SUDER Su güvenliği, şehirlerin iklim krizine karşı en kritik dayanıklılık alanı haline geliyor
Küresel iklim krizinin tetiklediği sıcaklık artışları ve kuraklık riski dünya genelinde
giderek artıyor, su stresi şehirlerin en kritik dayanıklılık başlıklarından
biri haline geliyor. Copernicus iklim verileri, Avrupa'da son yılların, uzun
dönem ortalamalara kıyasla çok daha kurak ve sıcak geçtiğini ortaya koyuyor.
Bu tablo, temel ihtiyaç olan suya erişim için yer altı ve yer üstü su kaynaklarının
korunmasını her zamankinden daha stratejik bir zorunluluk haline getiriyor.
SUDER, ambalajlı su sektörünün sürdürülebilir kaynak yönetimi ve yenilikçi teknolojilerle
suyun korunmasına katkısını ve israfın önlenmesinin önemini vurguluyor.
2030'a yaklaşırken dünya, iklim krizinin su döngüsü üzerindeki etkilerini daha görünür
ve daha sert biçimde yakından deneyimliyor. Yayımlanan Avrupa İklim Durumu
değerlendirmeleri, kıtanın büyük bölümünde sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının
üzerinde seyrettiğini ve Avrupa'nın yaklaşık yüzde 95'inde ortalamanın
üzerinde sıcaklık kaydedildiğini ortaya koyuyor. Aynı değerlendirmeler, kuraklık
koşullarının yaygınlaştığını ve Avrupa'nın önemli bir bölümünde toprak nemi ve
hidrolojik stresin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Özellikle 2025 yılı
içinde Avrupa'nın yaklaşık yüzde 50'den fazlasının kuraklık koşullarından etkilendiği
raporlanıyor. Küresel ısınmanın en sıcak etkilerini hisseden Akdeniz Havzası'ndaki
Türkiye de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Türkiye, kişi başına
düşen kullanılabilir su miktarı göz önüne alındığında artık 'su stresi yaşayan'
ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, acil önlem alınmazsa su fakiri olma riskiyle
karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıyor. Bu gelişmeler, ülkemizin de dahil
olduğu şehirlerin suya erişim güvenliğini ve altyapı dayanıklılığını doğrudan
etkileyen yeni bir su stresi çağına işaret ediyor.
Su kaynaklarının korunması ve sağlıklı su tüketimi geniş bir çerçeveden, stratejik
olarak ele alınmalı
Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı
konuyla ilgili açıklamasında suyun sadece bir içecek olarak değil, stratejik bir
yaşam kaynağı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
İklim krizi artık bugünün meselesi. Su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen
yıl artıyor ve şehirlerimizin dayanıklılığı suyu nasıl yönettiğimize doğrudan
bağlı hale geliyor. Ambalajlı su sektörü, kaynakların korunması, verimli kullanımın
teşvik edilmesi ve suyun güvenli şekilde tüketiciye ulaştırılması açısından
önemli bir sorumluluk üstleniyor. Su kaybının artmasına sebep olan tüketim yöntemleri,
bu küresel stres döneminde yeniden düşünülmelidir. Türkiye ambalajlı
su sektöründe faaliyet gösteren üreticiler, dünyada ve ülkemizde bulunan suyun
miktarının ve kalitesinin korunmasının öneminin farkında olarak, sahip olduğumuz
su varlığının gelecek nesillere aktarılması için kaynaklarını heba etmeden,
en verimli şekilde kullanmaya özen göstermektedir.
Üretim süreçlerimizde sıfır su kaybı prensibiyle çalışıyoruz
Kalebaşı açıklamasında Derneğimize üye ambalajlı su üreticileri, yeraltı su kaynaklarını
çevreleyen alanları da hassasiyetle korumakta, böylece suyun kaynağa
ulaşmak için geçtiği doğal ekosistemlerin korunmasına yardımcı olmaktadırlar. Doğal
su kaynaklarının kullanımında sürdürülebilir üretim adına kamu otoriteleri,
üniversiteler ve yerel topluluklar ile kurulan işbirlikleri sadece kaynakların,
biyoçeşitliliğin ve doğal yaşam ortamlarının korunmasını değil, aynı zamanda
bölgenin sosyal ve ekonomik açıdan gelişimini de desteklemektedir. Üretim süreçlerimizde
sıfır su kaybı prensibiyle çalışarak kaynaklarımızı koruyor, döngüsel
ekonomiye katkı sunmak adına ambalajlarımızın yüzde 100 geri dönüştürülebilir
malzemelerden üretilmesini sağlayarak, çevresel ayak izimizi sistematik olarak
azaltıyoruz. dedi.
Ev tipi arıtma cihazlarında görünmeyen büyük su israfı
Su kaynaklarının korunması ve israfın önlenmesi için tüketim teknolojilerinin bütüncül
ve verimlilik odaklı değerlendirilmesi gerekiyor. İstanbul Üniversitesi
Su Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Meriç Albay'in yaptığı Ev Tipi Su Arıtma
Sistemlerinin Su Kalitesinin Değerlendirilmesi Araştırması ev tipi arıtma cihazlarında,
1 litre arıtılmış içme suyu elde edebilmek için yaklaşık 5 litre ve
üzeri su atık olarak israf ediliyor. Su stresinin giderek büyüdüğü ve şehirlerin
su kaynakları üzerindeki baskının arttığı bu dönemde, bu düzeyde bir su kaybı,
önemli bir verimlilik sorunu olarak öne çıkıyor.
2040' da 5,7 milyar insan su sıkıntısı yaşayacak
Kuraklık artık yalnızca tarımsal üretimi etkileyen dönemsel bir risk değil, su güvenliğini
doğrudan tehdit eden küresel bir kriz olarak öne çıkıyor. Dünyada ve
ülkemizde son 20 yılda kuraklığın giderek artması, su kaynaklarının korunmasının
ertelenemez bir öncelik olduğunu ortaya koyuyor. 2040 yılına gelindiğinde dünyada
5,7 milyar insanın su sıkıntısı yaşayabileceğinin tahmin edilmesi de suyun
verimli kullanımının toplumsal ve ekonomik bir zorunluluk olduğunu gösteriyor.
Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı'na
göre bu tablo, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini,
su kayıplarının azaltılmasını ve suyun verimli kullanımını koruyan uygulamaların
yaygınlaştırılmasını her zamankinden daha kritik hale getiriyor.
Yer altı su rezervlerinin azalması kentlerin dayanıklılığını zorluyor
Şehirlerin su güvenliği suyun nasıl korunduğu, nasıl yönetildiği ve ne kadar verimli
kullanıldığıyla tanımlanıyor. Yer altı su rezervlerinin azalması ve yüzey
sularındaki dalgalanmalar, kentlerin uzun vadeli dayanıklılığını zorlarken, suyun
her damlasının korunmasını stratejik bir zorunluluk haline getiriyor. Araştırmalar,
Avrupa'nın 2025 yılında en kurak üç yıldan birini yaşadığını ve bazı dönemlerde
kıtanın yaklaşık üçte birinde şiddetli kuraklık koşulları gözlendiğini
ortaya koyuyor. Bu bulgular, su döngüsündeki bozulmanın geçici değil yapısal
bir eğilim haline geldiğini gösteriyor. Kalebaşı, Su stresi giderek derinleşirken,
yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bugün atılacak her adım, gelecekte su güvenliğimizin en önemli güvencesi
olacaktır. Bu nedenle tarım sanayi ve diğer tüketim alanlarında verimli su yönetimi
uygulamalarının yaygınlaştırılması, su kayıplarının azaltılması ve doğal kaynakların
sürdürülebilir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor dedi.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -