Japonya’da Sular Durulmuyor
Japonya ekonomisi, son otuz yılın en kritik virajlarından birinden geçerken yalnızca kendi kaderini değil, küresel piyasaların dengesini de etkilemeye devam ediyor. Bir yanda faizleri son 30 yılın en yüksek seviyelerine taşıyarak para politikasında radikal bir “normalleşme” süreci başlatan Japonya Merkez Bankası, diğer yanda ise zorlu küresel koşullar altında büyümeyi sürdürmek isteyen siyasi irade bulunuyor.
Bilindiği üzere Japonya, 1990’ların sonundan bu yana ekonomiyi ayakta tutabilmek amacıyla uzun süre sıfır faiz, hatta negatif faiz politikası uyguladı. On yıllar boyunca enflasyon yerine deflasyonun hâkim olması; yani fiyatların artmaması hatta gerilemesi, tüketim alışkanlıklarını baskılayarak hem ekonomik büyümenin hem de Ar-Ge yatırımlarının zayıflamasına yol açtı. Bu süreç, Japonya’nın değişen küresel ekonomik düzene uyum sağlamakta zorlanmasının temel nedenlerinden biri olurken, aynı zamanda Japon Yeni’ni dünyanın “ucuz para” kaynaklarından biri haline getirdi.
Bugün ise bu uzun dönemin ardından gelen uyanışın sancıları yaşanıyor. Yıllardır “zam” kavramına yabancı bir toplum için faiz artışları yalnızca teknik bir veri değil, aynı zamanda köklü bir zihniyet değişimini ifade ediyor. Japonya’nın düşük faiz sarmalından çıkma çabası, New York’tan İstanbul’a kadar küresel piyasalarda dengeleri etkileyebilecek bir potansiyel barındırıyor.
Tahvil Piyasasında Tarihi Kırılma
Aşağıdaki getiri eğrisi (yield curve), Japonya’nın kısa ve uzun vadeli tahvil faizlerinin seyrini gösteriyor. Kısa vadeli faizler yükselirken, özellikle 30 ve 40 yıllık uzun vadeli tahvil getirilerinin %3,5–%4 bandına yaklaşması, piyasanın artık kalıcı bir enflasyon ve daha yüksek faiz ortamını fiyatladığına işaret ediyor.
Enflasyon ve Büyüme İkilemi
Japonya Merkez Bankası (BoJ), 2007’den bu yana ilk kez faiz oranını artırarak negatif faiz politikasını terk etti. Pandemi sonrasında küresel ölçekte artan maliyetler, Japonya ekonomisinde enflasyonun hızla yükselmesine neden oldu. Bu artış, uzun yıllar düşük enflasyonla anılan Japonya için ülke standartlarına göre oldukça yüksek seviyeler olarak kayda geçti.
Yen’in Geleceği ve Küresel Sarsıntı
Döviz tarafında ise Japon Yeni (JPY), dolar karşısında son yılların en zayıf seviyelerini gördü. USD/JPY paritesinin 157 seviyelerine kadar yükselmesi, ithal enerji maliyetlerini artırarak halkın alım gücü üzerinde baskı oluşturuyor. Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımlarıyla Yen’in yeniden güçlenmesi beklense de, bu durum ihracat ağırlıklı büyük şirketler için kâr marjlarının daralması riskini beraberinde getiriyor.
Sonuç olarak, yıllardır “zam” kelimesine yabancı kalan Japon toplumu için bu yeni dönem, adeta sosyoekonomik bir zihniyet devrimi niteliği taşıyor.
Küresel Piyasalarda Fay Hattı: Carry Trade’in Çözülme Riski
Japonya’nın faiz artırımları, yalnızca yerel bir politika değişikliği değil; yen carry trade düzeninin sona erme potansiyeli taşıyor. Uzun yıllar boyunca yatırımcılar, düşük faizli Yen ile borçlanarak ABD tahvilleri ve küresel riskli varlıklara yöneldi.
Ancak getiri eğrisinde özellikle 30 ve 40 yıllık tahvillerin %4’e yaklaşması, Japon yatırımcıya ülke içinde %3–4 bandında risksiz getiri imkânı sunuyor. Bu durum, Japon sermayesinin ABD tahvilleri başta olmak üzere yurt dışı varlıklardan kademeli olarak geri dönmesine yol açabilir.
Sonuç olarak, dünyanın en büyük tahvil alıcılarından biri olan Japonya’nın küresel piyasadan çekilmesi, küresel tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilecek önemli bir dinamik olarak öne çıkıyor.
Japonya Başbakanı Takaiçi'den piyasalara müdahale uyarısı
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, yenin dolar karşısındaki hızlı değer kaybı ve devlet tahvili getirilerindeki sert yükselişin ardından, spekülatif piyasa hareketlerine karşı hükümetin harekete geçmeye hazır olduğu uyarısında bulundu.
Liderler arasında düzenlenen bir televizyon tartışmasında konuşan Takaichi, piyasa dinamiklerine doğrudan müdahale etmek istemediklerini ancak anormal hareketler karşısında sessiz kalmayacaklarını vurguladı. “Piyasa tarafından belirlenmesi gereken konular hakkında yorum yapmak bir başbakan olarak benim işim değil; ancak spekülatif ve son derece anormal hareketlere karşı gerekli tüm önlemleri alacağız,” ifadelerini kullandı.
Açıklamalarda hangi piyasanın —yen mi yoksa tahvil piyasası mı— kastedildiği netleşmezken, Japon yetkililerin son dönemde her iki alana yönelik uyarılarını artırdığı görülüyor. Piyasa analistleri, yenin değer kaybını sınırlamak amacıyla döviz piyasasına olası bir müdahalenin gündeme gelebileceğini ve bu süreçte ABD’den nadir görülen bir destek alınabileceğini değerlendiriyor.
Sonuç: Devlerin Uyanışı ve Yeni Finansal Mimari
Japonya’nın "kayıp on yıllardan" çıkış bileti, ironik bir şekilde küresel piyasalar için bir belirsizlik biletine dönüşebilir. On yıllardır dünyanın likidite musluğu olan Yen’in artık kendi evine dönmeye başlaması, sadece bir para politikası değişikliği değil; küresel sermaye akışlarının rotasının yeniden çizilmesidir.
1. "Bedava Para" Devri Kapandı: Artık Japonya’dan borçlanıp dünyaya dağıtılan düşük maliyetli sermaye yerini, Japonya içindeki güvenli ve getirisi artan varlıklara bırakıyor. Bu durum, teknoloji hisselerinden gelişmekte olan piyasalara kadar her varlık sınıfında bir "değerleme sancısı" yaratabilir.
2. Zihniyet Devrimi Sancılı Olacak: Japon halkı için "zam" ve "faiz" kavramları yeni bir kültürel şok. Eğer ücret artışları enflasyonun gerisinde kalırsa, BoJ’un (Merkez Bankası) siyasi iradeyle karşı karşıya gelmesi kaçınılmazdır.
3. Gözler 160 Seviyesinde: USD/JPY paritesindeki 160 sınırı, sadece bir rakam değil; Japon otoritesinin kredibilitesinin test edildiği bir "psikolojik baraj" haline gelmiştir. Başbakan Takaiçi’nin müdahale sinyalleri, önümüzdeki günlerin oldukça volatil geçeceğinin habercisidir.
Özetle, Japonya’da suların durulmasından ziyade yeni dalgaların oluşmaya başladığı görülüyor. Küresel yatırımcılar açısından artık “Japonya ne yapıyor?” sorusu, Fed kararları kadar kritik bir öneme sahip.
Japon Yeni cephesinde kısa vadede en önemli başlıklardan biri, 8 Şubat 2026 Pazar günü yapılacak seçimler olacak. Sandıktan çıkacak sonuçların, Yen’in yönü üzerinde belirleyici olması bekleniyor.