Venezuela Gelişmelerini Okumak
Haftaya başlangıç yaparken küresel piyasalarda gözler doğal olarak petrol ve kıymetli metal fiyatlarında oluyor. Ancak beklendiği üzere hafta sonunda ABD'nin cımbız bir operasyonla Maduro'yu Caracas'ta tutuklaması petrol fiyatlarına neredeyse hiç etki etmezken altın ve gümüş Asya seansında alıcı buldu. Fakat bu hareketin Venezuela operasyonundan kaynaklandığını garanti etmek mümkün değil çünkü her iki kıymetli metal de normal zamanlarda bu tür hareketler yapabiliyor.
Bu aşamada Venezuela'daki bu gelişmenin neden petrol fiyatlarını etkilemediğine ve gelecekte neler olabileceğine kısaca değinmek gerekir. Verilere göre Venezuela 303 milyar varillik bir rezervinde üzerinde oturuyor ama yaptırımlardan dolayı bu petrolün piyasaya girişi çok çok sınırlı boyutlarda kalıyor. Aşağıda görüleceği üzere ülkenin petrol üretimi yaptırımlar öncesine göre çok çok düşük seviyede.
Operasyon öncesinde bir miktar artan üretime rağmen aslında eski günlerdeki kapasitesinin çok altında petrol çıkartabiliyor. Çıkartılabilen petrolün en büyük sağlayıcısı ülkede kalan tek ABD şirketi olan Chevron. O da tek başına günlük üretimin neredeyse 1/3'ünü yapıyor. En büyük alıcı ise hacmi aşağıda görüleceği üzere Çin.
Buraya kadarki, durum saptamasıydı. Şimdi ne olacak ona bakalım. Petrol piyasasında önemli bir değişim en azından kısa vade için beklememek lazım. Çünkü ABD'nin Venezuela'nın petrol dahil birçok yer altı kaynağının kontrolünü eline geçirmiş olması bu kaynakların hemen piyasaya veya pratik kullanıma gireceği anlamına gelmez. En hızlı olabilecek olan belki de petroldür ama onun bile önünde birkaç senesi var. Kaldı ki henüz süre kısıtına gelmeden önce maliyet unsuru var. Her ne kadar Başkan Trump Amerikan şirketlerinin yatırım olmadığı için eskiyen ve bitik halde olan Venezuela alt yapısına yatırım yapacağını söylese bile şirketler açısından burada şöyle bir durum var; yatırım için kullanılabilecek eldeki kaynağı kalın ve dünyada alıcısı sınırlı olan Venezuela'ya mı yatırmak ekonomik açıdan daha doğru bir karardır yoksa Permian havzasında, alıcısı bol petrol için mi kullanmak daha doğrudur? Eğer Trump bu konuda şirketlere Venezuela'da yatırım yapmaları için bazı teşvikler veya yatırım yapmayanlara kendince zorluklar çıkartmazsa yukarıda bahsi geçen durum henüz ortada bir karar. Yani ya ödül ya korku faktörü ile ABD şirketlerinin de yönlendirilmesi gerekecektir. Diğer yandan Chevron yıllardır bölgede faaliyet gösterdiği için buradaki aslan payını almaya devam edecektir.
Bu durumda yaptırımlardan kurtulan petrolün piyasaya gelişi zamana yayılmış olacaktır ve bu nedenle petrol fiyatı üzerinde kısa vadede değil ama uzun vadede etkisi hafif bir şekilde görülecektir.
Küresel basında çıkan haberlere göre operasyondan çok kısa bir süre önce Başkan Trump Çin ile görüşmüş. Makul düşünce bu görüşmede operasyon hakkında bilgi verip yanlış bir tepkiyi engellemek istemiş olması. Ama aynı zamanda bu petrolün en büyük alıcısının ithalatını da güvence altına almış olabilir ki işin sonrasında Çin'den önemli bir tepki gelmedi.
Piyasalarda şimdiden herhangi bir fiyatlamaya neden olmasa da gelişmenin gözden kaçırılmaması gereken bir başka boyutu da Venezuela'nın diğer yeraltı zenginlikler. Özellikle lityum, nadir elementler ve kıymetli metaller tarafında son derece ciddi rezervler olduğu biliniyor. Bu adımla ABD Çin'in kontrolünde olan nadir element pazarında da önemli bir adım atmış oluyor. Doğrusunu isterseniz dünya barışı adına olan biten belki de daha hayırlı bir gelişme olmuştur ve ABD – Çin arasında olası bir savaşı ötelemiştir.
ABD Dış İşleri Bakanı Marco Rubio'nun açıklamalarını da gözden kaçırmamak gerekir; görünüşe göre bu basit bir ''uyuşturucu ve silah kaçakçılığına göz yuman ülke liderini'' tutuklamakla kalmayacak ve resmen Venezuela'nın iç işlerine, ekonomisine müdahil olacaklar. Bu başlık ise ileride konuşmamız gereken konulardan birisi olacak şüphesiz.