TSKB, Sanayi ve İnsan Yaşlanan Dünyada Kalkınmayı Yeniden Düşünmek başlıklı raporunu yayımladı

Firma

TSKB, Sanayi ve İnsan Yaşlanan Dünyada Kalkınmayı Yeniden Düşünmek başlıklı raporunu yayımladı


TSKB Ekonomik Araştırmalar tarafından hazırlanan Sanayi ve İnsan: Yaşlanan Dünyada
Kalkınmayı Yeniden Düşünmek başlıklı rapor, sanayi üretiminin geleceğini iş
gücü ve demografik projeksiyonlar üzerinden mercek altına alıyor. Raporda, sanayileşmenin
yeni aşamasında, nitelikli insan faktörünün ana belirleyici olduğuna
dikkat çekiliyor.
TSKB Ekonomik Araştırmalar, kalkınmanın merkezine insanı alan Sanayi ve İnsan
başlıklı raporunu paylaştı. Rapor, sanayi ve toplumdaki büyük değişimi ele alırken,
Türkiye'nin 25 yılda hızla yaşlanacak olan nüfus yapısını 'Yeni Sanayi' anlayışıyla
nasıl bir fırsata çevirebileceğini ve bu sürecin nasıl doğru yönetilebileceğini
anlatıyor.
Sanayi üretiminin geleceğini iş gücü ve demografik projeksiyonlar üzerinden mercek
altına alan çalışma, sanayileşmenin yeni aşamasında nitelikli insan faktörünün
ana belirleyici olduğunu vurguluyor. Türkiye'nin hızla yaşlanan nüfus yapısına
karşı sürdürülebilir bir büyüme için sanayi politikalarının insan odağında
yeniden tasarlanması gerektiği ifade ediliyor.
Raporun öne çıkan başlıkları şöyle sıralanıyor:
- Sanayi üretiminin yeni aşamasında iş gücünün önemi yeniden artıyor. Artık makine
sisteminde üretilecek ürünün ne olacağı ve nasıl üretileceği, iş gücünün yaratıcılığıyla
şekilleniyor ve hatta belirleniyor.
- Yeni Sanayi, geleneksel sanayi ve imalat süreçleriyle pek çok noktada kesişse
de önemli bir farklılığı içinde barındırıyor: Nitelikli iş gücüne olan yüksek ihtiyaç.
Bu nedenle Yeni Sanayi'ye odaklanan bir politika tasarlamalı, bu süreçte
insanı odağa almalı, Sanayi ve İnsan'ı konuşmalıyız.
- Sanayi, teknoloji ve toplum birbirinden bağımsız alanlar değil, aksine, sürekli
etkileşim içinde olan ve birbirini dönüştüren üç temel yapı. Bugün ise bu üç
alan aynı anda köklü bir değişim sürecinden geçiyor.
- Demografik dönüşümü, yeni sanayileşme tarzı ve üçüz dönüşüm çerçevesinde ele almak,
sağlıklı ve aktif yaşlanma, beceri, eğitim ve sosyal ağlar üzerinden bütüncül
bir yaklaşım geliştirmeyi gerektiriyor.
- Projeksiyonlar, Türkiye'nin önümüzdeki 25 yıl boyunca, giderek hızlanan bir yaşlanma
sürecine gireceğine işaret ediyor. Yani Türkiye her yıl yaşlanacak ve bu
süreç 2050'ye kadar ivme kazanacak. Bu durum, yüksek gelirli ülkelerin deneyimlemediği
ölçüde hızlı bir sosyal dönüşüme işaret ediyor. Tam da bu nedenle bu dönüşüme
hazırlanmak yalnızca önemli değil, aynı zamanda acil bir gündem maddesi.
- Orta-yüksek gelirli ülkeler aynı yaşlılık seviyesine daha düşük gelirle ulaşacak.
Bu da Türkiye gibi ülkelerin hem daha hızlı bir yaşlanma süreciyle karşı karşıya
olduğunu hem de bu süreci yönetme kapasitesinin daha sınırlı olabileceğini
gösteriyor.
- Demografik baskıyla ilgili politikalar, sanayi politikası uygulamalarından güç
alacak, almalı.
- Yüksek nitelik gerektiren iş yaratımını desteklemek de nitelik uyumsuzluğunu azaltmaya
yönelik bir tedbir ve bu haliyle sanayi politikasının bir parçası olmalı.
- Yeni sanayi pratiklerinin yaygınlaşması ve buna uygun bir toplumsal kültürün oluşması,
demografik dönüşüm sürecinde yönetilmesi gereken önemli bir alan olarak
ortaya çıkıyor.
- Kalkınma bankaları fonladıkları projelerde sadece fiziksel sermaye yatırımlarını
değil, odaklandığı kalkınma temasına göre beşerî, sosyal ve/veya çevresel yatırımları
da hızlandırıyor. Kalkınma bankalarının bu konuda ayrışan yönü, bu hedeflerin
birden fazlasına aynı anda katkı sağlamaya odaklanmalarında ortaya çıkıyor.
Kalkınma bankaları bu rolleri ile potansiyel büyümedeki düşüşü yavaşlatma/tersine
çevirmede önemli bir katkı sunma potansiyeline sahip. Yeni Sanayi Politikası,
kalkınma bankalarının rollerinin ve işlevselliklerinin artacağı bir çerçeveye
işaret ediyor.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -

Görüntülü Görüşme
× Kolayca Görüntülü Hesap Açın Telefon Görseli