TCMB Başkanı Karahan, Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nda soruları yanıtladı
İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan,
karşı karşıya kalınan şoklar neticesinde enflasyonda hedeflerin üzerinde kalmış
olabileceklerini belirterek Ama böyle bir ortamda sıkı para politikası olmasaydı
çok daha yüksek seviyeleri göreceğimizi söylemek lazım. dedi.
Fatih Karahan, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans
Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme
toplantısında, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi
İshak Kara ve Yusuf Emre Akgündüz ile soruları yanıtladı.
Kontrolünüz dışındaki dışsal şoklara ilişkin iyimser beklentilerin enflasyon hedeflerine
ulaşmayı zorlaştırdığı yönündeki değerlendirmelere ilişkin özeleştiriniz
var mı? şeklindeki soru üzerine Karahan, dezenflasyonda epey mesafe katettiklerini
ancak son 3 yıla bakıldığında, enflasyon rakamlarının genel olarak tahminlerin
ve hedeflerin üzerinde kaldığının kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
Karahan, Bu açıdan bir taraftan enflasyonun yüzde 75'te sınırlanmış olması ve daha
sonra yüzde 30'lara kadar gerilemiş olması başarıyken hedeflerimizin üzerinde
kalmış olması da kısmi başarısızlık olarak önümüzde duruyor. diye konuştu.
Bu süreçte birkaç faktörün bulunduğunu dile getiren Karahan, bunlardan ilkinin kira
ve eğitim gibi kalemlerdeki ataletin, tahminlerden daha yüksek seyirde devam
etmesi olduğunu belirtti.
Karahan, Daha sonra yine ilk dönemleri itibarıyla söylemek gerekirse para politikasının
iktisadi faaliyet üzerine etkisi yani aktarım mekanizması ve onun üzerinden
fiyatlama davranışları ve enflasyon beklentilerine yansımaları düşündüğümüzden
daha yavaş gerçekleşti. ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin yol açtığı enflasyonist etkilerden bahseden Karahan,
sözlerini şöyle sürdürdü:
Bir de geçtiğimiz sene gördüğümüz altın fiyatlarında yaşanan ciddi ve hızlı yükseliş.
Bu da servet etkisinden talep yönetimini zorlaştırdı. Dolayısıyla istediğimiz
soğumayı biraz daha geciktirdi. Bir de uzun bir süreden bahsettiğimiz için
birçok dışsal şokla da karşı karşıya geldik. Bunlar da açıkçası hep olumsuz yönde
oldu. Olumlu yönde de olabileceği bir senaryo vardı. Gıda enflasyonu dönem
dönem öne çıktı. Son dönemde manşet ile arasındaki fark epey açılmış durumda.
Bir de tabii bu seneye özel olarak enerji arzı kaynaklı yaşadığımız çok ciddi küresel
fiyat artışı ve bunun enflasyon dinamikleri üzerindeki yansıması.
- (Enflasyonda) Sıkı para politikası olmasaydı çok daha yüksek seviyeleri görürdük
Fatih Karahan, enflasyon hedeflerine ve gerçekleşen rakamlara ilişkin değerlendirmelerini
sürdürerek şu ifadeleri kullandı:
Belki, evet belki bu şoklar neticesinde enflasyonda hedeflerimizin genel olarak
üzerinde kaldık ama böyle bir ortamda sıkı para politikası olmasaydı çok daha
yüksek seviyeleri göreceğimizi söylemek lazım. Bunu nereden biliyoruz? Daha önceki
benzer küresel şoklara baktığımızda enflasyonda çok daha hızlı ve yüksek bozulmalar
gördük. Bu dönemde bunu yaşamadık. Bu da sıkı para politikasının bir kazanımı
olarak önümüzde duruyor.
Karahan, burada kısa vadeden ziyade orta vadeye odaklanmak gerektiğinin altını çizerek
şu açıklamalarda bulundu:
Sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı için fiyat istikrarı şart. Dönem dönem
politikaların çalışmadığı yönünde eleştiriler olabiliyor. Daha detaylı baktığımızda
para politikasından etkilenen kalemlerde aslında dezenflasyonun bütün
bu maliyet yönlü şoklara rağmen devam ettiğini görüyoruz. Bu da para politikası
adına önemli bir kazanım. Bundan sonra en doğrusu kararlılıkla devam etmek. Biz
de bu doğrultuda dezenflasyon odaklı sıkı duruşumuzu sürdüreceğiz.
- Talep koşullarında son dönemde gittikçe belirginleşen bir soğuma söz konusu
TCMB Başkanı Karahan, talep görünümündeki yavaşlamanın faiz indirimi için yeterli
olup olmadığına ilişkin soruya karşılık, talep koşullarında son dönemde gittikçe
belirginleşen bir soğumanın söz konusu olduğunu belirterek bunun birçok veride
görülebildiğini söyledi.
Tüm verilerin iç talepte zayıflama olduğunu teyit ettiğini aktaran Karahan, bunun
perakende satışlarında, dayanıklı mal talebinde, kartla harcamalarda çok net
görüldüğünü bildirdi.
Karahan, maliyet yönlü baskılara rağmen temel mallarda dezenflasyon sürecinin devam
etmesinin önemli bir kazanım olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
2018 ile karşılaştırmak çok adil olmayabilir. Her dönemin kendine özgü dinamikleri
var. O döneme baktığımızda kredilerin milli geliri oranının yani borcun milli
gelire oranının hem hane halkı hem de şirketler tarafından çok daha yüksek olduğunu
görüyoruz. Dolayısıyla oradaki sıkılaşmanın ekonomi etkisi daha fazla ve
hızlı gerçekleşebiliyor. Bu dönem ise bir miktar oldukça farklı. Geçmiş dönemdeki
enflasyonun etkisiyle kredinin milli gelire oranının da azalmasının bir yansıması
olarak para politikasının aktarım mekanizması zayıfladı. Bu nedenle de
biraz daha gecikmeli etkiler gördük. Önümüzdeki dönem para politikasını şekillendirirken
mevcut sıkılığı koruyacak şekilde şekillendirmeye ve enflasyon görünüm
odaklı gitmeye devam edeceğiz.
- Ağustosa sarkan bir etki söz konusu değil
Fatih Karahan, önceki iletişimdeki enflasyon öngörülerindeki sapmalara ve özellikle
dayanıklı mal enflasyonundaki gelişmelere ilişkin soru üzerine, aslında ana
eğilimin tahminlerinden farklı olarak olumlu olduğunu ancak ana eğilimdeki iyileşmenin
manşete aynı oranda yansımadığını söyledi.
Bunun nedenlerine ilişkin Karahan, haziranda duran gerilimin temmuzda yeniden başladığını,
bu nedenle özellikle akaryakıtta ve buna bağlı olarak da ulaştırma fiyatlarında
aylık bazda yüzde 4'e varan artışlar görüldüğünü, haberleşmede yüksek
zamlar görüldüğünü, sağlıkla ilgili fiyatların da manşet enflasyonu yukarı çektiğini
anlattı.
Karahan, temmuzda gıda fiyatlarının da öne çıktığını kaydederek şu açıklamalarda
bulundu:
Kira ve eğitimde aslında belki bizim beklediğimizden bir miktar, özellikle kirada
iyi bir görünüm söz konusu. Bu önceki iletişimimizle uyumlu. Yılbaşından hatta
2025'in son çeyreğinden başlayarak aslında kirada ve eğitimde ataletin kırılmaya
başladığını ve bunu verilerde göreceğimizi söylemiştik. Bu sene bütün bu savaşa
yönelik gelişmelere rağmen bu iyileşmenin iyice netleşiyor olması bir taraftan
oldukça olumlu oldu. Bu, zayıf talep koşullarının etkili olduğunu gösteriyor
ve sıkı para politikasının bir kazanımı olarak önümüzde duruyor. Özellikle
bakmak gerekirse temmuzda beklentimize göre farklı gerçekleşmenin temel mal özelinde
kaynaklandığını, burada da sıkı para politikasının tahminimizden daha etkili
olmasının öne çıktığını görüyoruz. Özetle ağustosa sarkan bir etki söz konusu
değil. Ağustosun kendine has dinamikleri var, olacak. Biraz erken olduğu için
şu anda yaptığımız okumalar çok sağlıklı olmayabilir. Dolayısıyla ağustos ayı
enflasyonu için bir yönlendirme yapmayı çok sağlıklı bulmuyorum.
- Sanayi görünümünü etkileyen birden fazla faktör var
TCMB Başkanı Karahan, yüksek faiz politikasının sanayi üzerindeki etkilerine ve
sanayisizleşme riskine ilişkin soruya karşılık, dönem dönem sanayisizleşme eleştirilerini
duyduklarını, kendilerinin de bu doğrultuda 2025'te başlattıkları reel
sektör görüşmelerine devam ettiklerini kaydetti.
Bu görüşmelerde ve ziyaretlerde çeşitli tespitler yapma imkanı bulduklarını dile
getiren Karahan, sözlerine şöyle devam etti:
Sanayi görünümünü etkileyen birden fazla faktör var. Genelde para politikası suçlanabiliyor
ama baktığımızda daha fazla öne çıktığını düşündüğümüz unsurlar söz
konusu. Bunlardan en önemlisi her zaman vurguladığımız gibi dış talep görünüm.
Maalesef küresel büyüme bir süredir zayıf seyrediyor çeşitli unsurlardan dolayı.
Bu sene de savaş nedeniyle beklenen toparlanma olmadı. Bu bir kere dış talep
tarafında genel olarak sanayi açısından olumsuz bir görüntü arz ediyor. İkincisi,
aslında bir süredir devam eden ancak geçen sene risk kazanan dış ticarette
artan korumacı politikalar. Bu sene jeopolitik gelişmeler ve ortaya çıkan belirsizlikler
de buna eklendi ve özetle küresel konjonktür itibarıyla hem dış talep
hem de bu saydığım unsurlar sanayi için olumsuz bir görüntü arz eden yani işleri
zorlaştıran unsurlar.
Karahan, sanayide hizmetlere ve daha yüksek katma değerli, teknoloji yoğun sektörlere
doğru bir dönüşüm yaşandığını belirterek geleneksel sektörlerdeki baskının
yanı sıra artan finansman maliyetlerinin de bazı sektörleri olumsuz etkilediğini
bildirdi.
- (Sanayide) Önemli olan arz kapasitesinin korunması
Fatih Karahan, aslında önemli olanın arz kapasitesinin korunması olduğunun altını
çizerek şu ifadeleri kullandı:
Mevcut verilere baktığımızda arz kapasitesi yönünde bir bozulma olmadığını değerlendiriyoruz.
Açıkçası baktığımızda üretimdeki düşüşün kapasite kullanım oranının
azalmasından kaynaklandığını görüyoruz. Bu da şu demek, fiyat istikrarı sağlandığında
ileride tekrar iç ya da dış talep kaynaklı bir talep artışı olacak olursa,
bu kapasite kullanım oranı yani mevcut kapasite daha fazla kullanılarak
karşılanabilir. Dolayısıyla mevcut veriler ışığında bu kanaldan bir enflasyonist
baskının ileride gelmesini öngörmüyoruz. Bu görüşümüzü destekleyen iki unsur
daha var kapasite kullanımı oranı dışında. Son dönem verimlilikte ciddi artışlar
gördük. Özellikle 2025 yılından başlayarak. Bu da önümüzdeki dönemde mevcut kaynaklarla
daha da fazla üretim yapabileceğimizi gösteriyor.
Son olarak bugün aslında raporumuzda yayımlayacağımız ???????bir kutu çalışmamız
var. Bu kutu çalışmamızda aslında özetle şunu gösteriyoruz:
Makroekonomik ve finansal koşulların sıkı olduğu dönemlerde kurulan firmaların sayıca
daha düşük olsa da aslında daha başarılı ve verimli olduğu yönünde bir bulgumuz
var. Bunun da önümüzdeki dönem için önemli olduğunu düşünüyoruz. Uygulamakta
olduğumuz sıkı para politikası, üretim ve tüketim faaliyetlerinin uzun dönemde
daha dengeli, öngörülebilir ve en önemlisi dışsal şoklara daha dayanıklı bir
yapıya kavuşmasını sağlayacak. Böylelikle fiyat istikrarıyla uyumlu, sürdürülebilir
bir büyüme politikasına ulaşacağımızı düşünüyorum.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -