TEPAV Avrupa'nın yeni güvenlik arayışında Türkiye ile iş birliği öne çıkıyor
TEPAV ile Uluslararası Kriz Grubu (International Crisis Group-ICG), 22 Temmuz'da
TEPAV'da düzenlenen European Security and Türkiye başlıklı toplantıda Avrupa
güvenliğinin dönüşümünü ve Türkiye'nin bu süreçte üstlenebileceği rolü ele aldı.
Kamu kurumları, diplomatik misyonlar, uluslararası kuruluşlar, üniversiteler, iş
dünyası ve düşünce kuruluşlarından temsilcileri bir araya getiren etkinliğe Dışişleri
Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nın yanı sıra
Avrupa Birliği Delegasyonu ile ABD, Almanya, Finlandiya, Norveç, Polonya, Romanya,
Slovakya, İspanya, Macaristan ve Kuzey Makedonya'nın diplomatik temsilcilikleri,
TOBB, TİM, üniversiteler, araştırma merkezleri ve özel sektör temsilcileri
de katıldı.
Moderatörlüğünü TEPAV Uluslararası Çalışmalar Merkezi Direktörü Emekli Büyükelçi
N. Murat Ersavcı’nın üstlendiği toplantıda Uluslararası Kriz Grubu Başkan Kıdemli
Danışmanı ve Avrupa Programı Direktörü Fabienne Hara, Uluslararası Kriz Grubu
Türkiye/Kıbrıs Direktörü Nigar Göksel ile Uluslararası Kriz Grubu Kıdemli AB
Analisti Marta Muzcnik konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte ayrıca Uluslararası
Kriz Grubu tarafından hazırlanan The EU and Türkiye: Uniting in Defence? başlıklı
raporun temel bulguları da katılımcılarla paylaşıldı.
Avrupa güvenliğinde yeni bir dönem şekilleniyor
Açılış konuşmasını yapan Uluslararası Kriz Grubu Başkan Kıdemli Danışmanı ve Avrupa
Programı Direktörü Fabienne Hara, Uluslararası Kriz Grubu'nun Bosna, Ruanda
ve Somali'de yaşanan çatışmaların ardından benzer krizlerin önlenmesine katkı
sunmak amacıyla kurulduğunu anlattı. Kurumun çalışmalarını doğrudan çatışma bölgelerinde
görev yapan analistlerin saha gözlemlerine dayandırdığını belirten Hara,
küresel jeopolitiğin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi.
Yeni teknolojilerin ve değişen uluslararası dengelerin çatışmaları önlemeyi daha
güç hale getirdiğini ifade eden Hara, buna rağmen nitelikli politika analizine
duyulan ihtiyacın sürdüğünü vurguladı. Türkiye'nin arabuluculuk kapasitesi ve
bölgesel aktör olarak artan rolüne dikkat çeken Hara, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin
ardından Avrupa, doğrudan bir güvenlik alanına dönüştü. Bu nedenle Uluslararası
Kriz Grubu, Avrupa güvenliğine ve AB-Türkiye güvenlik iş birliğine daha
fazla odaklanma kararı aldı dedi.
Türkiye güvenlik mimarisinin tüm katmanlarında yer almalı
Uluslararası Kriz Grubu Türkiye/Kıbrıs Direktörü Nigar Göksel, Avrupa güvenliğinin
önümüzdeki dönemde katmanlı bir yapıya dönüşeceğini ve tek bir senaryoya göre
hareket etmenin yeterli olmayacağını belirtti.
Hem Türkiye'nin hem de NATO müttefiklerinin farklı senaryolara hazırlıklı olması
gerektiğini söyleyen Göksel, Türkiye’nin, oluşacak güvenlik mimarisinin tüm katmanlarında
yer alması önemli ifadelerini kullandı.
Göksel, Avrupa'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Türkiye'ye duyduğu ihtiyacın arttığını
ancak Washington ile Moskova arasında farklı bir denge oluşması halinde Türkiye'nin
dışarıda bırakılabileceğine yönelik kaygıların da bulunduğunu ifade etti.
Karadeniz güvenliğinin Türkiye merkeze alınmadan gerçekçi biçimde sağlanamayacağını
belirten Göksel, Daha yakın güvenlik iş birliği, AB-Türkiye ilişkilerinin
genelinin canlandırılmasına katkı sağlayabilir dedi.
Kriz Grubu tarafından hazırlanan The EU and Türkiye: Uniting in Defence? başlıklı
araştırmanın bulgularına da değinen Göksel, hem Türkiye'nin hem de AB üyesi
ülkelerin güvenlik ortaklarını çeşitlendirmeye yöneldiğini, tarafların birbirlerine
karşı risk dengeleme (hedging) stratejisi izlediğini aktardı. Siyasi anlaşmazlıkların
devam ettiğini belirten Göksel, buna rağmen kurumsal bağların korunabilmesi
için diyalog kanallarının açık tutulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Güvenlik ihtiyaçları pratik iş birliğini öne çıkarıyor
Uluslararası Kriz Grubu Kıdemli AB Analisti Marta Muzcnik ise Rusya'nın Ukrayna'yı
işgalinin Avrupa'nın güvenlik anlayışında köklü bir değişime yol açtığını söyledi.
Avrupa'da uzun yıllar hâkim olan büyük ölçekli savaş ihtimalinin ortadan kalktığı
yönündeki varsayımın sona erdiğini belirten Muzcnik, Rusya'nın artık Avrupa
güvenliği açısından uzun vadeli bir tehdit olarak değerlendirildiğini ifade etti.
AB üyesi ülkelerde Türkiye'nin jeopolitik önemine yönelik farkındalığın arttığını
söyleyen Muzcnik, Avrupalı ve Türk politika yapıcılar arasında güvenlik konularında
karşılıklı anlayış güçlendi. AB-Türkiye ilişkileri uzun süredir siyasi
anlaşmazlıklar üzerinden tartışılıyor. Yeni güvenlik ortamında pratik ve uygulanabilir
iş birliği alanları öne çıktı. Bu tür girişimler, siyasi ve kurumsal sorunların
çözümünü beklememeli diye konuştu.
Rapor savunma iş birliğinde pragmatik adımlar öneriyor
Etkinlikte bulguları paylaşılan The EU and Türkiye: Uniting in Defence? başlıklı
rapor, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Avrupa güvenlik mimarisinde yaşanan
dönüşümün Türkiye ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında güvenlik ve savunma
alanındaki iş birliği ihtiyacını artırdığına işaret ediyor. Rapora göre, ABD'nin
Avrupa'ya yönelik güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizlikler ve Avrupa'nın
yeniden silahlanma süreci, tarafları daha yakın iş birliğine yönelten başlıca
etkenler arasında yer alıyor.
Raporda, Türkiye ile AB ülkelerinin Rusya'nın etkisinin sınırlandırılması, Ukrayna'ya
destek verilmesi ve Avrupa'nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gibi
konularda ortak çıkarlara sahip olduğu belirtiliyor. Buna karşın taraflar arasındaki
siyasi anlaşmazlıkların kısa vadede tamamen ortadan kalkmasının beklenmediği
ifade ediliyor. Bu nedenle savunma sanayii ortaklıkları, ikili iş birlikleri
ve esnek iş birliği mekanizmalarının mevcut siyasi engellerin aşılmasını beklemeden
geliştirilmesi öneriliyor. Ayrıca Karadeniz güvenliği, savunma sanayii
üretim ortaklıkları ve Avrupa savunma girişimlerine Türkiye'nin daha etkin katılımı,
iş birliğinin ilerletilebileceği başlıca alanlar arasında sıralanıyor.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -