Ekonomi

RS Otomotiv/Tütünoğlu ADAS sistemleri hasar süreçlerini yeniden tanımlıyor

Gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS), kazaları azaltma potansiyeliyle sigorta
sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Ancak radar, kamera ve sensörlerle
donatılmış araçların hasar onarımları, ekspertiz süreçleri ve poliçe yapıları
da köklü biçimde değişiyor. RS Otomotiv Grubu Eğitim ve Teknik Operasyonlar
Başkanı Mustafa Tütünoğlu, Özellikle sigortacılık sektörü artık yalnızca hasarı
ödeyen değil, riski teknolojiyle yeniden hesaplayan bir yapıya evriliyor. Satış
sonrası hizmetleri kanadında ise yeni nesil otomobil teknolojilerine uyum sağlayabilen
ve ADAS konusunda uzmanlık kazanan şirketler önem kazanıyor. dedi.

Otomotiv sektöründe hızla yaygınlaşan gelişmiş sürüş destek sistemleri, yani ADAS
teknolojileri, sigorta sektörünün risk değerlendirme modellerinden hasar yönetimine
kadar pek çok başlığı yeniden şekillendiriyor. Şerit takip asistanı, adaptif
hız sabitleyici, otomatik acil frenleme, kör nokta uyarısı, sürücü yorgunluk
tespiti ve park destek sistemleri gibi teknolojiler, sürüş güvenliğini artırırken,
sigortacılıkta da klasik yaklaşımların dönüşmesini zorunlu kılıyor.

Uzmanlara göre ADAS donanımlı araçlar, insan hatasından kaynaklanan çarpışmaların
ve küçük ölçekli kazaların azaltılmasında önemli rol oynuyor. Bu durum, doğru
veri analitiğiyle değerlendirildiğinde, sigorta şirketleri açısından daha isabetli
primleme, daha doğru risk segmentasyonu ve hasar frekansında düşüş anlamına
gelebiliyor. Öte yandan yeni teknolojili araçlarda meydana gelen en küçük hasarda
dahi radar, kamera, sensör ve kalibrasyon süreçlerinin devreye girmesi, onarım
bedellerini geleneksel araçlara kıyasla daha yukarı taşıyor.

Uluslararası araştırmalar da gelişmiş sürüş destek sistemlerinin özellikle arkadan
çarpma, şerit değiştirme ve sürücü reaksiyon gecikmesinden kaynaklanan kaza
türlerinde anlamlı düşüş sağladığını gösteriyor. Özellikle otomatik acil frenleme
ve ön çarpışma uyarı sistemlerinin, belirli çarpışma senaryolarında kazaları
yaklaşık yüzde 20 ila yüzde 50 arasında azaltabildiği belirtiliyor. Buna karşılık,
radar, kamera ve sensör tabanlı bu sistemlerin hasar sonrası onarım ve kalibrasyon
maliyetlerini artırması, sigorta sektöründe yeni bir denge alanı oluşturuyor.
Bu sistemler, kazaların sayısından çok, ağırlığını önemli biçimde azaltarak
katastrofik sonuçların ortaya çıkmasını engelleyici teknolojiler olarak öne
çıkıyor.

Konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan RS Otomotiv Grubu Eğitim ve Teknik
Operasyonlar Başkanı Mustafa Tütünoğlu, ADAS'ın sigorta sektörü açısından çift
yönlü bir etki yarattığını belirtti. Tütünoğlu, Bir tarafta kazaları önlemeye
yardımcı olan ve sürüş güvenliğini yükselten son derece kıymetli sistemler
var. Diğer tarafta ise bu teknolojilerin bulunduğu araçlarda en basit tampon, cam,
ayna ya da çamurluk hasarında bile sensörlerin, kameraların ve elektronik bileşenlerin
kontrolü, değişimi ve yeniden kalibrasyonu söz konusu olabiliyor.
dedi.

Tütünoğlu, sigorta sektörünün artık yalnızca geçmiş hasar verisine bakarak fiyatlama
yapamayacağını vurgulayarak şöyle devam etti: ADAS'lı araçlarla birlikte
sigortacılıkta yeni bir parametre seti oluşuyor. Araçta hangi güvenlik sistemlerinin
bulunduğu, bu sistemlerin aktif kullanımı, aracın kalibrasyon geçmişi, onarımın
konusunda yetkin servislerde yapılıp yapılmadığı gibi başlıklar artık çok
daha kritik hale geliyor. Sigorta sektörü artık yalnızca hasarı ödeyen değil,
riski teknolojiyle yeniden hesaplayan bir yapıya evriliyor.

Ekspertiz ve onarım süreçleri daha kritik hale geliyor
ADAS sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte hasar sonrası ekspertiz süreçlerinde
de daha yüksek teknik uzmanlık ihtiyacı doğuyor. Çünkü dışarıdan küçük görünen
bir darbe, sensör açılarında bozulmaya, kameraların referans değerlerinin değişmesine
veya aracın güvenlik sistemlerinde görünmeyen sapmalara neden olabiliyor.
Bu nedenle hasarın yalnızca kaporta boyutuyla değil, elektronik güvenlik altyapısı
açısından da değerlendirilmesi gerekiyor.

Tütünoğlu, bu noktada sektörün insan kaynağı ve teknik altyapı bakımından yeni bir
eşiğe geldiğini söyledi: Artık bir hasarı sadece mekanik ya da kozmetik açıdan
değerlendirmek yeterli değil. ADAS'lı araçlarda doğru teşhis, doğru ekipman
ve doğru kalibrasyon süreçleri hayati önem taşıyor. Aksi halde araç onarılmış
görünse bile güvenlik sistemleri olması gerektiği gibi çalışmayabilir. Bu durum
hem sigortalı memnuniyetini hem de yol güvenliğini doğrudan etkiler.

Poliçe yapıları ve risk analitiği dönüşüyor
Sektör temsilcilerine göre önümüzdeki dönemde sigorta şirketleri, araçların ADAS
donanım seviyesine göre daha farklılaştırılmış ürünler geliştirmek durumunda kalacak.
Sürücü destek sistemlerinin kazayı önleme performansı ile bu sistemlerin
onarım maliyetleri birlikte ele alınacak, böylece prim hesaplamalarında daha
rafine modeller öne çıkacak. Tütünoğlu, Bugün sigorta sektörünün önünde oto branşında
önemli bir gündem var: Teknolojiyi doğru okuyabilen, veriyi anlamlı biçimde
kullanabilen ve hasar süreçlerini yeni nesil araç teknolojilerine göre yönetebilen
kurumlar öne çıkacak. ADAS sistemleri, yalnızca otomotiv dünyasının değil,
sigorta ekosisteminin de geleceğini belirleyen ana başlıklardan biri haline
geldi ifadelerini kullandı.

Yeni dönemde iş birliği öne çıkacak
ADAS teknolojilerinin sigorta sektöründe yarattığı dönüşüm, sigorta şirketleri,
eksperler, satış sonrası hizmeti servis ağları, parça tedarikçileri ve teknoloji
sağlayıcıları arasındaki koordinasyonun da önemini artırıyor. Özellikle doğru
onarım prosedürleri, standardize kalibrasyon süreçleri ve teknik eğitim yatırımları,
sektörün önümüzdeki dönemde en çok konuşacağı başlıklar arasında yer alıyor.
Tütünoğlu son olarak, Artık sadece poliçeyi değil, aracın teknolojik karakterini
de konuşuyoruz. Bu dönüşüme erken uyum sağlayan şirketler hem maliyet yönetiminde
hem müşteri deneyiminde önemli avantaj sağlayacak diyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -