PwC Tüketicinin Sesi 2026 araştırması Sağlık, tüketicilerin günlük tercihlerini ve satın alma kararlarını yeniden şekillendiriyor
PwC'nin Tüketicinin Sesi 2026: Sağlıklı Yaşamın Yükselişi araştırması, sağlığın
günlük yaşamın her alanına yayıldığını ortaya koyuyor. Tüketiciler beslenmeden
uykuya, stres yönetiminden kilo kontrolüne kadar yaşam alışkanlıklarını gözden
geçiriyor. Veri, tanı, takip ve kişiselleştirilmiş hizmetlerle desteklenen çözümlere
yönelik ilgi de artıyor.
PwC'nin 27 ülkede 21.808 tüketiciyle gerçekleştirdiği Tüketicinin Sesi 2026: Sağlıklı
Yaşamın Yükselişi araştırması yayımlandı. Araştırma, tüketicilerin sağlıklarını
daha bilinçli ve aktif biçimde yönettiğini, bu değişimin tüketici ürünleri,
perakende, sağlık ve ilaç sektörlerinde yeni ürün, hizmet ve iş birliği alanları
oluşturduğunu ortaya koyuyor. Tüketiciler daha uzun ve sağlıklı yaşamak,
stresi azaltmak, uyku kalitesini artırmak, kilo yönetimini desteklemek ve kişisel
gelişimlerini sürdürmek gibi hedeflere odaklanırken, beslenme, fiziksel aktivite,
uyku ve sağlık verilerinin takibi de bu doğrultuda şekilleniyor.
Küresel sağlıklı yaşam ekonomisi 2024 yılında 6,8 trilyon ABD dolarına ulaşarak
dünya genelindeki tüketici harcamalarının yaklaşık sekizde birini oluşturdu. Global
Wellness Institute, bu büyüklüğün 2029 yılına kadar 9,8 trilyon ABD dolarına
yükselmesini öngörüyor.
PwC Türkiye Perakende ve Tüketici Ürünleri Sektörü Lideri, Cihan Harman, araştırma
sonuçlarını şöyle değerlendirdi:
Tüketiciler sağlıklarını yalnızca ihtiyaç duyduklarında değil, günlük yaşamlarının
doğal bir parçası olarak yönetmeye başlıyor. Bu değişim, şirketler açısından
da önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Araştırmamız, tüketicilerin artık
yalnızca ürün değil, veriyle desteklenen, kişiselleştirilmiş ve günlük yaşamlarına
kolayca entegre olabilen çözümler beklediğini gösteriyor. Tüketicilerin,
%80'i sağlık ve iyi yaşamla ilgili en az bir konuda mobil uygulama veya giyilebilir
teknolojilerden yararlandığını söylüyor.
Bu anlamda, özellikle dijital sağlık araçlarının yaygınlaşması, yapay zekâ destekli
çözümlere ilginin artması ve sağlık verilerinin paylaşımında güven unsurunun
belirleyici hale gelmesi, tüketici ürünleri, perakende, sağlık ve ilaç sektörleri
için yeni iş birliği ve değer yaratma alanları oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde
başarı, yalnızca doğru ürünü sunmaktan değil, tüketicilerin sağlık yolculuğunun
farklı aşamalarında güven veren, erişilebilir ve bütünleşik deneyimler tasarlayabilmekten
geçecek.
Sağlık günlük yaşamın her alanına yayılıyor
Araştırmaya göre tüketiciler son bir yıl içinde ortalama üç ila dört farklı sağlık
ve iyi yaşam ürün kategorisinden alışveriş yaptı. Katılımcıların yüzde 69'u
düzenli olarak en az iki sağlık ve beslenme alışkanlığını sürdürürken, yüzde 80'i
sağlık ve iyi yaşamla ilgili en az bir faaliyet için mobil uygulama veya giyilebilir
teknoloji kullanıyor. Sonuçlar, sağlık hedeflerinin günlük tüketim tercihlerini
giderek daha fazla şekillendirdiğini gösteriyor.
Araştırmada öne çıkan başlıklardan biri de uyku kalitesi oldu. Katılımcıların yüzde
40'ı uyku kalitesini artırmayı öncelikli sağlık hedefleri arasında gösterirken,
yalnızca yüzde 56'sı mevcut uyku kalitesini iyi veya çok iyi olarak değerlendiriyor.
Uykusunu düzenli biçimde takip eden ve iyileştirmek için adım atanların
oranı yüzde 32'de kalıyor. Bulgular, bu alanda yeni ürün ve hizmetlere yönelik
önemli bir potansiyele işaret ediyor.
Tüketici ilgisi ürünlerden hizmetlere doğru genişliyor
Araştırma verileri, tüketicilerin en fazla ilgi gösterdiği alanların beslenme, takviye
ürünleri ve kişisel bakım olduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde
57'si bu kategorilerde daha önce benzer bir ürün satın aldığını veya satın almaya
güçlü ilgi duyduğunu belirtirken, yüzde 26'sı ilgilendiğini ancak daha fazla
bilgiye ihtiyaç duyduğunu ya da henüz satın almaya hazır olmadığını ifade ediyor.
İlgi yalnızca fiziksel ürünlerle sınırlı kalmıyor. Sağlık analizleri ve tanı çözümlerine
yönelik toplam ilgi yüzde 63'e, koçluk, programlar ve davranış değişikliği
çözümlerine yönelik ilgi yüzde 60'a ulaşıyor. Cihazlar, ekipmanlar ve akıllı
yaşam alanlarına ilgi ise yüzde 54 seviyesinde bulunuyor.
Fiyat-fayda dengesi belirleyici olmaya devam ediyor
Tüketicilerin sağlık öncelikleri değişse de satın alma kararlarını etkileyen temel
beklentiler büyük ölçüde aynı kalıyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü için
fiyat-fayda dengesi en önemli kriter olarak öne çıkıyor. Uygun maliyet, kullanım
kolaylığı ve ürün ya da hizmetlerin sunduğu faydanın açık biçimde anlatılması
tüketicilerin önem verdiği diğer unsurlar arasında yer alıyor. Katılımcıların
yüzde 58'i ise ürün ve hizmetlerin kendi ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilebilmesini
önemli bir tercih nedeni olarak görüyor. Araştırma, ilginin tek başına
satın alma kararına dönüşmediğini, karmaşık veya fazla çaba gerektiren çözümlerin
benimsenmesini zorlaştırabildiğini gösteriyor.
Sağlık yolculuğunun ilk adımı giderek dijitalleşiyor
Tüketiciler sağlık sistemiyle doğrudan temas kurmadan önce yapay zekâ destekli uygulamalardan,
giyilebilir teknolojilerden ve sağlık platformlarından daha fazla
yararlanıyor. ABD, Birleşik Krallık ve Almanya'da katılımcıların yaklaşık üçte
biri sağlıkla ilgili bir soru veya endişe yaşadığında ilk olarak yapay zekâdan
destek alıyor. Bu oran Asya'da yüzde 61'in, Latin Amerika'da yüzde 68'in, Orta
Doğu'da ise yüzde 75'in üzerine çıkıyor.
Genç kuşakların %86'sı sağlık ve iyi yaşamla ilgili en az bir görevde yapay zekâ
kullanımına sıcak bakarken, bu oran daha ileri yaş gruplarında yüzde 62'ye düşüyor.
Buna karşın sağlıkla ilgili kararlarda uzmanların rolü önemini koruyor. Tüketicilerin
yalnızca yüzde 18'i yapay zekâ araçlarını sağlık ve iyi yaşam kararlarını
etkileyen ilk beş kaynak arasında gösterirken, yüzde 57'si sağlık profesyonellerini,
yüzde 52'si kendi araştırma ve merakını, yüzde 50'si ise arkadaşlarını,
aile üyelerini veya iş arkadaşlarını en önemli bilgi kaynakları arasında
sayıyor.
Sağlık verilerinin paylaşımında güven belirleyici oluyor
Araştırma, dijital sağlık çözümlerinin benimsenmesinde güvenin belirleyici olduğunu
gösteriyor. Tüketicilerin yüzde 36'sı kişiselleştirilmiş hizmetler karşılığında
ayrıntılı sağlık verilerini düzenli kullandıkları eczanelerle paylaşmaya sıcak
bakıyor. Eczaneleri yüzde 30 ile sigorta şirketleri, yüzde 27 ile fitness
ve egzersiz hizmeti sunan şirketler izliyor. Perakende ve tüketici ürünleri şirketleri
söz konusu olduğunda ise sağlık verilerini paylaşmaya açık olanların oranı
yaklaşık yüzde 20 seviyesinde kalıyor. Bulgular, tüketicilerin sağlık verilerini
paylaşırken seçici davrandığını ortaya koyuyor.
Araştırmada kilo yönetiminde kullanılan GLP-1 tedavileri de tüketici davranışlarındaki
dönüşüme örnek olarak ele alınıyor. GLP-1 kullanıcıları, bu tedavileri kullanmayan
tüketicilere kıyasla beslenmelerini daha yakından takip ediyor, daha
fazla egzersiz yapıyor ve sağlık, iyi yaşam, kişisel bakım, görünüm ile gıda kategorilerindeki
harcamalarını artırmayı planlıyor.
Şirketler için yeni büyüme alanları oluşuyor
Araştırma, tüketici ürünleri şirketleri, perakendeciler, sağlık kuruluşları ve ilaç
şirketleri açısından yeni büyüme alanlarına işaret ediyor. Gıda ve içecek sektöründe
vitamin, mineral ve takviye ürünlerine ilginin sürmesi beklenirken, tüketiciler
önümüzdeki dönemde taze meyve ve sebze ile vitamin ve takviye ürünlerinin
tüketimini artırmayı, işlenmiş veya yüksek şeker içeren gıdalar ile alkollü
içeceklerin tüketimini azaltmayı planlıyor.
Perakendede sağlık hedeflerine göre şekillenen ürün alanları, eczane danışmanlığı,
mağaza içi tanı çözümleri ve sadakat programlarıyla desteklenen deneyimler öne
çıkıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 82'si beslenme, takviye ürünleri ve
kişisel bakım kategorilerinde en az bir ürünü satın almayı düşündüğünü belirtiyor.
Sağlık kuruluşlarında ise önleyici, kişiselleştirilmiş ve dijital öncelikli
hizmet modelleri önem kazanıyor.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -