Ekonomi

PwC Strategy& raporu Türk tekstilinde Hız ve Sürdürülebilirlik yeni rekabet alanı oldu

PwC'nin strateji danışmanlığı grubu Strategy& tarafından hazırlanan Türk tekstil
sektörünün küresel ticaret haritasındaki yerini ve geleceğini değerlendiren Küresel
Değişimlere Uyum Sağlamak: Türk Tekstil Sektörünün Stratejik Öncelikleri
raporunu yayımladı. Rapora göre, hız, sürdürülebilirlik ve teknolojik dönüşüm
tekstil sektörünün yeni değer alanlarını oluşturuyor.

PwC'nin strateji danışmanlığı grubu Strategy& tarafından hazırlanan Türk tekstil
sektörünün küresel ticaret haritasındaki yerini ve geleceğini değerlendiren Küresel
Değişimlere Uyum Sağlamak: Türk Tekstil Sektörünün Stratejik Öncelikleri
raporu yayımlandı. Rapor, üretim coğrafyasındaki kaymalar, sürdürülebilirlik
baskısı ve teknolojik dönüşümün sektördeki rekabet parametrelerini nasıl yeniden
tanımladığını kapsamlı bir veri setiyle analiz ediyor.

Küresel Tedarik Zincirinde Hız Yeni Rekabet Alanı
Rapora göre, Türkiye'nin coğrafi yakınlık avantajı, küresel moda dünyasındaki kısalan
teslimat süreleriyle daha da kritik bir hale geliyor. Bu durum, stok riskini
minimize etmek isteyen perakendecileri daha çevik üretim merkezlerine yönlendiriyor.
Asya'daki rakiplerin 3 aya varan teslim sürelerine karşılık, Türkiye'nin
bu süreyi 20-30 gün bandına çekme potansiyeli, perakendecilerin düşük maliyet
yerine hız ve dayanıklılık odaklı stratejilere yönelmesini sağlıyor. Ancak
rapor, bu avantajın kalıcı olması için maliyet yapısının da yönetilebilir seviyelerde
tutulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Maliyet Yapısının Değişen Dengesi
Tekstil üretiminde maliyet kompozisyonu, rekabetin seyrini belirleyen en temel unsurlardan
biri olmayı sürdürüyor. Strategy& analizlerine göre, kumaş üretiminde
iş gücü ve enerji maliyetleri toplam maliyetin üçte birine yakın bir pay alıyor.
Özellikle 2022'deki enerji krizinden bu yana Türkiye'deki endüstriyel elektrik
fiyatlarının, düşük maliyetli üretim yapan rakiplerin (Mısır, Hindistan, Vietnam)
üzerinde seyretmesi, üreticileri operasyonel mükemmellik arayışına itiyor.
Rapor, bu baskıyı hafifletmek için dijital dönüşüm ve enerji verimliliği yatırımlarına
ağırlık vermesi gerektiğini vurguluyor.

PwC Türkiye Şirket Ortağı Tolga Baloğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları
söyledi:
Kumaş üretiminde iş gücü ve enerji maliyetlerinin toplam maliyet içindeki payının
%25 ila %35 seviyesinde olması, sektörün rekabet gücünü doğrudan etkiliyor.
Türkiye'de endüstriyel elektrik fiyatlarının düşük maliyetli rakip ülkelere kıyasla
daha yüksek seyretmesi, üreticileri maliyet yönetimi ve verimlilik odağında
yeniden düşünmeye zorluyor. Bu noktada, enerji verimliliği yatırımları ve dijitalleşme
adımları, maliyet baskısını dengelemek ve rekabet avantajını sürdürülebilir
kılmak açısından kritik bir rol oynuyor.

PwC Türkiye Direktörü Can Yapan, rapor sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede
şunları söyledi: Tekstil sektörü, sadece üretim hacmiyle değil, üretimin nasıl
ve nerede yapıldığıyla yeniden tanımlandığı bir eşikte. İş gücü ve enerji gibi
yapısal maliyetlerin toplam maliyet içindeki %35'e varan payı, sektörün 'düşük
maliyetli üretici' kimliğini zorluyor. Ancak bu durum, daha nitelikli bir dönüşümü
tetiklemekte. Artık rekabet avantajı, hızı, izlenebilirliği ve sürdürülebilirliği
üretim sürecinin her aşamasına entegre edebilen oyunculara geçiyor.
Özellikle kişiselleştirme ve fonksiyonel tekstiller gibi yüksek katma değerli alanlarda
Ar-Ge kabiliyetlerini artıran şirketler, 2026 ve sonrasında küresel arenada
oyun kurucu olmaya devam edecek. Geleceğin kazananları, değişimin hızına
kapılanlar değil, değerin nerede yeniden oluştuğunu doğru okuyanlar olacak.

Yüksek Katma Değerli Üretime Geçiş Zorunlu
Rapor, sektörün geleceği için fonksiyonel ve performans tekstillerini büyüme potansiyeli
en yüksek alanlar olarak tanımlıyor. Teknik kumaşlar ve performans odaklı
ürünler, klasik tekstil ürünlerine kıyasla çok daha yüksek kâr marjı potansiyeline
sahip. Bu dönüşümün bir parçası olarak, online tasarım araçları ve modüler
üretim sistemleri gibi yenilikler, üreticilerin kısa moda döngülerine uyum
sağlamasını mümkün kılıyor.

Operasyonel Yetkinliklerdeki Kritik Boşluklar
Strategy& analizinde, Türk tekstil oyuncularının küresel rekabette öne çıkabilmesi
için sadece teknolojiye değil, aynı zamanda operasyonel disipline de odaklanması
gerektiği belirtiliyor. Müşteri segmentasyonu, değer bazlı fiyatlama ve talep
tahmini gibi alanlarda görülen yetkinlik eksiklikleri, şirketlerin kâr marjlarını
ve stok yönetimini doğrudan olumsuz etkileyebiliyor. Satış ve Operasyon
Planlaması (S&OP) süreçlerinin güçlendirilmesi ve ERP/CRM sistemlerinin tek gerçek
veri kaynağı olarak konumlandırılması, raporun sunduğu en kritik çözüm önerileri
arasında yer alıyor.

Pazar Payını Korumanın Anahtarı Sürdürülebilirlik
Global markaların net-zero taahhütleri ve çevreci elyaflara olan talebin artması,
Türk üreticiler için sürdürülebilirliği kaçınılmaz bir yol haritası kılıyor.
GRS (Global Recycled Standard) ve GOTS (Global Organic Textile Standard) gibi
uluslararası sertifikasyonlar, şeffaflık ve izlenebilirlik beklentilerini karşılamak
adına hayati önem taşıyor. Sürdürülebilirlik yatırımlarını bir maliyet unsuru
olarak değil, pazar payını koruma ve geliştirme stratejisi olarak gören şirketlerin,
önümüzdeki dönemde finansman olanaklarına erişimde de avantajlı olacağı
öngörülüyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -