Ekonomi

TEPAV/Sak Türkiye, Çin’in sanayi ve yenilikçilik deneyiminden yararlanmalı

TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak’ın Çin ve Türkiye: 55 yıl önce, 55 yıl sonra
başlıklı yazısı, China Today Türkiye’nin 2026 sonbahar sayısında yayımlandı.
Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin 1971 yılında diplomatik ilişki
kurduğunu hatırlatan Sak, iki ülkenin geçen 55 yıldaki ekonomik dönüşümünü Harvard
Üniversitesi Growth Lab’in ülkelerin imkân setlerini ve sıçrama kabiliyetlerini
esas alan sınıflandırması üzerinden değerlendirdi.
Çin’in dönüşümünde 1992 dönüm noktası oldu
Çin’in 1960’ların başından itibaren imkân seti geniş ve sıçrama potansiyeli yüksek
ülkeler arasında yer aldığını belirten Sak, ülkenin 1971-1992 döneminde bu grup
içinde dalgalı bir seyir izlediğine dikkat çekti.
Çin’in ekonomik dönüşümünde 1992 yılının belirleyici olduğunu ifade eden Sak, Deng
Xiaoping’in Shenzhen, Zhuhai ve Şanghay’ı kapsayan Güney Turu ile reform politikasında
tutarlılık sağlandığını kaydetti. Planlı ekonomiden sosyalist piyasa
ekonomisine geçişin teyit edildiği bu sürecin ardından Çin’in düzenli biçimde
yenilikçilik sınırına doğru ilerlediğini belirtti.
Sak, Çin’in 2014 yılından itibaren dünyada mevcut ürünlerin hemen hemen tamamını
üretebilme kabiliyetine sahip ülkeler arasına katıldığını, daha fazla zenginleşmek
için yeni ürün ve teknolojiler geliştirmesi gereken bir aşamaya ulaştığını
ifade etti.
Türkiye sağ üst grupta dalgalanmaya devam etti
Türkiye’nin 1960’larda ve diplomatik ilişkilerin kurulduğu 1971 yılında, kabiliyet
ve imkân havuzu sınırlı ülkeler arasında bulunduğunu belirten Sak, ülkenin 1980’lerde
başlayan dışa açılma ve serbestleşme süreciyle imkân setini genişlettiğini
aktardı.
Türkiye’nin bu dönemde sıçrama yapabilmek için doğru ve istikrarlı politikalara
ihtiyaç duyan ülkeler arasına yerleştiğini kaydeden Sak, Çin’in 1992 sonrasında
sağladığı politika tutarlılığını Türkiye’nin gösteremediğini ifade etti. Avrupa
Birliği sürecinin Türkiye açısından önemli bir siyasi istikrar unsuru olduğuna
işaret eden Sak, 2000’li yılların başında ortaya çıkan fırsatın değerlendirilemediğini
belirtti.
Sak, Çin’in istikrarlı biçimde yenilikçilik sınırına ilerlediğini, Türkiye’nin ise
imkân seti geniş olmakla birlikte politika istikrarına ihtiyaç duyan ülkeler
grubunda dalgalanmayı sürdürdüğünü aktardı.
İki ülke dünyanın temel tedarikçileri arasına girdi
Çin’deki dönüşümün simgelerinden biri olarak Shenzhen’i gösteren Sak, kentin nüfusunun
1980’de 332 bin düzeyindeyken günümüzde yaklaşık 18 milyona ulaştığını belirtti.
Daha önce istiridye üretimiyle tanınan Shenzhen’in bugün Huawei, Tencent
ve BYD gibi şirketlere ev sahipliği yapan dinamik bir sanayi merkezine dönüştüğünü
söyledi.
1980’lerin Çin’in yanı sıra Türkiye için de sanayileşme dönemi olduğunu hatırlatan
Sak, 1970’lerde kurulan siyasi ve diplomatik ilişkilerin ekonomik bir temele
kavuşmasını sağlayan adımların bu dönemde atıldığını kaydetti.
Çin ve Türkiye’nin 1995-2024 döneminde birer sanayi ülkesine dönüşerek dünyanın
temel tedarikçileri arasına girdiğini belirten Sak, 1990’ların ikinci yarısında
ürün ve pazar çeşitliliğinde Batı Avrupa ülkeleri ile ABD öne çıkarken 2024 itibarıyla
Çin, Türkiye ve Hindistan’ın tabloda belirginleştiğini söyledi.
Çin yatırımlarında sanayiye odaklanılmalı
Ticari ilişkilerde ulaşılan aşamanın iki ülke arasındaki yatırımların niteliğini
daha önemli hâle getirdiğini vurgulayan Sak, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Mısır’ın
ardından bölgede en fazla Çin yatırımı alan üçüncü ülke olduğunu belirtti.
Bununla birlikte Türkiye’ye gelen Çin yatırımlarının büyük bölümünün kredilerden
oluştuğunun altını çizdi.
Önümüzdeki dönemde Çin’in Türkiye’deki sanayi yatırımlarına odaklanılması gerektiğini
ifade eden Sak, Çin yatırımları içinde en düşük paya sahip olan sıfırdan
yatırımların Türkiye’nin yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem
taşıdığını söyledi.
Türkiye’nin Çin ile bu alandaki iş birliğini güçlendirmesi gerektiğini belirten
Sak, Çin’in yenilikçilik sınırına doğru gerçekleştirdiği sıçrama Türkiye açısından
önemli dersler içeriyor. Türkiye’nin daha fazla zaman kaybetmeden Çin’in sanayileşme
ve yenilikçilik deneyiminden nasıl yararlanabileceğine odaklanması gerekiyor
dedi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -