Türkiye'de işletme sayısı ve sağladıkları istihdam olarak dünya ortalamasının üzerinde
olan KOBİ'ler, %41,2'lik katma değer üretimiyle ise küresel ölçekte işaret
edilen %50 seviyesinin altında kalıyor. 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla
açıklama yapan TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, KOBİ sayısının
yüksek olması ekonomimizin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük
bir kırılganlık yaratıyor. Bu nedenle KOBİ'leri yaşatma ekonomisinden büyütme
ekonomisine geçmeliyiz dedi. 5 maddelik finansman reçetesi paylaşan Sönmez ayrıca,
KOBİ'lerin kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi
yönünde bir talebi olduğunu da aktardı.
Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez,
27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ'lerin ekonomideki
rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini
de paylaştı. KOBİ'lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın
kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin
ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti.
Çok iş, az değer üretiyoruz
Türkiye'deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez,
KOBİ'ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90'ını oluştururken istihdamın
da %67'sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye'ye
baktığımızda ise %99,6'lık işletme sayısı ve %68,5'lik istihdam ile dünya
ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde,
%41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH'nin yarısı (%50) eşiğinin altında
kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, 'Yeterince KOBİ var
mı' değil, 'KOBİ'ler yeterince değer üretebiliyor mu' olmalı. Bu veriler, 'çok
iş, az değer' ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam
ihracatın yalnızca %29,6'sı KOBİ'lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan
nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve
neticede ülke ekonomisini etkiliyor dedi.
Asıl açık verimlilikte
Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını
belirten Sönmez, KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama
o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere
entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört
kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına
katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL'ye yani 5,5
katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın
yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta 'kayıp orta' olarak tanımlanan
sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini
kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve
şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ,
finansal sistemin gözünde 'riskli' kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem
banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor, bu da ölçeğe geçişi
'finanse edilemez' kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri
ölçek olarak büyütmekten geçiyor diye konuştu.
Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil
Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını
söyleyen Sönmez şöyle devam etti, Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi
faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak
matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor.
Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor.
Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline,
düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ'ler, bilançosu
büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu
konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan
her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli
iş gücü de kayboluyor.
Para tek başına yeterli değil
KOBİ'lerin %78,8'inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide
üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları
söyledi, KOBİ'lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek
olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları 'gerekli ama ertelenebilir'
görülüyor, ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede
deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri
altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor.
Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.
Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, İhracatçı KOBİ
sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü
bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına,
sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor.
Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ
ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına
dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi,
alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu
desteği de eklenmeli dedi.
5 maddelik finansman reçetesi
KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu
ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, TÜRKONFED olarak beş başlıktan
oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları
çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi,
teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe
dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma
desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak,
Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş
bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme
sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep
alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı
aynı kefeye konulmamalı açıklamasında bulundu.
Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır
Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ'yi yaşatma ekonomisinden büyütme
ekonomisine geçiş belirleyecek diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı, TÜRKONFED
olarak bunun ön koşulunu, makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil
nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası'nın da vurguladığı
gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini
tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -