Ekonomi

VİAD Genel Başkanı Sinacı Kırk yıllık ezber bozuldu, Türk iş dünyası yeni bir anlayış geliştirmek zorunda

VİAD Genel Başkanı Atilla Sinacı, Türk iş dünyasının artık eski reflekslerle yol
alamayacağını belirterek, küresel rekabette değişen dengeler, Çin'in çift yönlü
baskısı, finansman darboğazı ve daralan kâr marjları karşısında yeni bir stratejik
yaklaşımın zorunlu hale geldiğini söyledi.

Güvenli limanların vedası
Vizyoner İş Adamları Derneği (VİAD) Genel Başkanı Atilla Sinacı, ekonomide yaşanan
son gelişmelere ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamasında, çok önemli konulara
değinen VİAD Genel Başkanı Atilla Sinacı, küresel ticaretin alışılmış denklemlerinin
değiştiğini vurgulayarak, Türk sanayicisinin uzun yıllardır kriz dönemlerinde
dış pazarlara yönelerek ayakta kalmayı başardığını ancak artık bu refleksin
tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Sinacı, Türk sanayicisi, genetik
kodlarına işlemiş güçlü bir hayatta kalma becerisine sahiptir. On yıllardır iç
piyasada ne zaman bir daralma yaşansa ne zaman döviz krizi ya da talep yetersizliği
kapıyı çalsa, rotasını hızla dış pazarlara çevirmeyi başardı. 'İçeride yoksa
dışarıda var' anlayışıyla yeni coğrafyalar keşfetmek, yeni kapılar aşındırmak
bizim en temel refleksimiz oldu dedi.

Sinacı, bu yaklaşımın uzun yıllar iş dünyasına direnç kazandırdığını belirterek,
bugün gelinen noktada aynı pusulanın artık doğru yönü göstermediğini söyledi ve
Bu refleks, kırk yıl boyunca bizi birçok fırtınadan bir şekilde sağ salim çıkardı.
Ancak bugün, o çok güvendiğimiz pusulanın artık doğru yönü göstermediği
bir kavşaktayız. Sahne değişti, oyuncular değişti, en önemlisi de oyunun kuralları
artık bizim yıllardır alıştığımız kitaptan okunmuyor ifadelerini kullandı.

Çin dominasyonu geleneksel çıkış yollarını daralttı
Konuşmasında küresel üretim ve tedarik zincirlerinde Çin'in artan etkisine dikkat
çeken Sinacı, yeni pazar bulmanın artık yalnızca cesaret ve ilişki ağıyla açıklanamayacağını
dile getirdi ve Eskiden yeni bir pazar bulmak, büyük ölçüde cesaret
ve network meselesiydi. Bugün ise bu denklemin önünde devasa bir engel duruyor:
Çin dominasyonu. Son beş yılda küresel üretim ve tedarik zincirleri üzerinde
kurulan bu ezici hâkimiyet, bizim geleneksel çıkış yollarımızı büyük ölçüde
daralttı. Biz daha bir pazara ulaşmadan, o pazarın lojistik hatları, fiyat dengeleri
ve raf kapasiteleri çoktan bu büyük güç tarafından konsolide edilmiş oluyor dedi.

Sinacı, mevcut tabloda yalnızca yeni pazar bulmanın yeterli olmadığını vurgulayarak,
Artık yalnızca pazar bulmak yetmiyor, o pazarda rekabet edebilecek maliyet
yapısına, teknolojik çevikliğe ve stratejik hazırlığa da sahip olmak gerekiyor
diye konuştu.

Çin etkisinin yalnızca dış pazarlarda değil, Türkiye'nin iç pazarında da çok daha
görünür hale geldiğini belirten Sinacı, Üstelik meselenin daha can yakıcı bir
boyutu var. Çin dominasyonu artık yalnızca ihracat pazarlarında değil, kendi
iç piyasamızda da güçlü biçimde hissediliyor. En basit ara malından sanayi tezgâhına
kadar geniş bir yelpazede, binlerce kilometrelik mesafeye ve gümrük vergilerine
rağmen rekabet etmekte zorlanıyoruz. Kendi evimizde misafir konumuna düşmek,
bu dönüşümün en sert yüzlerinden biridir şeklinde konuştu.

Sinacı, bu çift taraflı baskının eski ihracat refleksini de zayıflattığını belirterek
sözlerini şöyle sürdürdü: Çin'in bu çift taraflı baskısı, kırk yıllık 'ihracatla
çıkış' ezberini zayıflattığı gibi, iç piyasaya sığınma seçeneğini de giderek
etkisiz hâle getiriyor. Yeni dünyada artık pazar bulmak bir sonuç değil,
çok daha karmaşık bir stratejik satrancın ilk hamlesidir.

Finansman darboğazı: Üretimden daha büyük bir varoluş meselesi
İş dünyasının yalnızca pazar baskısıyla değil, finansman koşullarıyla da ağır biçimde
sınandığını söyleyen Sinacı, kaynaklara erişimde yaşanan zorlukların şirketleri
kırılgan hale getirdiğini ifade etti. Başkan Sinacı, Sanayicimizin omuzlarındaki
yük yalnızca pazar baskısıyla sınırlı değil. Bugün finansman koşulları,
üretimin kendisinden daha büyük bir varoluş meselesine dönüşmüş durumda. Finansal
kaynaklara erişimin bu denli zorlaştığı, sermaye maliyetinin kâr marjlarını
yuttuğu bir dönemde şirketleri ayakta tutmak adeta bir akrobasi faaliyetine
dönüşüyor dedi.

Sinacı, finansal yönetimde yapılan en küçük hatanın dahi ciddi sonuçlar doğurabileceğine
işaret ederek, Krediye erişimden kur riskine, nakit akışı yönetiminden
borç yapılandırma süreçlerine kadar her başlık, hata kabul etmeyen bir mayın
tarlasını andırıyor ifadelerini kullandı.
Şirketlerin büyük bölümünün bu süreci tek başına yönetmeye çalıştığını belirten
Sinacı, profesyonel finansal mimarinin önemine dikkat çekti. Şirketlerimizin önemli
bir bölümü bu finansal labirentte tek başına yol bulmaya çalışıyor. Oysa
gerçek şu ki, profesyonel bir finansal mimari ve stratejik rehberlik olmadan bu
labirentten çıkış çok daha zor hâle geliyor. Finansman artık yalnızca bir muhasebe
kalemi değil, doğrudan stratejik yönetimin merkezinde yer alan belirleyici
bir başlık haline dönüşmüştür diye konuştu.

Körfez eksenli yeni bir maliyet şoku kapıda
Küresel ticaret hatlarının yeni bir sarsıntıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen
Sinacı, Körfez merkezli gelişmelerin birçok sektörü etkileme potansiyeli taşıdığını
belirtti. Zaten zorlanan küresel ticaret hatları, şimdi de Körfez eksenli
yeni bir maliyet şokuyla karşı karşıya. Sessiz ilerleyen ama etkisi derin olacak
bu sarsıntı, yalnızca o bölgeyle doğrudan ticaret yapanları değil, neredeyse
bütün sektörleri etkileme potansiyeli taşıyor. Enerji fiyatlarından lojistik güzergâhların
güvenliğine kadar pek çok başlık yeniden tartışılıyor dedi.

Sinacı, söz konusu sürecin birçok başlıkta baskı oluşturacağını kaydederek, Bu
kriz, turizmden profesyonel hizmetlere, kimya sanayiinden taşımacılığa kadar birçok
alan üzerinde baskı oluşturacaktır. İhraç pazarlarındaki daralma ve maliyet
artışları, hazırlıksız yakalanan yapılar için ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu
fırtınada sadece limanda beklemek yetmez, geminin gövdesini yeni dalga boylarına
göre güçlendirmek gerekir ifadelerini kullandı.

Marjlarda alarm: Verimlilik artışı ve ölçek büyütme şart
Kâr marjlarındaki daralmanın göz ardı edilemeyecek bir aşamaya geldiğini belirten
Sinacı, maliyet baskısının şirket bilançolarını doğrudan etkilediğini söyledi.
Genel Başkan Sinacı, Göz ardı edilemeyecek en acı gerçeklerden biri şudur: Kâr
marjlarımız her geçen gün biraz daha incelmektedir. Hammadde, enerji, işçilik
ve finansman maliyetleri yükselirken, satış fiyatları üzerindeki baskı kazançları
eritiyor dedi.

Sinacı, bu tabloya karşı iki temel çıkış yolunun bulunduğunu belirterek, Bu erimeye
karşı elimizde iki temel araç bulunuyor: verimlilik artışı ve ölçek büyütme.
Geleneksel üretim modelleriyle ve eski usul yönetim anlayışıyla bu baskıya direnmek
artık çok zor. Dijitalleşme, teknolojik dönüşüm ve ölçek ekonomisi bugün
bir tercih değil, adeta bir can simididir. Bunu ertelemek, zamanla yarışı daha
başlamadan kaybetmek anlamına gelir diye konuştu.

STK'lara yeni rol çağrısı
İş dünyasının çatı kuruluşlarına da mesaj veren Sinacı, oda, borsa ve sivil toplum
kuruluşlarının artık klasik görev tanımlarıyla yetinemeyeceğini söyledi. Tüm
bu tablo, iş dünyasının çatı kuruluşlarına önemli ve ertelenemez bir sorumluluk
yüklüyor. Ancak sahaya baktığımızda, STK'lar ile oda ve borsaların bir kısmının
hâlâ daha geleneksel görev tanımları içinde kaldığı görülüyor. Evrak süreçlerini
yürütmek, dönemsel eğitimler düzenlemek ya da genel çerçeveli seminerler
vermek elbette kıymetlidir, ancak bugünün hızla değişen ekonomik şartlarında bunlar
artık tek başına yeterli değildir dedi.

Sinacı, gerçek rehberliğin yol açmak ve belirsizlikleri azaltmak anlamına geldiğini
belirterek, Çünkü günümüzde rehberlik, yalnızca mevcut işleyişi sürdürmekten
ibaret değildir. Asıl rehberlik, sanayicinin ve girişimcinin önünü açmak, belirsizlikleri
azaltmak, stratejik ufuk sunmak ve çözüm üretme kapasitesini güçlendirmektir.
İş dünyasının sesini yalnızca sorunları dile getirerek değil, somut
projeler, veriye dayalı öneriler ve yapıcı bir temsil anlayışıyla daha etkili
biçimde duyurmaktır ifadelerini kullandı.

VİAD olarak bu noktada bir paradigma değişimini savunduklarını söyleyen Sinacı,
Vizyoner İş Adamları Derneği olarak biz, tam da bu noktada bir paradigma değişimine
ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. STK'ların, oda ve borsaların yalnızca mevcut
düzeni sürdüren yapılar değil, üyelerine yön gösteren, dönüşümü okuyabilen, riskleri
önceden görebilen ve geleceği birlikte inşa etme iradesi ortaya koyan kurumlar
hâline gelmesi gerektiğini düşünüyoruz dedi.

Denklem değişti, yeni şeyler söylemek zorundayız
Konuşmasının sonunda VİAD'ın iddiasını ve yaklaşımını özetleyen Sinacı, yeni dönemde
çözüm üreten birlikteliklerin önemine işaret etti ve Biz, iş dünyasındaki
bu sıkışmışlığa yeni bir soluk getirme iddiasıyla yola çıktık. Şirketlere yalnızca
sorunlarını hatırlatan değil, o sorunları aşabilmeleri için etkili birliktelikler
kuran, stratejik rehberlik sunan ve çözüm üreten bir STK modelini benimsiyoruz dedi.

Sinacı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: Çünkü denklem değişti. Eskiden sonucu
belirleyen değişkenlerin önemli bir bölümü artık yok. Eski alışkanlıklarla, eski
parametrelerle aynı sonuçları almayı beklemek artık rasyonel değildir. Denklemin
bugünkü çıktıları, dünün girdileriyle açıklanamıyor. Sözün özü, yeni şeyler
söylemek, yeni yollar açmak ve bu yeni denklemde kendi yerimizi sağlamlaştırmak
zorundayız.


-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -