Ekonomi

TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'nin ikinci ve son gününe Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz katıldı

TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla
gerçekleştirilen ikinci gününde ekonomik güvenlik, Orta Vadeli Program
ve barış ortamının bölgesel kalkınmaya etkisi ele alındı. TÜRKONFED Yönetim
Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, bölge kalkındıkça ortaya çıkacak barış temettüsünün
tüm toplumun ortak refahına dönüşeceğini söyledi. FIRATSİFED Yönetim Kurulu
Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık ise Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli'yi kapsayan
Yukarı Fırat Havzası'na özel bir kalkınma planının hazırlanmasında FIRATSİFED'e
görev verilmesi talebini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'a iletti.
Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından Fırat Sanayi ve İş Dünyası
Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde gerçekleştirilen 27. İş Dünyası Zirvesi'nin
ikinci günü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla düzenlendi.
Yılmaz, programın açılış oturumunda bir konuşma yaptı. Elazığ Valisi Numan
Hatipoğlu ve Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları da zirvenin açılış
konuşmacıları arasında yer aldı. Kamu, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum
temsilcilerini Elazığ'da bir araya getiren 'Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik
Dayanıklılık' temalı zirvede, ekonomik güvenlik, barışın kalkınmaya etkisi,
Orta Vadeli Program (OVP), KOBİ'lerin dünyaya açılması ve küresel iş birlikleri
değerlendirildi.
Süleyman Sönmez: Önceliğimiz üretim kapasitesinin korunması olmalı
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, finansal kırılganlıkların azalma
eğiliminde olduğunu ancak iş dünyasının yatırım ve üretim planları açısından
enflasyon patikası, maliye politikası ve yönetilen fiyatların birbirini desteklemesinin
kritik önem taşıdığını belirtti. Yeni OVP'de belirlenen reform başlıklarının
iş dünyasının işaret ettikleriyle örtüştüğüne, öncelikli konunun ise üretim
kapasitesinin korunması olduğuna dikkat çeken Sönmez, Yıl içerisinde açıklanan
kredi destek paketleri gibi politikaların meyvelerini vermesini sabırsızlıkla
bekliyoruz. İhracat ve yatırım yapan işletmelere, hedefli ve geçici araçlarla
nefes alanı açılmaya devam edilmesini önemli buluyoruz. Öte yandan dünya yeniden
sanayileşmenin yollarını ararken dezenflasyon sürecinin üretim mirasımızı
aşındırması stratejik bir risk oluşturur. Sanayisizleşmenin, nitelikli istihdamın
zayıflaması, orta sınıfın daralması, gençlerin ve kadınların iş gücüne katılımının
sınırlanması ve bölgesel eşitsizliklerin sürmesi gibi toplumsal sonuçları
da olur. Bu nedenle üretimi korumak, toplumsal güveni ve dayanıklılığı da korumak
demektir dedi.
Neyin ne kadar üretildiği kadar nerede üretildiğinin de önemli olduğunun altını
çizen Sönmez, Anadolu'ya sanayi göçü planının, bu süreçte üretim gücünü ülke geneline
yayacak çok önemli bir adım olduğunu dile getirdi.
Barış temettüsü ortak refaha dönüşecek
Kalkınma yolunda atılan en hayati adımlardan birinin de barış olduğunu kaydeden
Sönmez şöyle devam etti, Uzun süre güvenlik riski altında kalan bölgelerde, zaten
var olan ama kullanılamayan kapasitenin üzerindeki fren artık kalkıyor. Bölge
kalkındıkça ortaya çıkacak barış temettüsü, tüm toplumun ortak refahına dönüşecektir.
Bu sürecin yarattığı iklimin, demokrasimizin işleyişini güçlendirecek
daha geniş bir reform gündemine taşınarak Türkiye'nin ortak geleceğine duyduğumuz
güveni daha da büyüteceğini umuyoruz.
Prof. Dr. Yasemin Açık: Bölgemize özel bir kalkınma planına ihtiyacımız var
Zirvenin ilk gününde iş dünyasını Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli'yi kapsayan
Yukarı Fırat Havzası'na yatırım yapmaya davet eden TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, ikinci
gün ise barış ortamının açtığı ekonomik alanın bölgesel bir kalkınma planıyla
değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yukarı Fırat Havzası'nın üretim ve yatırım
önceliklerinin ortak bir çalışma yapısıyla belirlenmesi gerektiğini vurgulayan
Prof. Dr. Açık, planın hazırlanmasında FIRATSİFED'e görev verilmesi talebini
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a şu sözlerle iletti, Bölgede yeni
bir dönem başladı. Devletimizin sağladığı teşvikler de son derece kıymetli. Şimdi
bölgemizin gerçeklerine göre hazırlanmış, özel bir kalkınma planına ihtiyacımız
var. Dört ilimizin güçlü olduğu sektörleri, yatırım önceliklerini ve ihtiyaçlarını
birlikte belirleyelim. Kamu, yerel yönetimler, iş dünyası, üniversiteler
ve sivil toplumun aynı masada olduğu ortak bir çalışma yapısı kuralım. FIRATSİFED
olarak sahadaki birikimimizle bu çalışmaya katkı vermeye ve üzerimize düşen
sorumluluğu almaya hazırız.
Hem sanayimizi hem de hizmetlerimizi yüksek katma değerli hale getirmeliyiz
Prof. Dr. Açık ayrıca, kalıcı belirsizlikler çağında büyümenin hızı kadar niteliğinin
de önem kazandığını ifade ederek, Bir ülkenin dayanıklılığının belkemiği
üretimdir, özellikle de sanayidir. Bu nedenle günümüz koşullarını da göz önüne
bulundurarak sanayimizi daha güçlü bir şekilde ileriye taşımalı, bununla birlikte
hizmetlerimizi de yüksek katma değerli hale getirmeliyiz. Çünkü geleceğin zengin
ülkeleri yalnızca çok mal üreten değil, bilgiyi, tasarımı ve katma değerli
hizmeti dünyaya satabilen ülkeler olacak. Türkiye'nin hedefi, bu ikisini birleştirmek
olmalıdır açıklamasında bulundu.
Ozan Diren: Para ve maliye politikalarının yanında reform ve sanayi politikası
ayağını da tamamlamalıyız
TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Son üç yıldır makroekonomik dengelenme ve istikrar arayışındayız.
Enflasyonla mücadele bu çerçevenin vazgeçilmezi. Ancak kalıcı başarı
için para ve maliye politikalarının yanında reform ve sanayi politikası ayağını
da tamamlamalıyız. Talep koşullarını dengelerken orta vadede üretim kapasitesini,
verimliliği ve teknolojik yetkinliği artırmak zorundayız. Sanayimizin,
kayıtlı istihdamın ve ihracatımızın nefes alanını genişletmeliyiz. Elbette teknoloji,
inovasyon, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve nitelikli istihdam da
rekabetçiliğin asli unsurları. Ama maliyetler kalıcı biçimde bozulduğunda şirketlerin
bu alanlara yatırım yapma gücü de zayıflar. Dezenflasyon hedefini korurken
üretim, ihracat ve dönüşüm yatırımları için hedefli, seçici, şeffaf ve ölçülebilir
finansman imkânları oluşturmalıyız. Desteklerin başarısını kullandırılan
kaynakla değil, verimlilik, ihracat, teknoloji, enerji tasarrufu ve kayıtlı
istihdam üzerindeki etkisiyle ölçmeliyiz dedi.
Anadolu'nun kapasitesini harekete geçirmek ülkemizin ekonomik dayanıklılığını da
güçlendirecektir
Küresel ekonomide jeopolitik, teknolojik ve maliyet esaslı baskıların giderek arttığını
vurgulayan Diren şöyle devam etti, Sanayimizde uzun vadeli dayanıklılık
için kamunun liderliğinde ve iş dünyası paydaşlarının iş birliğiyle 10-15 yıllık
bir sanayi stratejisini planlamalıyız. Hangi pazarlarda derinleşeceğimizi,
hangi teknolojilerde yetkinlik oluşturacağımızı, hangi sektörlerde ve hangi bölgelerde
ölçek büyüteceğimizi netleştirmeliyiz. Bir girişimcinin finansmana, bir
işletmenin nitelikli iş gücüne ve dijital altyapıya erişimi, bulunduğu şehre göre
değişiyorsa ülkemizin bütün potansiyelinden yararlanmamız mümkün olmaz. Elazığ'ın
ve Anadolu'nun her şehrinin üretim, girişimcilik ve insan kaynağı kapasitesini
harekete geçirmek, yalnızca yerel kalkınmayı değil, ülkemizin ekonomik dayanıklılığını
da güçlendirecektir. Bunun için öngörülebilir bir yatırım ortamı
da hayati önemdedir. Hukuk güvenliğinin, şeffaflığın, rekabetin, liyakatin ve
kurumsal öngörülebilirliğin güçlendiği bir zemin, yatırımı, inovasyonu ve uluslararası
yatırım girişini destekler.
Terörün sona ermesi ve huzurun kalıcı tesisi her şeyden önce bölgede gençlerin
gelecek umudunu artırır
Diren sözlerini, Ülkemizde terörün sona ermesi ve huzurun kalıcı tesisi her şeyden
önce bölgede gençlerin gelecek umudunu artırır. Demokratik kurumlar ve hukukun
üstünlüğü, ekonomik koşullarda iyileşme ve gelir adaleti, dengeli bölgesel
kalkınma, eğitim, sağlık ve temiz bir çevre gibi unsurlar toplumsal güveni ve dayanıklılığı
yükseltir. Sona eren terörün ardından temennimiz, demokratik ve ekonomik
kalkınmayı hızlandıracak kapsamlı bir reform gündeminin hayata geçmesi ve
bölgede yatırım ortamının güçlenmesidir diyerek tamamladı.
Ömer Aras: Yerelde güçlü olacağız ki dünyaya daha güçlü bağlanalım
Zirvenin konuk konuşmacısı TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras ise
yeni dönemde verimlilik kavramının da yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyerek,
Yeni dünyada en verimli şirket yalnızca en düşük maliyetle çalışan şirket
değildir. Şok geldiğinde üretmeye devam edebilen şirkettir. İşte bu bizi dayanıklılığın
temel unsurlarından birine getiriyor: Çeşitlilik. Enerji kaynaklarını
çeşitlendirmek. İhracat pazarlarını çeşitlendirmek. Tedarikçileri çeşitlendirmek.
Üretim merkezlerini çeşitlendirmek. Teknoloji kaynaklarını çeşitlendirmek. Çünkü
çeşitlilik dayanıklılık yaratır. İşte tam burada yerelin gücü devreye giriyor.
Türkiye'nin dayanıklılığını sadece merkezden inşa edemeyiz. Çünkü Türkiye'nin
ekonomik gücü tek bir yerde değil. Türkiye'nin ekonomik gücü yaygın. Bursa'da
otomotiv var. Denizli'de tekstil var. Gaziantep'te güçlü bir sanayi kültürü
var. Diyarbakır'da tarım var, tarıma dayalı sanayi potansiyeli var. Kayseri'de
girişimcilik var. Ege'de tarım, sanayi ve ihracat var. Akdeniz'de turizm, enerji
ve lojistik var. Ve bugün bulunduğumuz Elazığ'ın da kendine özgü çok önemli kaynakları
var. İşte bu çeşitlilik Türkiye'nin büyük avantajlarından biridir şeklinde
konuştu.
Aras konuşmasında şu ifadeyi kullandı, Burada yerelin gücü derken içe kapanmayı
kastetmiyorum. Tam tersine. Yerelde güçlü olacağız ki dünyaya daha güçlü bağlanalım.
Yerel tedarikçilerimizi geliştireceğiz. Ara malı üretimimizi artıracağız.
Bölgesel kümelenmeler oluşturacağız. Teknolojiyi Anadolu'daki KOBİ'lere etkin
götüreceğiz. Ve bütün bunları küresel değer zincirlerine bağlayacağız. Çünkü bugün
dünyada şirketler artık yalnızca, En ucuz nerede üretebilirim diye sormuyor.
Aynı zamanda, En güvenli nerede üretebilirim diye soruyor. Bugün küresel
şirketler, 'reshoring', 'nearshoring' ve 'friend-shoring' kavramlarını konuşuyor.
Bunların ortak paydası tek bir şey: Coğrafya yeniden önem kazanıyor. Yakınlık
yeniden değer kazanıyor. Güvenilir üretim ön plana çıkıyor. Bu Türkiye için
çok önemli bir fırsat. Ama coğrafi avantaj tek başına yetmez. Avantajı değere dönüştürecek
yerel kapasiteye ihtiyacımız var. Yerelin gücü, sahip olduğumuz kaynakların
toplamı değildir. O kaynaklardan yaratabildiğimiz değerin toplamıdır.
Ömer Aras şu ifadeleri kullandı, Yerelin bilgisini merkezin imkânlarıyla buluşturmak
zorundayız. Merkez her şehrin sorununu bilemez. Yerel de her sorunu tek başına
çözemez. İyi sistem, bu ikisinin birbirini dinlediği sistemdir. İşte TÜRKONFED
gibi yapılar bu nedenle çok değerli. Çünkü yerelin sesini merkeze taşırken
ulusal stratejileri de yerele taşıyorlar.
Aras, Elazığ'ın örnek olabileceği bir konu daha olduğunu ifade ederek, 2020 depreminde
Elazığ büyük bir darbe aldı. Canlarımızı kaybettik. Binalar yıkıldı. Ekonomik
ve sosyal hayat zarar gördü. Ama Elazığ yeniden ayağa kalktı. Çünkü dayanıklılık,
hiç darbe almamak değildir. Dayanıklılık, darbe aldıktan sonra yeniden
ayağa kalkabilmektir. Hatta daha da önemlisi: Sadece eskisini yeniden yapmak
değil, daha iyisini inşa edebilmektir sözlerini sarf etti.
İş dünyasının liderleri ekonomik dayanıklılığı konuştu
Zirve kapsamında düzenlenen 'Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık' başlıklı
panel, SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serpil Veral, ODE Yalıtım Yönetim
Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Vestel Şirketler Grubu Başkanı Gökhan Sığın'ın
katılımıyla gerçekleşti. Ekonomik dayanıklılığın iş dünyası açısından farklı
boyutlarıyla değerlendirildiği zirvede, Columbia Üniversitesi Profesörü ve Ekonomist
Jeffrey D. Sachs'ın video mesajına da yer verildi. Sachs mesajında, zirvenin
teması olan ekonomik dayanıklılığın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nda
yapılan görüşmelerin de tam merkezinde aldığına dikkat çekerek, dayanıklı bir
geleceği inşa etmenin yolunun sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmekten geçtiğini
söyledi. Sachs, Türkiye'nin bu alanda öncü olduğu alanları ise yeşil enerji,
sıfır atık ekonomisi, bilim ve teknoloji temelli bir ekonomi ile küresel
bağlantısallık olarak sıraladı.
Zirvenin son bölümündeki konsey oturumu ise TÜRKONFED Yüksek Danışma Kurulu Başkanı
Sefa Targıt'ın açılış konuşmasıyla başladı. Kurumdaki çalışmaların ve gelecek
hedeflerinin değerlendirildiği oturumun moderatörlüğünü, TÜRKONFED Yönetim Kurulu
Başkanı Süleyman Sönmez ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin
Açık üstlendi.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -