Ekonomi

Tera Yatırım/Bircan Enflasyon patikasının sürdürülebilirliği ve TCMB güveni, faiz beklentilerinden BIST’te risk iştahına kadar geniş bir alanı şekillendirecek

Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, İstanbul CPI ile resmi TÜFE
beklentisi arasındaki fark, teknik bir sapmadan çok daha fazlasını anlatıyor.
Bu fark, enflasyonun hâlâ çok katmanlı, hassas ve beklentiye son derece duyarlı
bir süreç olduğunu gösteriyor. Piyasalar artık tek bir aylık veriye değil, verilerin
arkasındaki hikâyeye bakıyor. dedi.

Enflasyon ve piyasa beklentilerine yönelik bir yazı kaleme alan Bircan, Enflasyon
patikasının sürdürülebilirliği ve TCMB’nin bu patikayı ne kadar inandırıcı bir
şekilde yönettiği, önümüzdeki dönemde faiz beklentilerinden BIST’teki risk iştahına
kadar geniş bir alanı şekillendirmeye devam edecek. diye konuştu.

Türkiye piyasalarında enflasyonun artık sadece bir makro veri değil, beklentilerin,
fiyatlamaların ve politika iletişiminin merkezinde duran bir gösterge olduğunu
ifade eden Bircan, yazısında şunları söyledi:

Aralık ayına ilişkin İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı %1,2’lik aylık enflasyon
artışı, piyasanın resmi TÜFE için %0,9 civarında şekillenen beklentisiyle
karşılaştırıldığında, küçük gibi görünen ama önemli sinyaller barındıran bir ayrışmaya
işaret ediyor. Bu fark, enflasyonun yönünden çok, nasıl algılandığına
dair ipuçları sunuyor.

İstanbul enflasyonu, her zaman resmi TÜFE’nin birebir öncüsü değildir, ancak eğilimleri
anlamak açısından güçlü bir saha verisi niteliği taşır. Aralık ayında %1,2’lik
artış, bakıldığında enflasyonda belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor.
Ancak detaylara inildiğinde tablo daha karmaşık. Gıda fiyatlarındaki %1,7’lik
artış, özellikle düşük gelir grupları açısından hissedilen enflasyonun hâlâ yüksek
seyrettiğini gösteriyor. Bu durum, manşet enflasyon düşse bile beklentinin
neden aynı hızda iyileşmediğini açıklayan temel unsurlardan biri.

Gıda tarafında oynaklığın devam etmesi sürpriz değil. Mevsimsellik, arz sorunları
ve maliyet baskıları bu kalemi en kırılgan alanlardan biri haline getiriyor.
Hizmet enflasyonu ise asıl dikkat edilmesi gereken başlık. Lokanta-otel, sağlık
ve konutla ilişkili kalemlerdeki görece yüksek artışlar, enflasyonun yapışkan
kısmının henüz tam anlamıyla çözülmediğini gösteriyor. Hizmet fiyatları, genellikle
ücretler ve beklentilerle şekillenir. Bu da enflasyonun sadece maliyet değil,
davranışsal bir boyutunun da olduğunu hatırlatıyor. Piyasalar tam da bu nedenle
aylık veriden çok, trendin sürdürülebilirliğine odaklanıyor.

Bu noktada enflasyon ile faiz koridoru beklentileri arasındaki ilişki devreye giriyor.
Resmi TÜFE’nin %1’in altında gelmesi, teknik olarak dezenflasyon sürecinin
devam ettiğine işaret edebilir. Ancak burada asıl soru şu: Bu düşüş, geçici
baz etkilerinin mi sonucu, yoksa kalıcı bir patikanın başlangıcı mı? Faiz indirim
beklentisi ve CDS’lerdeki geri çekilme dikkate alındığında, piyasa ikinci senaryoya
ikna olmuş görünüyor.

TCMB’nin burada üstlendiği rol, rakamların kendisinden bile daha kritik. Para politikasında
güven, sadece alınan kararlardan değil, bu kararların nasıl anlatıldığından
da beslenir. Enflasyon düşerken erken bir rahatlama mesajı verilmesi,
geçmiş deneyimler nedeniyle piyasalarda temkinli bir şüpheyle karşılanıyor. Tersine,
sıkı duruş vurgusunun korunması ise kısa vadede büyüme ve risk iştahı üzerinde
baskı yaratsa da, orta vadede güven inşasına katkı sağlıyor.

Piyasanın TCMB iletişimine baktığı yer tam olarak burası. Enflasyon verisi olumlu
gelse bile, merkez bankasının kontrol bizde mesajını ne kadar tutarlı verdiği
fiyatlamalar açısından belirleyici oluyor. Faiz koridoru, likidite yönetimi
ve sözlü yönlendirme arasındaki uyum bozulursa, enflasyondaki geçici iyileşmeler
piyasa güvenini kalıcı biçimde artırmakta yetersiz kalır.

Sonuç olarak, İstanbul CPI ile resmi TÜFE beklentisi arasındaki fark, teknik bir
sapmadan çok daha fazlasını anlatıyor. Bu fark, enflasyonun hâlâ çok katmanlı,
hassas ve beklentiye son derece duyarlı bir süreç olduğunu gösteriyor. Piyasalar
artık tek bir aylık veriye değil, verilerin arkasındaki hikâyeye bakıyor. Enflasyon
patikasının sürdürülebilirliği ve TCMB’nin bu patikayı ne kadar inandırıcı
bir şekilde yönettiği, önümüzdeki dönemde faiz beklentilerinden BIST’teki risk
iştahına kadar geniş bir alanı şekillendirmeye devam edecek. Kısacası, rakamlar
konuşuyor, ama piyasalar, rakamlardan çok anlatılan hikâyeye kulak veriyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -