Ekonomi

TCMB Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacak

Merkez Bankası, son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin
ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağını
bildirdi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 22 Nisan'da gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu
toplantı özetini yayınladı.
TCMB'den yapılan açıklamada, Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı
para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon
sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon
gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak
ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak
şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı,
toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin
de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda
para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. denildi.
PPK özetinin tamamı şu şekilde:
Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında
yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri
ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının
gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere
birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörüleri aşağı yönde güncellenmiştir.
Diğer taraftan, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesi ile büyüme oranlarının
toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve
kırılgan görünümün devam edeceği, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat
paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki
PPK dönemine göre 2026 yılı için bir miktar aşağı,2027 yılı için ise bir miktar
yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı
tahmin edilmektedir.
Emtia fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırmıştır.
Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme
ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Gelişmiş ülke
merkez bankalarının fiyatlanan politika faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine
göre belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu
arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı
küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde,
artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte
olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, portföy
hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır.
Parasal ve Finansal Koşullar
Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 13 Mart–17 Nisan döneminde
yüzde 3,2 seviyesine ulaşmıştır. Bu artışta ihtiyaç ve taşıt kredileri
etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının
ortalaması yüzde 2,9, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerdeki
4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması ise yüzde 2,5 seviyesine yükselmiştir.
TL mevduat faiz oranları, 13 Mart ile biten haftaya kıyasla 260 baz puan artarak
17 Nisan ile biten haftada yüzde 47,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde
TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 121 baz
puan artışla yüzde 49,3 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat
Hesabı hariç) faizleri 441 baz puan artarak yüzde 63,1, konut kredisi faizleri
267 baz puan artarak yüzde 36,8, oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri
ise 397 baz puan artarak yüzde 39,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 27 Mart tarihinde, makrofinansal istikrarı
güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu
karşılık uygulamasında değişiklikler yapmıştır. Buna göre, deprem bölgesine kullandırılan
kredilere ilişkin istisnalar kaldırılmış, istisna krediler arasında
yer alan esnaf kredilerinin kapsamı daraltılmıştır.
TCMB brüt uluslararası rezervleri, 13 Mart’tan bu yana 15,2 milyar ABD doları azalarak
17 Nisan itibarıyla 174,5 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Türkiye’nin
5 yıllık kredi risk primi (CDS) 11 Mart’tan bu yana yaklaşık 20 baz puan düşerek
21 Nisan itibarıyla 233 baz puan seviyesine gerilemiştir. Türk lirasının 1 ay
vadeli kur oynaklığı 21 Nisan itibarıyla 11 Mart’a kıyasla yüzde 9,3 seviyesine
gerilerken, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 21,0 seviyesine yükselmiştir.Önceki
PPK toplantı haftasından 17 Nisan’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından
4,2 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasına ise 0,5 milyar
ABD doları giriş olmak üzere toplam 3,7 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir.
Talep ve Üretim
Şubat ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,2 oranında azalış,
çeyreklik bazda ise yüzde 4,5 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç
perakende satışlarda aylık bazda sınırlı yükseliş gözlenmekle birlikte çeyreklik
artış manşet rakama göre daha düşük olmuştur. Aynı dönemde ticaret satış hacim
endeksi, aylık bazda yüzde 0,6 oranında düşüş, çeyreklik bazda ise yüzde 1,2
oranında artış göstermiştir. Hizmet üretim endeksinde şubat ayında, aylık bazda
yüzde 1,2, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 oranında artış olmuştur. Ulaştırma ve
konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkilendirilebilecek alt kalemlerde
çeyreklik görünüm daha zayıftır. Kartla yapılan harcamalar ilk çeyrekte
sınırlı bir artış göstermiştir. Beyaz eşya satışları şubat ayında yükselmekle
birlikte çeyreklik olarak düşmüştür. Otomobil satışları ise yılın ilk çeyreğinde
gerilemiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın ilk çeyreğinde
kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir miktar artışa, geleceğe yönelik iç
piyasa sipariş beklentilerinde ise gerilemeye işaret etmiştir. Nisan ayına ilişkin
veriler, kayıtlı iç piyasa siparişlerinde ılımlı bir seyir ile geleceğe yönelik
iç piyasa sipariş beklentilerinde sınırlı bir iyileşme ima etmektedir. Özetle,
göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret etmektedir.
Şubat ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak
aylık bazda yüzde 2,6 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık
bazda yüzde 2,2 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, şubat
ayı itibarıyla ilk çeyrekte yatay seyretmiştir. Şubat ayında, ocak ayında sanayi
üretimindeki daralmada önemli rolü olan inşaat bağlantılı sektörlerin üretiminde
artış olmakla birlikte, söz konusu artış ocak ayındaki gerilemeyi kısmen telafi
etmiştir. Böylece, şubat ayı itibarıyla inşaat bağlantılı sektörlerde üretim
çeyreklik olarak azalmıştır. Tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri
sektörler dışlandığında, sanayi üretimi çeyreklik bazda sınırlı bir gerileme
göstermiştir. Bu çerçevede, sanayi üretiminin ana eğilimi zayıf seyretmektedir.
İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, mart ayında savaş kaynaklı etkilerle
geleceğe yönelik üretim beklentilerinde bozulma ima etmiştir. Nisan ayı iktisadi
yönelim anketi verileri de üretim beklentilerindeki zayıf seyrin sürdüğüne
işaret etmektedir. Diğer taraftan kapasite kullanım oranı mart ve nisan aylarında
yatay bir seyir izlemiştir. İnşaat üretim endeksi ise, şubat ayı itibarıyla
yılın ilk çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında, bir önceki yılın aynı
dönemine göre ise yüzde 6,9 oranında yükseliş kaydetmiştir. Böylece, ilk çeyrekte
inşaat üretim endeksinin çeyreklik ve yıllık büyüme oranları gerilemiştir.
Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,2 milyon kişi seviyesinde
gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 1,3 oranında azalmıştır.
Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,8 puan düşmüştür.
İstihdamda ve katılım oranındaki gerilemelerin birbirini büyük ölçüde dengelemesiyle
işsizlik oranı çeyreklik olarak yüzde 8,3 seviyesinde yatay seyretmiştir.
Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde
tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir.
Şubat ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 7,5 milyar ABD doları açık vermiştir.
12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,3 milyar ABD doları artarak
35,4 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri aylık bazda 2,7 milyar ABD
doları, 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir.
Hizmetler dengesi fazlası ise 62,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek
güçlü seyrini sürdürmüştür.
Mart ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat, savaşın olumsuz
etkilerine rağmen artış kaydetmiştir. Bununla birlikte, 12 aylık birikimli
dış ticaret açığı bir önceki aya göre yükselmiştir. Söz konusu dönemde, altın ithalatı
bir miktar gerilemiştir. Mart ayı itibarıyla 12 aylık birikimli altın ithalatı
23,6 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli
cari açığın mart ayında artacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen
jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin nisan ayında
da süreceği, söz konusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresi ve ölçüsüne
göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Yılın ilk çeyreğinde mevsimsellikten
arındırılmış tüketim malı ithalatı bir önceki çeyreğe göre gerilemiştir. Mart
ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı
öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta
ve ithalatta sınırlı artışa işaret etmektedir.
Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun
vadeli borç çevirme oranı şubat ayında yüzde 159,7 olarak gerçekleşmiştir. Söz
konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 214,9 olmuştur. Bu çerçevede,
yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir.
Enflasyon Gelişmeleri ve Beklentiler
Tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,66
puan azalarak yüzde 30,87’ye gerilemiştir. Mart ayında tüketici enflasyonunda,
jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma
hizmetlerine olan yansımaları öne çıkmıştır. Bu çerçevede, yıllık enflasyon enerji
ile hizmet gruplarında bir miktar yükselirken, diğer ana gruplarda gerilemiştir.
Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda
ürünleri, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim
oranı ile C endeksinin (gıda ve alkolsüz içecekler, enerji, alkollü içecekler
ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı her iki endekste
de yaklaşık 0,20 puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve yüzde 29,68 olarak
gerçekleşmiştir.
Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler,
alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla
sırasıyla 0,83, 0,22 ve 0,21 puan azalırken, enerji ve hizmet gruplarının katkıları
sırasıyla 0,35 ve 0,25 puan artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle,
tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıflamıştır.
Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken, gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat
gelişmelerine bağlı olarak yükselmiştir.
Mart ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte enerji grubunun etkisi öne çıkmıştır.
Bu dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden
akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması
uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli
ölçüde sınırlamıştır. Yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki
artan payı ile son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) üzerinden elektrik fiyatında
kaydedilen gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlayan bir diğer
unsur olmuştur. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir
mart ayında yavaşlamıştır. İşlenmemiş gıda fiyatlarında temelde sebze ile et
fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda fiyat artışları önemli ölçüde yavaşlamıştır.
Hizmet enflasyonu aylık bazda gerilerken, mevsimsel etkilerden arındırıldığında,
haberleşme ile jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma hizmetleri
fiyatlarındaki artışların da katkısıyla yüksek seyrini korumuştur. Diğer taraftan,
temel mal grubu enflasyonu, giyim ve ayakkabı fiyatlarında mevsimsel gerilemeye
ek olarak, dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki görünümün etkisiyle
düşük seyrini sürdürmüştür.
Enflasyonun ana eğilimi mart ayında gerilemiştir. Ana eğilim bileşenlerinden olan,
mevsimsellikten arındırılmış aylık B enflasyonu düşerken, C enflasyonu yükselmiştir.
Bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki yavaşlama etkili olmuştur.
Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselmekle
birlikte ılımlı seyrini sürdürmüş, hizmette yatay seyretmiş, işlenmiş gıdada
ise önemli ölçüde zayıflamıştır. Ana eğilim göstergeleri, üç aylık ortalamalar
bazında ise belirgin bir değişim göstermemiştir.
Mart ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama
enflasyon bir önceki aya kıyasla hem temel mallarda hem de hizmetler sektöründe
görece yatay seyretmiştir.
Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların
enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet
enflasyonu mal enflasyonuna göre yüksek seyretmektedir. Mart ayı itibarıyla
yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında
seyretmektedir. Mart ayında hizmet sektörü alt kalemleri arasında ulaştırma
hizmetleri aylık yüzde 5,06’lık artış ile öne çıkmış, bu gelişmede akaryakıt fiyat
gelişmelerinin yansımaları hissedilmiştir. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon
yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretmiştir. Diğer hizmetler grubunda en
belirgin yükseliş yüzde 4,51 ile paket turda gözlenmiş, bunu yüzde 4,35 oranındaki
artışla finansal hizmetler kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık
fiyat artışı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir.
Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 2,42 olurken yıllık bazda yüzde
52,45’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, yüzde 1,18 ile bir önceki
aya göre sınırlı oranda artmıştır.
Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 oranında artmış, yıllık üretici
enflasyonu 0,52 puan yükselişle yüzde 28,08 olmuştur. Tüketici fiyatlarında olduğu
gibi üretici tarafında da enerji fiyat gelişmeleri öne çıkmıştır. Enerji
fiyatları aylık yüzde 4,65 oranı ile belirgin ölçüde yükselirken, yağışların seyrine
bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının gerilemesi, enerji fiyatlarında
daha olumsuz bir görünümü sınırlamıştır. Mart ayında dayanıklı tüketim ile
sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir izlenmiştir. Eşel mobil mekanizması
tüketici fiyat artışlarını sınırlarken, vergi dışı derlenen üretici fiyatları
küresel gelişmelerden daha fazla etkilenmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde
tüketici ve üretici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu
olabilecektir.
Brent ham petrol fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan
ayında genel olarak yükseliş göstermiş ve güçlü oynaklık sergilemiştir. Petrol
fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle
mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonra nisan ayında düşüş
eğilimi göstermiştir. Ayrıca enerji ile bağlantılı emtia fiyatları dalgalı
bir seyir izlemiştir. Enerji ve hammadde akışındaki küresel ölçekte kesintiler,
özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini
artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır.
Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi mart ayında tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmiştir.
Mart ayında, Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler ve alternatif rota arayışları
teslimat sürelerini uzatırken, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri
ve navlun fiyatları yükselmiştir. Nisan ayında, Çin’e yönelik konteyner endeksi
yüksek seviyelerini sürdürürken, küresel konteyner endeksinde ve kuru yük
taşımacılık endekslerinde de belirgin fiyat artışları kaydedilmiştir. Döviz kuru
sepeti nisan ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı seyrini sürdürmüştür. Mevsimsel
etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri mart ayında hem girdi
fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Veriler teslim
sürelerinde kısmi bir uzamaya işaret ederken, henüz üretimi aksatacak boyutta
bir tedarik sorununu ima etmemektedir.
Nisan ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları
Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 2,2 puan yükselerek
yüzde 27,5 seviyesinde, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,4 puan artışla
yüzde 20,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi
1,2 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,4 olurken, yirmi dört ay
sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,7 puan artışla yüzde 18,0 oranında ölçülmüştür.
5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek
yüzde 11,9 düzeyine çıkmıştır. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların
on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, mart ayında 0,9 puan
artarak yüzde 32,9 seviyesine yükselmiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki
ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 1,1 puan artarak yüzde 49,9 olmuştur.
Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından
risk unsuru olmaya devam etmektedir. Yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon
görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır.
Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının
öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir.
Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğalgaz ve elektrik fiyat
artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlenmektedir. Doğalgazda, elektriktekine
benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği
kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan
ayında meskenlere yönelik doğal gaz fiyatları yüksek bir oranda artmaktadır.
Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki
yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar
yükselişe işaret etmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatları temelde sebze ile et
kalemleri öncülüğünde artarken, işlenmiş gıda tarafında ekmek fiyatlarındaki
yükseliş öne çıkmaktadır. Hizmet grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yansımasıyla
ulaştırma hizmetlerinde (özellikle havayolu taşımacılığı tarafında) artış
devam etmektedir. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle giyim ve ayakkabı
tarafında mevsimsel fiyat artışları izlenirken, dayanıklı tüketim mallarında aylık
enflasyon mobilya ve beyaz eşyadaki artışlara karşın, otomobil sektöründeki
indirim kampanyaları ile ılımlı seyretmektedir. Emtia fiyatlarındaki oynaklığın
ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik
belirsizlik önemli ölçüde yükselmiştir. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji
fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne
etkileri yakından takip edilmektedir.
Para Politikası
Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale
faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez
Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma
faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmuştur.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep,
kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul
politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana
eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde
dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para
politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı
bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde
belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu
sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı
duruşunu vurgulamıştır.
Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal
aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite
koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya
devam edilecektir.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -