgü onarım işlemlerini düzenleyen mevzuat çerçevesinin henüz
netleşmemiş olmasının, genişleyen elektrikli araç parkı ile bağımsız servislerin
bu araçlara hizmet verme kapasitesi arasında yapısal bir boşluk yarattığı ifade
ediliyor. Sertifikasyon gereklilikleri, ekipman standartları ve batarya sökme
protokolleri resmileşene kadar garanti sonrası elektrikli araç servislerinin
büyük ölçüde yetkili servis ağına bağımlı kalacağı öngörülüyor.

E-ticaret parça satın alma davranışını yeniden şekillendiriyor!
Dijitalleşme ve e-ticaret, Türkiye otomotiv satış sonrası pazarında giderek daha
güçlü bir etkiye sahip oluyor. Rapora göre, distribütörler ve perakendeciler arasında
tedarik süreçlerinde dijitalleşme önemli ölçüde artarken, işlemlerin büyük
bölümü online kanallara kaymaya başladı. Lastik, filtre, yağ ve aksesuar gibi
VIN'e bağlı olmayan, daha standart ve kolay tanımlanabilir ürün kategorilerinde
e-ticaret penetrasyonu hızla yükseliyor. Bu kategorilerde çevrim içi platformlar
aracılığıyla yapılan satışların payının yaklaşık yüzde 12 seviyesine ulaştığı
tahmin ediliyor. Fren, aydınlatma ve süspansiyon bileşenleri gibi daha teknik
kategorilerde de e-ticaret büyürken, bu alanlarda satışların yaklaşık yüzde
5'inin online kanallar üzerinden gerçekleştiği belirtiliyor. E-ticaret büyümesi
yalnızca son tüketici davranışından kaynaklanmıyor. Tamirciler ve atölye teknisyenleri
de geleneksel B2B tedarik süreçlerinin yanına e-ticaret platformlarını
ekleyerek parça tedarikinde daha esnek ve hızlı çözümlere yöneliyor. Bununla
birlikte rapor, e-ticaretin ağırlıklı olarak perakendeci seviyesinde büyüdüğünü,
distribütör seviyesinde ise hâlâ sınırlı kaldığını ortaya koyuyor.
Dağıtım kanalı daha karmaşık ve dijital hale geliyor!
Türkiye satış sonrası pazarında oto yedek parçalar genellikle ulusal ve uluslararası
satın alma gruplarıyla ilişkili distribütörler aracılığıyla dağıtılırken,
yağ, lastik ve akü gibi ürün grupları kendi özel dağıtım kanallarına sahip olmaya
devam ediyor. Rapora göre, ITG ortaklığı bulunmayan parça distribütörlerinin
sayısı azalırken, bireysel toptancılar daha çok düşük nüfuslu bölgelerde ve Türkiye'nin
doğu kesiminde varlığını sürdürüyor. Türkiye'nin 14 yaşın üzerindeki
ortalama araç parkı, distribütörlerin artık üretimde olmayan modeller de dahil
olmak üzere geniş bir model yılı aralığı için parça bulundurmasını zorunlu kılıyor.
Bu durum, stok yönetimini, işletme sermayesini ve tedarik zinciri planlamasını
sektör oyuncuları için daha kritik hale getiriyor. Perakendecilerin 60 ila
120 güne uzayan ödeme vadeleri talep etmesi de dağıtım kanalında finansal baskı
yaratan unsurlar arasında yer alıyor.

Nitelikli teknisyen sorunu sektörün en kritik gündemlerinden biri!
Raporda satış sonrası pazarının karşı karşıya olduğu en önemli yapısal sorunlardan
biri olarak nitelikli iş gücü açığına dikkat çekiliyor. Sektör, özellikle güçlü
teknik becerilere sahip teknisyenleri çekme ve elde tutma konusunda giderek
daha fazla zorlanıyor. Deneyimli çalışanların daha yüksek ücretli fırsatlara,
özellikle e-ticaret, kurye ve lojistik gibi alanlara yönelmesi, satış sonrası sektöründeki
yetenek açığını büyütüyor. Daha önce sektöre katkı sağlayan mülteci
iş gücünün artık aynı ölçüde genişlememesi, sektörün yerli iş gücüne bağımlılığını
artırıyor. Buna karşılık elde tutma oranlarının düşük kalması, servis kapasitesi,
hizmet kalitesi ve teknik uzmanlık açısından sektör üzerinde baskı yaratıyor.
Elektrikli araç, ADAS, sensörlü parça, gelişmiş aydınlatma, elektronik fren
ve batarya termal yönetimi gibi alanların yaygınlaşması, teknisyen ihtiyacını
yalnızca sayı olarak değil, nitelik olarak da daha stratejik hale getiriyor.

Kâr marjları ve finansman koşulları sektör üzerinde baskı yaratıyor!
2025 yılında Türkiye otomotiv satış sonrası pazarı, güçlü yapısal talebe rağmen
zorlaşan ekonomik ve ticari koşullar altında faaliyet gösterdi. Rapora göre, yavaşlayan
tüketici satın alma gücü, bakımların ertelenmesine ve daha düşük maliyetli
onarım seçeneklerine yönelime neden oluyor. Bu durum, hizmet sağlayıcılar
genelinde kâr marjları üzerinde baskı oluşturuyor. Aynı zamanda finansmana erişimin
zorlaşması ve yükselen borçlanma maliyetleri, işletme sermayesini kısıtlayarak
şirketlerin stok ve günlük operasyon yönetimini zorlaştırıyor. Ticari tarafta
ise filo müşterilerinin daha kısa vadeli, performansa dayalı anlaşmalara yönelmesi,
hizmet sağlayıcıların daha sık fiyat ayarlaması yapmasını ve operasyonel
açıdan daha esnek bir yapıya kavuşmasını gerektiriyor.
Araç parkındaki marka çeşitliliği stok yönetimini zorlaştırıyor!
Türkiye hafif araç parkının yaklaşık 60 markayı kapsayan geniş ve çeşitli bir yapıya
sahip olması, satış sonrası oyuncularının talebi karşılamak için geniş ve
derin bir envanter tutmasını gerektiriyor. Rapora göre, başlangıçta kentsel alanlarda
kullanılan araçların ilerleyen yıllarda kırsal bölgelere satılması, araç
yaşam döngüsünü Türkiye'nin farklı bölgelerine yayıyor. Bu durum, ülke genelinde
etkin bir servis ağı ve verimli parça tedarik sistemine olan ihtiyacı artırıyor.
Marka çeşitliliği ve bölgesel araç göçü, özellikle bağımsız servisler, distribütörler
ve perakende kanalı açısından hem fırsat hem operasyonel zorluk yaratıyor.
Doğru stok, doğru lokasyon, hızlı tedarik, dijital katalog, parça eşleştirme
ve teknik destek kabiliyeti, yeni dönemde rekabet avantajının temel unsurları
arasında yer alıyor.

Satış sonrası pazarı yalnızca büyümüyor, nitelik değiştiriyor
Raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, bu çalışmanın
yalnızca sektörün mevcut büyüklüğünü ortaya koymayı değil, aynı zamanda
Türkiye otomotiv satış sonrası pazarının yapısını, dönüşümünü ve geleceğe yönelik
potansiyelini güvenilir verilerle analiz ederek sektör için ortak bir referans
kaynağı oluşturmayı hedeflediğini belirtti. Özçete, Bu araştırmanın, Türkiye
pazarını değerlendirmek isteyen yerli ve yabancı yatırımcılar ile uluslararası
iş ortaklarının karar alma süreçlerine katkı sağlayacak önemli bir başvuru kaynağı
olacağına inanıyoruz. Güçlü ve sürdürülebilir bir sektörün temelinde doğru
veri, doğru analiz ve doğru öngörü yer alıyor. OSS Derneği olarak, Türkiye otomotiv
satış sonrası pazarına ilişkin veri temelli çalışmaları sektörümüzün gelişimi
açısından son derece değerli görüyoruz. Daha önce satış sonrası yenileme
pazarının büyüklüğünü ortaya koyan çalışmamızla sektörümüz adına önemli bir eşiği
aşmıştık. Bugün ise güncel analizimiz, pazarın yalnızca büyümediğini, aynı
zamanda nitelik değiştirdiğini de açık biçimde gösteriyor dedi.

Türkiye'de hafif araç parkının 22,8 milyon adedi aştığını, araçların yüzde 74'ünün
ise 5 yaşın üzerinde olduğunu hatırlatan Özçete, bu yapının satış sonrası ürün
ve hizmetlere yönelik güçlü talebin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret
ettiğini söyledi. Elektrikli araçlar, ADAS, dijitalleşme, e-ticaret ve yüksek
teknolojili parçaların sektörün yeni büyüme alanlarını oluşturduğunu ifade
eden Özçete, 2025 itibarıyla binek otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan
hafif araçlar kapsamında satış sonrası pazarının 7,6 milyar dolarlık büyüklüğe
ulaşması, sektörümüzün ekonomik değerini açıkça ortaya koyuyor. Bu büyümede araç
parkının genişlemesi ve yaşlanmasının yanı sıra araç teknolojilerinin karmaşıklaşması
ve yüksek değerli parça gruplarının artan payı da belirleyici oluyor.
Artık satış sonrası pazarı yalnızca parça değişimiyle değil, teknoloji, uzmanlık,
eğitim, kalibrasyon, dijital tedarik ve servis kalitesiyle rekabet edilen bir
yapıya dönüşüyor diye konuştu.
Araştırmanın yalnızca bugünün fotoğrafını çekmediğini de vurgulayan Özçete, Çalışmamız,
elektrikli araç dönüşümünden dijitalleşmeye, araç parkındaki değişimden
yeni servis modellerine kadar sektörümüzün önümüzdeki yıllarda hangi alanlarda
gelişeceğini ve yatırım ihtiyacının hangi başlıklarda yoğunlaşacağını ortaya
koyuyor. Bu yönüyle raporumuzun, sektörümüzün geleceğine yönelik stratejik kararlar
için yol gösterici bir kaynak olacağına inanıyoruz. Sektörümüzün ihtiyaç duyduğu
güvenilir ve kapsamlı bir referans çalışmasını ülkemize kazandırmış olmaktan
büyük mutluluk duyuyoruz ifadelerini kullandı.

Sektördeki dönüşüme uygun mevzuat şart!
Sektörün karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara da değinen Özçete, Güçlü talep
potansiyeline rağmen kâr marjları, finansman koşulları, işletme sermayesi, stok
yönetimi ve nitelikli teknisyen ihtiyacı sektörümüzün en önemli gündemleri arasında
yer alıyor. Elektrikli araçların yaygınlaşması, bağımsız servisler açısından
yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda yüksek voltajlı sistemler, batarya güvenliği,
sertifikasyon, ekipman standardı ve teknik eğitim gibi alanlarda yeni
gereklilikleri de beraberinde getiriyor. Bu dönüşüm sürecinde sektörümüzün rekabet
gücünü koruması için veri, eğitim, mevzuat, dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının
bütüncül biçimde ele alınması gerekiyor dedi.

OSS Derneğinin sektör adına veri üretmeye ve pazarın gelişimine katkı sağlamaya
devam edeceğini vurgulayan Ali Özçete, Türkiye otomotiv satış sonrası sektörü,
sahip olduğu üretim, dağıtım, ihracat, servis ve insan kaynağı potansiyeliyle
çok güçlü bir konumda bulunuyor. OSS Derneği olarak amacımız, sektörümüzün bu potansiyelini
ulusal ve uluslararası platformlarda daha görünür kılmak, yatırımcıların
ve paydaşların karar süreçlerine veri temelli katkı sağlamak ve Türkiye
satış sonrası pazarının sürdürülebilir büyümesine destek olmaktır diye konuştu.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -