Piyasalar Neden Bir Anda Yön Değiştirdi?
Herhalde hiç kimse savaşın başladığı 2 Mart tarihinde olayın ABD’nin faiz indirmesinden faiz yükseltmesine kadar geleceğini düşünmüyordu. Ancak gelinen noktada, geçen hafta itibarı ile swap ve futures piyasları bu sene içinde Fed’den faiz indirimi değil faiz artışı fiyatlamaya başladı. Hatta öyle ki, aşağıda solda görülen resimde, 2 Mart günü piyasa 2026 için oklarla işaretli olan aylarda olmak üzere 2 faiz indirimi fiyatlarken Cuma günü itibarıyla aynı diyagrama baktığımızda 1 tane faiz artışı fiyatlamaya başladı.
İlk önce neden böyle olduğuna bakalım, sonra da sonuçlarını görelim. Aslına bakarsanız Fed’e geçmeden önce, Avrupa Merkez Bankası (AMB) nın bu konuda daha önce davranacağını düşünüyorduk. Çünkü Avrupa’da büyümenin daha sınırlı olduğu ve istihdam piyasasının çok da umut verici olmayacağını değerlendiriyorduk ve bu nedenle de ilerleyen aylarda, belki 2027’ye sarkacak şekilde faiz artırımının başlayacağını ama bunun sadece 2 adımla kalabileceğini değerlendiriyorduk. Bu sırada hali hazırda zaten 2 kez faiz artırmış olan Avustralya Merkez Bankası’nın, İngiltere Merkez Bankası’nın da bu furyaya dahil olabileceğini düşünüyorduk. Ama Fed’in bu döngüye girmesi pek de öngörülebilen bir durum değildi. Doğrusunu isterseniz fiyatlamadaki bu önemli değişime rağmen hala bunun geçici olma ihtimali de olduğunu ifade edelim. Piyasada değişen bu fiyatlamanın biraz panik havasında gerçekleşmiş olabileceğini göz ardı etmemek gerek. Sebeplerine kısaca göz atınca savaşın beklenenden çok uzun sürmesi ve bu süreç içinde dünyadaki ekonomik aktivitenin devamı için hayati önem taşıyan enerjinin ve buna bağlı sektörlerin son derece ciddi bir darboğaza girmiş olmasının küresel enflasyonu zıplattığını görüyoruz. Daha önce de bahsettiğimiz üzere bu sadece petrol fiyatlarını etkileyen bir durum değil, gübre fiyatları ile tarımsal emtianın fiyatından tutun da, helyum arzı nedeniyle mikroçip üretiminin sekteye uğramasına kadar daha önce düşünülmeyen kalemlerden küresel üretkenliği, verimliliği vuran bir durum haline geldi. Sonuçta mal ve buna bağlı olarak hizmet fiyatlarında önemli bir sıçrama göreceğiz. Ek olarak ABD başta olmak üzere işsizliğin küresel olarak artmaya başladığı görülüyor. Dolayısıyla yüksek enflasyonun yanında bir de ekonomik durgunluk sahneye gelmek üzere. Ve bütün bu olan biteni savaşa bağlamak en uygun seçenek gibi duruyor. Ayrıca savaşın gidişatı ile ilgili olarak; ABD’nin NATO üyesi olan ve hatta olmayan ülkelerden askeri yardım istemesine karşılık bu talebin destek bulmamış olması ve ABD’nin bu savaşta İsrail’in yanında yalnız kalması hem siyasi prestij, hem de ekonomik olarak ABD’nin üzerine hiç beklenmeyen bir yük bırakmış oldu. ABD ise yardım gelmediğini görünce savaşı kendi askeri gücü ile bitirmek için yeni güçleri bölgeye sevk ederek daha önce hiç planlanmayan maliyetlerin altına girmiş oldu. Ne yazık ki bu gelişmelerin faturası bütün dünyaya çıkıyor ve yükselen fiyatlardan herkes etkileniyor.